Okuyun diyor, okuyun çünkü mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor. Ali Şeriati
Alıntı
Oyun... Can suyu çocuğun. Gövdesinde yanan ışık. Odalardan dünyaya, sokaklardan uykulara, yedi renkli hayal köprüsü. Korkuyu kaldırmayan sırça kap. Sevginin, özgürlüğün ve yaratıcılığın ilk büyük okulu. Büyülü dünyası nesnelerin. Kıyısız merak. Hayata atılan hilesiz hüzünsüz adımlar. İnsanın bir ömür yolunu çizen saklı su, gizil güç. Silvan'da, Bitlis'te, Savur'da, babalarını gömerek büyüyor çocuklar. Hayal köprülerini silahlar uçurdu çoktan. Ne yemişlerin çağla mevsimi, ne kuşların yavru zamanı... Tek oyunları korkuyla saklambaç. Ölümü ezber ede ede öğreniyorlar özgürlüğü. Ve onların ömürlerinin gizil gücü, önlerinde akan saklı su, kan ve gözyaşı yalnızca...
Sayfa 116·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"... çocuk işi çok boktandır; sonuçta çocuk dediğin, kanını ve hayatını emip bitiren, üstüne üstlük onlar için yaptığın fedakârlıklar için sana teşekkür bile etmeyen birer asalaktır, kan emici bir piredir."
Sayfa 126·Kitabı okudu
Alıntı
İbadeti milim milim ölçülecek acı bir ilaç gibi değil; sıcak bir günde, kan ter içinde kaldığınız bir anda kana kana içilen tatlı bir su gibi kabul edin. Şayet mizacımız, böyle bir ihtiyacı hissedemeyecek kadar doğasından uzaklaşmışsa vah halimize.
Sayfa 48·Kitabı okudu
..”suleyman'in ezgiler ezgisi'nde soyle yazar: “orman agaclari arasinda bir elma agacina benzer, delikanlilar arasinda sevgilim.”... ayrica insanin en soylu organinin en soylu yeri, adini bu meyveden almistir: “the apple of the eye-gozbebegi” .."ilk cicege durdugu, ilk meyve verdigi gunu, bastankara kusu disinda goren olmamistir. ne o gun altindaki cimenlikte serefine dans eden biri olmustur ne de simdi meyvesini toplayacak bir el var. ... iki seyi vazife biliyordu agac: birincisi bu meyveyi vermek, ikincisi dallarini gokyuzune ulastirmak. ama ne meyve!" .."eski bir dusunceye gore, bu yaban agaclar kendileri kiymetli meyve vermiyorlarsa, sonraki nesillere digerlerinin en ustun niteliklerini aktarmalarini saglayan en iyi depoya sahipler demektir. ancak ben depo arayisinda degilim. benim derdim ele avuca sigmaz gucunde en ufak bir "yumusama" emaresi gorulmeyen o yaban meyvenin kendisiyle." .."provence'ta bir tur erik agacinin meyvesine, "prunes sibarelles adi verilir. sebebiyse, asiri eksi olduklari icin yedikten sonra islik calmanin imkânsiz olmasidir." ama belki de asil sebep, evde ve yazlari yenmeleridir; disarida ve insanin icine isleyen bir sogukta yense, insani bulbul gibi sakitmayacagini kim bilebilir? doganin aci ve tatli yanlarini ancak acik havada tadabilirsiniz; tipki bir oduncunun yemegini bir kis gunu gunesli arazide huzur icinde yemesi, gunesin altina serilip o buz gibi havada yaz hayalleri kurmasi gibi. bunun aynisini odasinda yasayan bir ogrenci ise, ancak sefil gorunur. disarida isi olanlar degil, asil evlerinde titreyenler usur. aromalar da sicakliklar gibidir. sogukla sicak neyse eksiyle tatli da odur. hasta damagin reddedecegi dogal zindelikte eksiler ve tatlilardir gercek lezzet. ... yaban elmasi tecrubelerimden, bir yabanin, medeni insanlarin
Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman
Düşerim bir girdabın ortasına - Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Birden bezeklenir sevda haritam, Ihlamurlar çiçek açtığı zaman Lâleler toplarım ben tutam tutam, Bizim için çalar kıvrak bir keman. Gök papatya, yer ise lâle bahçesi, Aşka ışık dokur kuşların sesi. Seninle hep aynı yerde oluruz; - Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Kumaşı eprimiş üç mevsim geçer, İlkyazla uyanır derin uyuyan. Tan sesine cıvıldaşır serçeler, Sevdadır alnıma namlu dayayan. Havuzuma ay ışığı dökülür.
Şiir