8/10
·158 syf.·
2026 7. kitabı
Oldukça uzun bir inceleme olacak: İnceleme ve özet seklinde. SPOİLER İÇERİR DİKKAT!! Yaşar Kemal’in Teneke romanı, her ne kadar yerel ağızlar ve yoğun yöresel ifadeler nedeniyle yer yer okuma akışını zorlaştırsa da, okuyucuya sunduğu o samimi anlatımıyla tam bir Toplumcu Gerçekçi klasik. Ben Yaşar Kemal'le, Orhan Kemal'le, Fakir Baykurt'la çok geç tanıştım. Biraz tersten başladım edebiyata ilkokul ve lisede Rus edebiyatını çok severdim. Romanın yapısal olarak iki farklı yazım tarzından (bir kısmı tiyatro, bir kısmı düz metin) oluşması ve olay örgüsünde ufak nüans farklarının bulunması edebi açıdan ilginç bir deneyim. Ancak bir okur olarak ben ikinci kısımdaki o tiyatro kısmının tamamen düz yazıya çevrilmesini ve kitabının orada yer alan olay örgüsü üzerine kurgulanmasını isterdim. Kitabı okurken asıl yoğunlaştığım ve beni derin düşüncelere sevk eden kısım, genç Kaymakam Fikret’in iç dünyası ve bürokratik yalnızlığı oldu. Yazarın, onun içsel sorgulamalarına daha fazla yer vermesini çok isterdim. Çünkü devlet mekanizmasında, hele ki böylesine sorumluluk gerektiren makamlarda işe yeni başlayan biri için hayat asla kitaplarda yazıldığı gibi ilerlemiyor. Fakültede, kanunlarda öğrendiğiniz teorik bilgiler sizi pratik yaşamın kurtlar sofrasına hazırlamaya yetmiyor. Önünüze "Ne olacak ki, altı üstü bir imza" diye getirilen kağıtların arkasındaki trajedileri görebilmek için acı tecrübeler gerekiyor. Tam da bu noktada, romandaki Katip Resul karakteri gibi, bürokrasiyi ve hayatı iyi bilen akıl hocalarına denk gelmenin memuriyette ne kadar büyük bir şans olduğunu kendi hayatımdan da biliyorum. Memur olan arkadaşlar beni anlayacaktır. Ancak mesleğe çok erken yaşta başlamış ve çekirdekten yetişmiş bir devlet memuru olarak, Kaymakam Fikret’in yöntemine dair bir şerh düşmeden
TenekeYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 201712,3bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 11:22
Bu yılın Uluslararası Booker adaylarından bir tanesi olan Geriye Kalan Kadın aşırı merak ettiğim adaylardandı. Kitap neyse ki yakın zamanda İthaki Yayınları tarafından basıldı ve kavuşmuş olduk. Çok eski bir arnavut geleneği olan Ostaynitsa olmayı anlatan kitap, evlenmek istemeyen bakire kızların kadınlıklarından tamamen vazgeçmek ve erkekleşmek zorunda oldukları, kendi rızalarıyla erkekleşip erkek kanunlarına göre yaşadıkları bu düzenden geriye kalan son Ostaynitsa’nın, kız adıyla Bekia, erkek adıyla Matya’nın hikayesini anlatıyor. Çok vurucu, çok sarsıcı bir hikaye bu çünkü yaşananların hepsi gerçek, bahsedilen olaylar gerçek, tüm bu kan davaları ve Kanun gerçek. Her şeyin bu kadar gerçek olması okurken haliyle fena halde çarpıyor. Okuma yazması olmayan Bekia’ya yaraşır bir şekilde imla ve dilbilgisi kurallarını yıkarak yazmış bu kitabı yazar ve çoğu zaman Bekia’nın içinden geçenleri ya da ağzından çıkan sözleri okuyoruz. Arada bir de Bekia’ya yazılmış mektuplar var ki, işte aslında belki de kitabın en çarpıcı noktası bu mektuplar… Ben kitabı bayıla bayıla okudum. Her ne kadar bu yıl Uluslarası Booker’ın Tayvan Seyahatnamesi kazanmış olsa da ve ben hala basılmadığı için o kitabı henüz okuma şansı bulamamış olsam da,bu kitabın ödülü alamamasının burukluğunu yaşadım. Anlayın kitabı ne kadar sevdim. Hala almadıysanız bir an önce edinin derim.
