Yol Uçuruma galebe çalar mı?
10/10
·103 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
#Yoluçurumu @bir_aybüke_akgül'ün ilk eseri. Yola beraber çıktığımız kardeşlerimden. Bir bebeği bekler gibi bekledik Yol Uçurumu'nun gelişini. Daha müjdesi verilmeden çok sevmiştik onu. Edebiyatımızda kalıcı izler bırakacağına inandığım Yol Uçurumu ve onu takip edecek eserleriyle Aybüke Akgül'ün kaleminin münbit olması dileğiyle... Kelamullah'tan feyzlenen kelimeler, köklerden göklere uzanacak hikâyeler düşsün nasibine... 19 hikâyenin yer aldığı eserde ilk öykü Nahir'in Gözleri. O masalsı dokusuyla en etkilendiğim metinlerden biri. Satırlar boyu Nahiri yeşilin nasıl bir renk olabileceğini düşündüm. Rüyayla gerçeğin yer değiştirdiği, gözlerin bir insanın benliğinin en önemli parçası olduğunu anlatan hikâye, arayışlarımız üzerine de düşündürüyor. Bir ömür boyu aradığımız, gördüğümüz, bildiğimiz şey aslında "Bir ben var bende..." sözlerinin işaret ettiği gerçek olmasın? İki Çay, "Bazılarının kaderini bir veba, bir bulaşıcı hastalık gibi nefesinde taşıyıp başkalarına bulaştırdığını düşünüyorum." cümlesiyle başlıyor. Hayatımızdaki karmaşaların, çözüm bulamadığımız problemlerin kaynağını başkalarında değil kendimizde aramalıyız fikri üzerine kurgulanmış hikâye nasip, kısmet dediğimiz mevzuyu hatırlatıyor. Şans, baht, talih, uğursuzluk değildir bu, aslolan "Kader gayrete aşıktır." "Bereketi hep sonundaydı ama ben, son yudumu içemem, içemem o kadar." diyen bir adamın hikâyesi Son Yudumu İçemem hikâyesi. Hayatında yarıda bıraktığı ilişkileri, bir türlü itiraf edemediği gerçekleri bardağın sonunda biriktiriyor. Biriktirdiklerimiz kadarız sanki, bardağın dibindeki damlalar kadar. "Talihimiz yokluktan da nasibini almış, bitmesini istemezdik bir şeylerin." "Sadece bir kere çok yakınından geçtiler birbirlerinin. Hava güneşli değildi." Behzat ve Leman'ın kavuşamama hikâyesi Ufuk
Edebiyat
Yol UçurumuAybüke Akgül · Şule Yayınları · 202534 okunma
Puan vermedi·253 syf.··
2026 2. kitabı
KİTAP TAVSİYEM "ÇÜRÜMÜŞ KELİMELER" ALINTILAR #Mutluluğun da adı var kelimelerde... #Zamanı bilmiyorum. Zaman dediğin nasıl hesaplanır? Zaman değişken, zaman amansız, yorucu, arsız... Bazen nasıl geçtiği belli bile olmuyor, bazen de çok tembel, anlayamadım ben onu... #İnsanın bir şeyi kaybetmekten korkması için önce o şeyi sahiplenmesi gerekmiyor mu? #Bir şeyin anlamı sen farkına vardığın an değişiyordu o yüzden yaşadığının bile farkında olman gerekiyordu... (Harika bir cümle değil miiii?) #Her yetersizlik insanı yanlızlaştırıyor... #İnsanın gönlünde yer yoksa koca salona bir kişi bile sığdıramaz... #İnsanın doğayla kavgası;kuralsız bir dövüş, vaktinde söylenmemiş söz, zamanında sorulmamış bir soru gibi... #Hep yarımdır duyduklarım, yaptıklarım ve yaşadıklarım... #İkimizde yerlisiyiz buraların, yabancıyız birbirimize... #insan dediğin sözcüklerle yaşar... #İnsan öğretilmemiş korkuları, ezberletilmemiş