Funda'dan...
Görünmez Kahramanlar: Bir Kâtibin Seyir Defteri 🖋️ Herkes mahkeme salonlarındaki büyük davaları, hararetli savunmaları ve havada uçuşan kanun maddelerini konuşur. Ama kimse o salonun en derin, en gizemli ve en güçlü öznesinden bahsetmez: Kâtiplerden. Bizler adalet saraylarının dilsiz uşakları, duruşma salonlarının en asil sessizliğiyiz. Hakim konuşur, savcı konuşur, avukat konuşur... Bir tek kâtip susar. Ama o sustuğunda bile adalet onun parmaklarının ucundan akar. Kulaklarımızdan nice hayatlar geçer; sevinçler, ihanetler, gözyaşları, sırlar... Biz hepsini duyarız. Ve hepsini kendimize saklarız. Çünkü biliriz ki; Kâtip biraz sır küpüdür, biraz da mezar taşı... Üzerine ne yazılırsa yazılsın, onu sonsuza kadar muhafaza eder. Kalemde telefonlar hiç susmaz. Avukatların talepleri bitmez. Ömrümüz, adaletin çarkları dönsün diye müzekkere yazmakla geçer. Bir dosya karara çıkar. Hakim gerekçeyi yazar. Biz o karara ruhunu verir, sisteme işler, adaleti resmiyete dökeriz. Kimse fark etmez belki ama; Bir adliyenin hafızası duvarları değildir. O hafıza, her gün binlerce kelime yazan kâtibin elleridir. Tam da Adalet Bakanlığı'nın alım yaptığı şu günlerde, bu mesleğe adım atmayı düşünenler varsa bilsinler ki; Biz sadece yazı yazmıyoruz. Biz hayatların seyrini kayda geçiriyoruz. Klavyeden çıkan her tıkırtıda bir insanın hakkı, emeği ve kaderi saklı. Çünkü bazı meslekler alkış için yapılmaz. Kâtiplik; susarak emek vermenin, görünmeden adalete hizmet etmenin adıdır. Ve unutmayın;
Her rüyanın aynı salı öğleden sonra gerçekleşmesini beklemiyorum. Zamanlamayı anlıyorum. Mevsimleri anlıyorum. Bazı şeylerin yapımının yıllar alabileceğini anlıyorum. Ama aynı zamanda inanıyorum ki, bir gün, bugüne kadar inşa ettiğim her şey aynı yaşamda bir araya gelebilir. Ev gibi hissettiren bir aşk. Beni heyecanlandıran iş. Bana özgürlük veren para. Beni besleyen dostluklar. İçinde yaşamaktan mutluluk duyduğum bir beden. Huzur. Neşe. Arzu. Amaç. Birini diğerine sonsuza dek feda etmek zorunda olduğum fikrini kabul etmeyi reddediyorum. Sevilmekle başarılı olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Yumuşak olmakla güçlü olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Anlamlı bir yaşam ile karlı bir yaşam arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Belki bugün hepsini kaldıramam. Belki bazı parçalar diğerlerinden önce gelir. Belki bazı hayaller diğerlerinden daha fazla zamana ihtiyaç duyar. Sorun yok. Yapmayacağım şey ise, bir şey henüz gerçekleşmedi diye daha azını istemem gerektiğine kendimi inandırmak. Kıtlığı bilgelik olarak adlandırmayacağım. Hayal kırıklığını olgunluk olarak adlandırmam. İsteklerimi mevcut koşullarıma uydurmak için küçültmeyeceğim. Bugün her şeye sahip olmamam, gelecekte her şeye sahip olamayacağım anlamına gelmez. Ve çocukluğumdan beri süregelen bu inanç beni çok şeyin üstesinden getirdi. Çünkü daha dolu bir hayatın mümkün olduğuna gerçekten inandığınızda, yetinmek gereksiz gelmeye başlar. Daha iyi bir aşkın var olduğuna inanıyorsam, doğru olmayan bir aşka neden tutunayım ki? Anlamlı bir başarının mümkün olduğuna inanıyorsam, beni tüketen bir işte neden kalayım ki? En derin arzularıma sırf beklediğimden daha fazla sabır gerektiriyor diye neden ihanet edeyim ki? Bekleyebilirim.
Substack
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kötü huylarımdan arınmak için Yaratıcı'ya sığınıyorum; mahşer gününde beni affetmesinden başka hiçbir umudum yok Bu hatalar benim özüme ait değil, yanlış bir yetiştirilme tarzının acı meyveleridir . Asıl , Beni zayıf zannedenler en büyük yanılgı içindeler; hatırla ki ; Asla hiç kimseye bir eyvallahım olmaz. Artık kendi kurallarımı çok önemsiyorum. Bu illetten kaçıp o parayı bir an önce almalıyım. Eğer bunu beceremezsem acı çekeceğim, zira parasızlık bir dolandırıcı için en büyük cehennemdir. Delilik yok, suçu ben üstleniyorum. Beni susturun ve çocuklarınıza benim hatalarımdan uzak durmalarını söyleyin. Evet, agresifleşe biliyorum çünkü Toplum kurallarına pek uymam, bana isterseniz asosyal diyebilirsiniz. Hayatın tüm acımasızlığına karşı, sonunu bilmediğimiz bir yolculukta hızla ilerliyoruz. Ölümle burun buruna olduğumuzu bilerek, yaşarken, toplumsal normları ve kuralları hiçe sayarak kanun dışı işlerle kadere meydan okuyoruz .
