Ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil Nükleer denemeler kyoto sözleşmesi küresel ısınma falan. Belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü Biraz Nietzsche biraz Kant kafan karışmış belki Ali Lidar
Şiir
Ben seni severimde toplum buna hazır değil
Reklam
Seni seversem en ünlü şair ben olacağım çünkü en güzel mısram sen olacaksın Beni seversen şair olmaktan vazgeçeceğim çünkü son mısram sen olacaksın Lakin o şiir bitti başka mısra gerekmez
İnsan ne kadar meşgul olursa, yaşadığını o kadar çok hisseder, hayatın tadına o kadar çok varır.” Immanuel Kant
Evrensel ahlak ve 2000 yıllık mezar yazıtı
Bolu'da bulunan bu 2000~ yıllık mezar yazıtı bize evrensel ahlakla ilgili bazı dersler veriyor. ​"Selam yabancı! Markos'un oğlu Publius Aelius Marcianus ve Flavia Valentia, bu anıtı henüz hayattayken, ölmüş olan oğulları Marcus Aelius Flavianus ve kendileri için bir anı olsun diye yaptılar. *​Ve sen de; bir başkasından sana yapılmasını istemediğin (nefret ettiğin) şeyi, kendin de bir başkasından esirge (başkasına yapma)!* ​Herkesin çok sevdiği, özlem duyduğu ölmüş oğlumu bu mezara ben defnettim. Markos Aristides... Yüce erdemi anısına" Dinler, diller, devletler ve yüzyıllar değişmiştir fakat doğunun en uzak ucundaki Konfüçyüsün, aydınlanma çağındaki Kant'ın ve antik dönemde Bolu'da yürümüş sıradan bir Roma vatandaşının adalet ve empati tanımı hiç değişmemiştir. Bu mezar yazıtı insanlığın ortak vicdani genlerinin en somut kanıtıdır.
Felsefe
Kendi körlüğünü fark etmek önemli bir adımdır. Ancak bu farkındalık tek başına yeterli değildir. Çünkü insan yalnızca kendi vicdanıyla yaşayan bir varlık değildir. Başkalarıyla yaşar. Başkaları sayesinde kendini görür. Başkaları sayesinde düzelir. Başkaları sayesinde sınanır. Bu nedenle ahlâk yalnızca bireysel muhasebe değil, aynı zamanda ilişki meselesidir. Modern dünyanın önemli sorunlarından biri, haklı olmayı birlikte yaşamaktan daha önemli hâle getirmesidir. Tartışmaların amacı gerçeği aramaktan çok zafer kazanmaya dönüşmektedir. Oysa birlikte yaşamanın ön şartı mutlak uzlaşma değil, ilişkinin sürdürülmesidir. Bu bağlamda ahlâkî olgunluk şu soruya yönelir: Nasıl haklı çıkacağımız değil, nasıl birlikte kalabileceğimiz.
Felsefe
Reklam
Reklam