sevinçleri yaşamak istiyor... #Senin bir tohum ekmeye, Benim, ektiğin her tohuma sahip çıkmaya İkimizin de ait olmaya ihtiyacı var... #Var olan her şey birgün yok oluyor... #Doğal düşmanlarımız sayesinde bereketlendik... #Önemli olan düşman değil, düşmanını tanıman... #Bu hayatta hiçbir şey tek başına olmuyor, her şeyin bir düzeni var ve o düzeni bozan tek şey var o da insan... #Bilmek, anlamak için yeterli değil... #Herkes yaşamak için suçlusunu arar... #Giden her şey iz bırakıyor demek, yerine koyacak birşey bulamayınca da o izler silinmiyor... #Şu hayatta en çok senden beklenilenler mi yoksa senin beklediklerin mi yoruyor seni... #Sesten kaçmak, yaşamaktan kaçmaktır... #Seni neyin yok ettiğini bulursan, vakti geldiğinde onu yok edebilirsin... #Bazen insan yıkar, bazen insansızlık... #İnsan, nereye ait? Hangi toprak bize ait? Ne ilk sahibiyiz, ne de son sahibi
Çürümüş KelimelerAyşen Yenilmez · İkinci Adam Yayınları · 202558 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·400 syf.··
2025 253. kitabı
EMANET . Bakan Berhan Dağlıca'nın kalp krizi geçirip ameliyata alınmasıyla başlıyor hikaye. Yetiştiği sert iklimin güçlü dağ çiçeklerine benzettiği Cemile ise asıl hikayenin, kaç mevsim geçerse geçsin, Berhan'ın kalbinin Mevsim'i ile başladığını biliyor oysaki. Dağlıca Konağı'nda babası Rıza Bey, annesi Mihriye Hanım ile birlikte ona asıl analık yapan Döne, eşi Demir, kan kardeşi Nizam ve onun kız kardeşleriyle büyümekteydi Berhan Ağa. Nafiye evlenmeye yakın, onun yerine bakacak kimsesiz bir kız istemişti konakta çalışacak Mihriye Hanım. Bir öğle vakti yanından geçerken nehir kadar parlak ve ıslak gözleriyle bakan bu kız, dört mevsimi olmuştu adeta. Günler, yıllar geçmiş içlerini titreten bu sevda da büyümüştü onlarla. Fakat, kalp kıran, küçümseyen, tek dili insanlara sınıf ölçüleri biçmek olan Mihriye Hanım, Dağlıca Konağı'nı bir beslemeye emanet edemeyecek kadar kuralcıydı. Aynı topraktan yaratılmış bir gelin bulmuştu kendine, Şahnaz. Varsın onlar Şahnaz'a söz kessinler, Berhan gönlünün sözünü söylemişti. Mevsim demişti...Her mevsim, hep Mevsim... Oysaki mevsim dönmüş, kış olmuştu birden habersiz planlarla! İşte herşeyi bilen Cemile, aşkın almak değil, vermek olduğunu biliyor ve koşulsuz, amasız, keşkesiz, belkisiz sevmeyi bilerek, gönlünün sahibinin son isteğini gerçekleştirmek adına arayıp bulmuştu Cihan'ı. Cihan, içindeki öfkeye rağmen gelmiş ve belkide annesinin sesine yönelmişti. Hastaneye adım attığından itibaren, Cemile'yi şaşkınlıkla takip ediyordu. Zamanla, Cihan için Cemile bir melek olmuştu adeta; elindeki telefonu bir sihirli değnek olan, her yere yetişip, her soruna çözüm bulan. Eşref, Nizam ve tabiki Yıldız'ı unutmadan hastane koridorunda beklenen günler. Birde gerçeklerin inci tanesi gibi ortaya çıktığı anılar. Her şerden bir hayır doğardı ya,
EmanetFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2017335 okunma
Kan Mevsimi tatmin etti mi?