Vakar
Kadınlardan uzak durmak; şerefli bir kimsenin erkekliğini, iffetini ve dinini selâmette kılmasının en birinci şartıdır. Nitekim kadın fitnesi ve bu imtihanın erkek ruhu üzerindeki şiddetli tesiri hakkında şeriatte sayılamayacak kadar çok sakındırıcı ikaz mevcuttur. Kim bu fitnenin girdabına düşerse, bu durum onun ya Rahman’ın şeriatindeki hudutları bilmediğinden yahut da şeytanın sinsi emirlerine boyun eğişindendir. Hal böyleyken; iffetiyle, hayasıyla ve vakarıyla toplumun manevi kalesini korumaya yardım eden saliha kadınlardan Allah hoşnut olsun. O mümin kadın ki, hem kendisi fitneye düşmekten hem de bir başkasının günaha girmesine sebebiyet vermekten hakkıyla ittika eder. Karşı cinse meymel etmekten ve kendisi yüzünden bir kalbin tahrif olmasından gerçekten korku duyar. O mümin kadın, yarın huzur-u ilahiye çıktığında utanç duyacağı ve kendisini rezil edecek amellerle Allah’ın karşısında durmaktan haya eder. Şüphesiz bu ölçü tek taraflı değildir; erkeklerden uzak durmak da kadının iffetini ve dinini emniyete almasıdır. Bu duruş, hem nefislerin arılık ve selâmeti açısından hem de Allah’ın fıtrata koyduğu ezeli kanun gereği böyledir. Kadın, velev ki aslen iffetini koruyan biri olsun, duygusallığı ve çabuk etkilenen narin yapısı dolayısıyla kolayca inanıp kanabilen bir varlıktır. Bu yüzden mümin bir kadın, ister gerçek hayatta isterse sosyal medyanın o aldatıcı dehlizlerinde olsun, olabildiği kadar erkeklerle arasına mesafe koymalı, namahremden uzak durmalıdır. Hal böyleyken; kadının şerefini, mürüvvetini ve mümin hanımların itibarını korumak için kendi gözünü ve gönlünü muhafaza eden asil erkeklerden de Allah hoşnut olsun. Aklı başında müslüman bir adamın ve vakur bir müslüman kadının, iki cins arasındaki -velev ki çok basit görülen- bir yakınlığı dahi hafife alması
Din
Sezen Aksu.........
youtu.be/EBO-rLpgbpc?si=... Ben sen, sen diye bittim oğlum Hadi bakalım unut unutabilirsen Ben seni yudum yudum içtim oğlum Hadi ol eskisi gibi olabilirsen Uzak benden aşk uzak artık Kanun mudur bu yasaklık İnan içimde yok fesatlık Alırım başımı giderim efeler gibi hey Efeler gibi hey
Müzik
MEHDİ AS. AYETLERİ
​"Nûn. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde bir mecnun değilsin." (Kalem, 68/1-2) ​"Arkadaşınız asla mecnun değildir." (Tekvîr, 81/22) ​"O halde, sen hatırlatıp öğüt vermeye devam et. Rabbinin nimeti sayesinde sen ne bir kâhinsin ne de bir mecnun." (Tûr, 52/29) Bu ayetler, nüzul (iniş) sebebi ve zahiri (görünen) anlamı bakımından doğrudan Hz. Muhammed (s.a.v.) hakkında indirilmiştir. Ancak İslam düşüncesinde, tasavvufta ve özellikle ahir zaman hadislerini yorumlayan tefsir ekollerinde (örneğin Bediüzzaman Said Nursi'nin Risale-i Nur külliyatında veya benzeri tecdid/mehdi analizlerinde), peygamberlerin başından geçen olayların ve onlara hitap eden ayetlerin ahir zamandaki varisleri (Müceddidler ve Mehdi) için de birer "işaret" ve "sünnetullah" (ilahi kanun) olduğu kabul edilir. ​1. "Mecnun" (Deli/Divane) İftirası Ahir Zamanda da Tekrar Edecektir ​Ayetlerin İşareti: Peygamberlerin karşılaştığı en büyük psikolojik saldırılardan biri "akıl sağlığı yerinde değil" iftirasıdır. ​Mehdi İçin Yorumu: Mehdi, yerleşik ve bozulmuş olan düzene, materyalist felsefeye ve manevi çöküşe karşı tek başına veya az bir toplulukla büyük bir fikri mücadele başlatacaktır. Toplumun genel akıntısına karşı duracağı, radikal ve ezber bozan doğruları haykıracağı için, dönemin egemen güçleri veya mevcut düzenin savunucuları onu da tıpkı peygamberler gibi "akli dengesi bozuk, hayalperest, mecnun veya marjinal" olarak nitelendirebilirler. Ayet, Mehdi’nin de bu küresel/toplumsal baskılara ve "delilik" ithamlarına maruz kalacağına, ancak davasında son derece rasyonel ve haklı olduğuna işaret eder. ​2. "Rabbinin Nimeti Sayesinde..." (İlahi Koruma ve Hidayet) ​Ayetlerin İşareti: Hz. Peygamber’in aklı, feraseti ve tebliği kendi dehasından değil,
Din