Cezalandırıcı kültürlerde annelerin, çocuklarını sevmek ile egemen sınıf (toplum, köy) tarafından kabullenilmek arasında bölünmesi seyrek değildir. Bu simgesel bir çocuk da olabilir, yaratıcı ya da biyolojik bir çocuk da. Kadınlar, onaylanmayan çocuklarını korumaya çalıştıkları için psişik ve tinsel olarak ölmüşlerdir. Bu "çocuk" onların sanatları da olabilir, sevgilileri, politikaları, ruhsal hayatları veya idealleri de. Kadınlar uç durumlarda toplumun yasaklarına karşı çıktıkları ve onaylanmayan bu çocukları korudukları için erkekler tarafından asılmış, yakılmış ve öldürülmüşlerdir.
Farklı bir benliğe, farklı bir çocuğa sahip olan annenin kötü niyetli bir kültüre karşı koyması için Sisyphos'un sabrına, Kiklop'un korkunçluğuna ve Kaliban'ın* sert postuna sahip olması gerekir.
* Sisyphos, Kiklop ve Kaliban: Yunan mitlerini bu üç eril figürü, dayanıklılıkları, kırgınlıkları ve kalın derileriyle tanınır. Kadınların her yönden gelişmesine izin verilmeyen kültürlerde çoğu zaman bu erkeksi denen güçlerin gelişimi ketlenir. Kadınlardaki bu gelişmenin psişik ve kültürel olarak aşağılanması hâlinde, kadınlar kadeh, steteskop, resim fırçası, kese ipi, politik görev vb tutmaktan alıkonurlar.
Peri masallarında gözyaşları insanları değiştirir, onlara neyin önemli olduğunu anımsatır ve asıl ruhlarını kurtarır. Yalnızca katı kalplilik, ağlamayı ve birleşmeyi engeller. Uzun süre önce tercüme ettiğim bir deyişte, aslında bu bir duadır, Sufiler Tanrıdan kalplerini kurmasını dilerler: "Kalbimi parçala ki, sınırsız sevgi için yeni bir oda yaratabilsin."
...Cefa tarzlarını düzelten, her günün yaşamını sona erdiren uyku, sıkıntıların, güçlüklerin yıkanıp yorgunluk giderdiği su, zihin yaralarına şifa olan merhem, doğanın en büyük ikramı, yaşam denen ziyafetin baş yemeği...
- Shakespeare | Macbeth, II, 36