Romayı Gerçekten Neron mu yaktı?
Dünyanın bizim bulunduğumuz bölgelerinde Yahudiler; Schopenhauer'ı, Nietzsche'yi ve Kant'ı anında öldürürlerdi. Eğer Bolşevikler 200 yıldır bize hükmetseydi tarihimizden hangi eserler gelecek nesillere kalırdı? Büyük insanlarımız unutulur giderdi yahut gelecek kuşaklara suçlu olarak tanıtılırdı. Birçok insanın Roma imparatorları ile ilgili kafasında çizdiği imajın doğru olduğuna kesinlikle inanmıyorum. Neron'un Roma'yı ateşe vermediğine eminim. Nasıl ki avam tabakası 1871'de Paris'i ateşe verdiyse, nasıl ki komünistler 1932'de Reichstag'ı ateşe verdiyse bunu yapan Hristiyanlar, Hristiyan Bolşeviklerdi.
Sayfa 149·Kitabı okuyor
Alıntı
"İki şey sürekli yenilenen ve arta n bir hayranlık ve haşyet ile zihnimi doldurur, daha sık ve kalıcıolarak düşünce bunlarla meşgul olur: Üzerimdeki yıldızlı gökyüzü ve içimdeki ahlak yasası."
Reklam
Kant’ ın ‘ iyi niyetli ruh’ kuramının arkasında gizli bir ben­cilliği sakladığını göstermiştir. Kant, şartlar ne olursa olsun, hatta bir masumun hayatını kurtarmak söz konusu olsa bile asla yalan söylememek gerektiğini söylemektedir.Bu ahlakî bir eylemde insanın karşılaşabileceği zahmetli araştırmaları, tartışmaları, kaygı­ları ortadan kaldırmak anlamına gelmez mi? Kant bize’ İyi niyet­li ol, gerisini düşünme’ demektedir. Oysa gerçek hayatta biz hep gerisini, sonuçları düşünmek zorunda değil miyiz? Bundan dola­yı ünlü bir Fransız ahlak düşünürü, C Peguy şöyle diyebilmiştir:‘ Kant’ ın elleri temizdir, ancak elleri yoktur.'
Sayfa 176 - Adres Yayınları·Kitabı okuyor
“Basiret sağlam bir zekayı, ahlaklılık da iyi niyeti gerektirir.”
Buz gibi kırılgan doğruluğun üzerinde yürümek...
Sayfa 173 - Ayrıksı Kitap.
Wittgenstein'a gõre kültür, yalnızca cografi olarak sınırlandırılmış bir ülkeyi ifade etmeyip, bir "yaşam biçimi" anlamına gelir. Bu ifade onun için vazgeçilmez bir kavrama dõnüşür. Yaşam bi­çimini, kendine has bir kurulumu olan, oldukça belirli kodlara cevap veren insani bir yapı olarak tanımlar...Dili, yaşam biçiminin dışında düşünemeyiz. Yaşam biçimi degişirse, ona eşlik eden dil de degişir. Kelimelerin ve hareketlerin ifade ettikleri, içinde bulundugumuz yaşam biçiminde aynı degildir.
Sayfa 165 - Ayrıksı Kitap.
Reklam
Reklam