5/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2025 00:00
Ekin S. Koch 'in, Hekate'nin Kızları ve Deniz Kızı Ağladığında kitaplarını çok sevmiştim ve o iki kitaptan sonra okuduğum ilk kitabı Kan Mevsimi oldu. Açıkçası pek beğenmedim. Konusu güzel ve bu tarz konular hoşuma gider, içerisinde az da olsa düşündüren ve ders çıkartmamı sağlayan olaylar da oldu fakat bazı yerleri çok rahatsız ediyor. İlk başta bazı olaylardan dolayı çok mide bulantısı yaşattı. İkizlerden birinin diğerini yemesi, Ruslan'ın cinsel t@cize uğraması, genel karakterlerin konuştukları konuların garipliği vesaire benlik değildi. Özellikle kitabın +18 olmasına gerek olmadığını düşünüyorum, yani şu konu +18 olmadan da yazılabilirdi. Elbette bu konu, diğer her şeyle olduğu gibi, yazara ait fakat bana göre kitlesinin ortalama yaş aralığı zaten belli bir yazar ve kitlesinin yaş aralığına uygun yazılmamak için sanki zorla +18 yazılmış gibi. İlk kitabı bitirdim ancak 2. Kitabı bekler miyim? Hayır, çıksa da okumam. Okuduğuma azıcık üzüldüğüm bir kitap oldu. Ekin'i çok severim hatta Hekateleri okurken Ekin ile instagram üzerinden konuşma fırsatım oldu, imza gününe gidip sevdiğim iki kitabını da imzalattım ve çok sıcak hissettirdi. Hekateler hakkındaki tüm tepkilerimi ve genel düşüncelerimin hepsini konuştuk, o zamandan beri Ekin'in yeri bende hep ayrıdır ve öyle kalacak fakat bu olay, o ne yazarsa beğeneceğim anlamına gelmiyor. Eleştirdikten sonra minik not geçeyim dedim ♡ Kan Mevsimi
Duygu ve Düşünce
Kan MevsimiEkin S. Koch · Ephesus Yayınları · 2024126 okunma
7/10
·160 syf.··
2025 109. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2025 17:06
Hepimizin içinde kabuk bağlamış ama bazen ince ince kan sızdıran bir yara yok mu? Unutulmayan, hatırlandığında yüzünde acı bir tebessüm oluşturan eski bir hatıramız yok mu? Çoluk çocuk, torun torba sahibi olsak bile ezkaza bir yerde karşılaşsak, göz göze gelsek, sol tarafımızdaki keskin yaramızı acıtacak o kişiyi görünce ne yaparız, söylesene! Her an sevebilirsin, şimdi bile... Ve unutma ki; sevmenin yaşı, zamanı, mevsimi yoktur... Aşk ve sevgi üzerine en güzel tarif ve cümlelerin yer aldığı güzel bir kitap...
Hangimiz SevmedikEthem Emin Nemutlu · Olimpos Yayınları · 2018662 okunma
10/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2025 46. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2025 22:57
Ömer Seyfettin’den dört güzel hikâye… “İlk Namaz” maneviyatı zedelenmiş,eski heyecanını yitirmiş,boşluk içerisindeki Ömer’in annesiyle kıldığı ilk sabah namazını büyük bir özlemle hatırlayışının anlatıldığı öyküdür. “Bahar ve Kelebekler” Türk kadınının eski devirlerdeki saadetiyle yeni kuşağın mutsuzluğunu karşılaştıran bir hikâye. Torununun torunu olan karamsar,donuk genç kızla büyükninesinin arasında geçen eski Türk kadınları-yeni Türk kadınları mukayesesi üzerine kuruludur anlatı. Bahar mevsimi bile genç kızı mutlu etmeye yetmemektedir. Oysa eskiden baharda kelebekler üzerinden bir nevi fal bakılır;ilk görülen kelebeğin rengine göre yılın nasıl geçeceği anlaşılırdı. Beyaz ve pembe kelebekler saadeti,zenginliği getirirken siyah ve sarı kelebekler hastalık ve kötülüğe yorulurdu. Genç kız büyükninesinin anlattıkları üzerine koşup pencereden bakar ve bir süre sonra bahçede kapkara bir kelebeğe ardından da sarısına tesadüf eser. Devir ne kadar değişirse değişsin,batıl inanç olduğunun ve bilimsel bir yanının olmadığının farkında olsalar bile yeni nesil eskilerin itikatları karşısında çekinmeden edemez. İşte genç kız da derin mutsuzluğuna böylece geri döner. “Ant” kan kardeşi olan yazar ile Mıstık’ın öyküsüdür. Mıstık,anlatıcıyı köpek saldırısından kurtarır ancak kendisi kurtulamaz. “Falaka” yazarın da dediği gibi “gülünç şeylerin içindeki bir facia” öyküsüdür. Yazarın mektep hocasına yaptığı şaka sonucu hoca zor duruma düşer. Kaymakam tarafından hocalıktan azledilir. Sonu üzücü de olsa oldukça eğlenceli bir öykü. Ömer Seyfettin’in öyküleri gerçekten bizden,içimizden. Hiç yabancılık çekmez okuyan. Ne var ki kaybolan masumiyetimizi,bize ait değerleri kaybetmenin hüznünü hissettirir her bir hikâye. Bugünün karamsarlığının ayak sesleri duyulur kimi zaman.
Edebiyat
AntÖmer Seyfettin · Can Yayınları · 20211,874 okunma