"Bilim dünyayı bizden bağımsızlaştırıp nesnelleştirirken, modern felsefe her şeyi bizim algımıza mahkum etmiştir. Bu feci ayrılık, çağdaş düşüncenin en büyük trajedisidir."
Özetle;
1.Bilimin Yaptığı: Dünyayı İnsandan Bağımsızlaştırmak; Galileo ve Kopernik ile başlayan süreç insan merkezcil bakışı bitirdi. Bilim, matematiği kullanarak doğayı açıklamaya başladı. Matematik duygusuzdur, renksizdir, kokusuzdur; insanın korkularını veya arzularını umursamaz. Bilim bize şunu söyledi: "Dünya sizin etrafınızda dönmüyor. Doğa yasaları sizi hiç umursamayan, siz olsanız da olmasanız da tıkır tıkır işleyen kör bir mekanizmadır."
2. Felsefenin Yaptığı: Her Şeyi Algıya Mahkum Etmek;Bilim dünyayı bu kadar dilsiz ve bağımsız hale getirince, insan zihni müthiş bir güvensizlik yaşadı. İşte felsefe (özellikle Kant ile birlikte) insanı bu korkunç "Dışarı"nın yalnızlığından kurtarmak için devreye girdi.
3. Trajedinin Kaynağı: Feci Ayrılık; Meillassoux'nun anlattığı trajedi şudur: Bilim, aklın ve matematiğin sınırlarını zorlayarak insandan bağımsız gerçekliğe (Arke-fosillere, evrenin kökenine) ulaşıp muazzam bir cesaret sergilerken; felsefe korkak davranmış, içine kapanmış ve "biz sadece kendi algımızı bilebiliriz" diyerek gerçek dünyayla bağını koparmıştır.
Siyasi ve dilsel "temsil" alanları, özneleri oluşturup biçimlendiren kriteri baştan belirliyor; bunun sonucunda temsil yalnızca özne olarak tanınabilene bahşediliyor.
Hepimiz insanlığa her durumda bir amaç olarak davranmalı,asla sadece bir araç olarak görmemeliyiz. İnsanlar kullanılacak araçlar ya da planlarımızdaki piyonlar değildir, herkesin kendine has kişisel değerleri vardır. Herkes önemlidir.
Epikür her bir mutluluk parçacığına deger vermemiz, sevdigimiz şeylerin tadını çıkarmamız, bütün fırsatları degerlendirmemiz konusunda bizi yüreklendirir...Gereken tek şey, sade heveslerle ve mürnkün olan en küçük isteklerle yõnlendirilmektir.
Bir şey ne var olduğu sürece, ne de var olmadığı sürece başlayabilir; çünkü var olduğu sürece, ilk olarak başlaması söz konusu değildir; ama var olmadığı sürece, başlaması da söz konusu değildir. Eğer Evrenin ya da bir şeyin başlamış olması gerekiyorsa, o zaman yoklukta başlamış olmalıdır. Kant'ın Evrenin uzayda ve zamanda sonluluğu ya da sonsuzluğu üzerine antinomisi bunu içerir.