Devlet işlerinin şakaya, korkaklığa, iltimasçılığa. patavatsızlığa tahammülü yoktur. Bu sebeple devlet mekanizması artık sadece bir hukuk meselesi olmaktan çıkmıştır. Kanunlar yapılırken hukukçularla birlikte sosyologların, siyaset uzmanlarının, tarihçilerin, kur-mayların, ruh doktorlarının da düşüncesi alınmalıdır. Yalnız hukukçuların yaptığı kanunla Genelkurmay Başkanı'nın, bir genel müdürmüş gibi başbakana bağlı olması, şahsen benim duygularımı incitiyor. Bu, bir asker ailesinden gelmiş olmamın değil; milli tarih şuurumun, Türk tarihine bakışımın neticesidir. Türk orduları baş-buğunun kadastro genel müdürü gibi başbakana bağlı olması herhalde bütün subay ve assubayları da incitmek-tedir. Genelkurmay Başkanı o makama yıllarca süren pek zahmetli ve tabiî şerefli bir hayattan sonra, yaşı altmışlara vardığı bir sırada gelmektedir. Başbakanlığa gelmek ise bazen pek kolaydır. Almanya'daki Brandt gibi, yabancı devlet üniformasıyla kendi vatanına karşı savaşmış bir adamın başbakan olması bile bazen mümkündür. Bizim bugünkü geleneklerimiz bu türlü maskaralıklara elverişli değilse de özgürlüğün alabildiğine arzulandığı bir ortamda yarın bazı tatsızlıkların olması akla gelebilir. Bundan dolayıdır ki, özellikle, anayasa ile medenî kanun ve ceza kanununun bu şekilde yeni baştan ele alınarak tedvin olunması, bütün mesleklerin ve fertlerin tatmin edilmesi yarınki "Büyük Türkeli" için kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Ötüken, 29 Mayıs 1974, Sayı: 7
Sayfa 320 - 321·Kitabı okuyor
Ceza Kanununda 141 ve 142. maddeler hâlâ yürürlükteydi; Marks ve Engels’in kitaplarını satmak ve okumak yasaktı; “Marksizmin kanun dışı olduğu bir memlekette, bilim hürriyetinden, düşünce ve inanç hürriyetinden söz açılabilir miydi?
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Medeni Kanun’un 23. maddesi, kişiyi kendinden korumayı hedefliyormuş. Yani tam böyle değildir tabii de böyleymiş gibi algılamaktan çok hoşlanıyorum. Sen yokken kendimi kendimden korumakta güçlük çekiyorum. Kanun namına dön Osman, ben barışmak istiyorum.
Alıntı
Askerlikte tek değişmez kanun vardır: Üstün olan kazanır. Üstünlük maddî ve manevî kuvvetlerin muhassalasıdır.
Alıntı
Hariçteki insanlar için kanun, ahlak diye konulan kayıtlar, saraydaki hükümdar ve şehzadeler için hükümsüzdü. Onların zevkine taalluk eden şeylerde günah diye bir şey yoktu. Hariçteki insanlar için cinayet sayılan şeyler, onların gözünde olağan şeydi, tümüyle mubahtı. Sarayda yaşayan kadınlar bu kanunu olduğu gibi kabul etmişti. Kendilerini bu hanedanın satılmış malları, oyuncakları sayıyorlardı. Hükümdarın ve şehzadelerin keyfine hizmet etmekte namusa, haysiyete taalluk eder bir fenalık görmüyorlardı. Hükümdar ve şehzadeler ellerine geçen kadınlarla canları istediği kadar oynuyor, sonra kırık bir oyuncak gibi bir tarafa atıyorlardı.
Sayfa 133 - Nevzad Vahdettin·Kitabı okuyor
Alıntı
Bu incelik ve ahenk büyük-küçük, baba-oğul, ana-kız, konu-komşu, usta-çırak, şeyh-mürit, hoca- talebe münasebetlerine de damgasını vurmuştur. Çırak bir gün usta, oğul bir gün baba olacağından yetişmesine itina gösterilir. Ağalık, beylik, hocalık, şeyhlik dahi bir hududa kadardır. Haddi aşmak hiçbir şekilde hoş görülmez. Haram, helal, mekruh, müfsit, mubah, farz, sünnet, müstahsen, mendup, edep, hizmet, hürmet, merhamet, şefkat, sabır, şükür, bid'at, örf, âdet, gelenek-göre-nek-mizaç sayılmayacak kadar kıymet hükmü belli bir denge içinde fert ve cemiyeti çekip çevirir. Öyle ki helaya girme âdabından, sofraya oturma âdabına kadar. Bu ahlak, düzen ve hiyerarşiyi değiştirecek, zedeleyecek her davranış, düşünce, tutum; hastalık ve bozulma alameti sayılır; zamaneden şikayet edilir, durumun düzelmesi için kanun-ı kadime dönülmesi salık verilirmiş.