Geriye Kalan KadınRene Karabash · İthaki Yayınları · 202683 okunma
Reklam
Puan vermedi·500 syf.··
2026 80. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 11:40
7 Mühürlü Taht ~ Özlem Neşe Beydili Merhaba kitapsever dostlarım, bugün sizlere Yedi Kapı serisinin 5.kitabı 7 Mühürlü Taht yorumu ile geldim. Neşe ve arkadaşlarının yolu bu kez zorlu bir yolculuk ve zorlu bir mücadele bekliyor. Mühürlerin yasaklandığı, zalimliğin kanun haline geldiği bir şehre düşüyor yolları. Bu şehirde yasaklar insan olmanın en temel unsurlarını hedef alıyor. Fazla konuşmak, denizde avlanmak, gülmek, bilmek, başka bir yere gitmek, hatta rüya ve hayal görmek yasak olan bu şehir de; çocuklar bile tehdit olarak görünüyor. En korkunç olanı ise çocukları yedi yaşına geldiğinde kendilerini öldürmesinler diye birer savaşçı olarak yetiştirmeleri. Neşe ve arkadaşları bütün bunların içinde Doğa Ana’yı kurtarmak ve Öz’ü ona ulaştırmak için boyut kapılarından geçmeleri gerekiyordur. Xan-Xia da ise Lesath bitmek bilmeyen hırsı, yaptığı canilikler daha acımasız daha sert bir hal alıyor. Yine bir hainin yarattığı yıkımı dehşet içinde okudum. 7’ler ise dengeyi korumak için bu felakete bir son verebilecekler mi? Serisini her kitabında daha ne olabilir derken aksiyonu asla düşmüyor. Açılan her kapı öğrenilen gerçekler, saklanan acılar, bastırılmış anılar ve yarım kalmış duygular Neşe için daha zorlayıcı oluyor. Sevgili yazarımız olayların iç dünyasını ustalıkla ustalıkla işlerken okuru da kurgunun en karalım köşesine çekiyor. Bazı kapılar kapandı zannederken, olmadık bir anda yeniden açılıyor. Herkes için en zor olan kapı artık açılmıştır. Kendisi ile yüzleşme kapısı. İnsanın kendi vicdanıyla, korkularıyla ve seçimleriyle yüzleştiği, en derin yaranın başkaları değilde, insanın kendisi olduğunu yüzüne çarpıyor. 6.kitabı büyük merakla ve heyecanla bekliyorum.
Yedi Mühürlü TahtÖzlem Neşe Beydili · Dls Yayınları · 20257 okunma
Puan vermedi·139 syf.·
2026 44. kitabı
Ali Himmet Berki son dönem Osmanlı hukuku ile medeni kanun hakkında derin bilgilere sahip olan bir kişidir. Bu bakımdan yaptığı çalışmalar kıymeti haizdir. Bu sebeple Berki’nin çalışmaları gerek islamî ilimlerle uğraşan kişiler için gerek medeni kanunla ilgilinenler için kıymetli bir mukayese eseridir. Bu bağlamda vakıflar genel müdürlüğünün yapmış olduğu bu çalışma tarihçiler ve hukukçular için önemli bir eser niteliği taşımaktadır.
1000Kitap
Vakıf Hukuku YazılarıAli Himmet Berki · Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları · 20131 okunma
Puan vermedi·556 syf.··
2026 2. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 20:02
Emile Zola'nin " Natüralist " akımıyla yazdığı yine " Gerçeklik" algısını son noktasina kadar hissedeceğiniz bir başyapıt daha! Eser; 19. yüzyılın ikinci yarısında Fransa'da yaşanan işsiz bir makine işçisi olan genç Etienne'nin , Fransa'nın kuzeyindeki Montsou maden kasabasına gelmesiyle başlar. Etienne, burada "Voreux" adlı maden ocağında işe girmesiyle şahit olduğu ve bizzat yaşadığı bu sefil yaşamın insan hayatınin onuruna karşı bir "Yaşam lekesi"olarak tanımlar. İşçi sınıfının baş lideri olarak verdiği mücadele onlarca kayıp verse de onurlu bir yaşam için hak ettikleri koşullarda çalışmak ve verdikleri emeklerinin karşılığı için mücadeleye liderlik eder. Ancak kayıp kazançlarından daha ağır sonuç verecektir. " Yoksa Darwin haklı mıydı; dünya, türün mükelemmelleşmesi ve sürekliliği için güçlülerin zayıfları yuttuğu bir savaş alanı olabilir miydi?" Güçlülerin zayıflari yuttuğu bir savaş olduğu kesin. Kazanan tarafında hiç değişmediğide. Ama türün mükemmelleşmesi ve sürekliliği konusunda katılamayacağım. Yüzyılların süregelen bir geleneği gibi hala devam eden küçük bir azınlık burjuvazi için milyonlarca insanın hayatından çocukluklarınin, mutluluklarının, yaşamasi gereken güzelliklerin çalinmasi, doymak bilmeyen yüzlere hak verilebilecek bir durum değil çünkü. "Kendi şartlarında düşünürsen, beni anlayamazsın." Zenginlerin, sefalet ve açlığı anlaması pek güç bir durum. Ama yoksulluğun güzellemesini yapma konusunda gayet başarılı bir performans verirler. Birkaç metelik için, yeraltının yüzlerce metre altında yaşam mücadelesi veren maden işçilerinin verdiği zorlu gayreti konu alan bu eser bazen yokluğun insan yaşamı için nasıl da katlanılmaz bir cehennem azabı gibi geliyor!! "Adaletin olmadığı yerde ahlaktan söz edilebilir mi?" Bana göre Adaletin olmadığı yer,
GerminalEmile Zola · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201914,3bin okunma
Adaletsizlik
Puan vermedi·497 syf.··
2026 7. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 22:55
Savaşın hiçbir yüzü güzel değildir. Savaş kelimesi belki yetersiz kalıyor, düzeltiyorum; "Adaletsizliğin hiçbir yüzü güzel değildir". Çünkü savaş da kökünde adaletsizlikten gelir. Sovyetlerin işgali, mücahitlerin iç savaşı ve Taliban kadar Amerikan sömürgeciliği de adaletsizdi. Ama nedense yazara göre sonuncusu umut ve gerçekleşen hayallerden ibaretti! Neden adaletsizlik biliyor musunuz? Çünkü bu kitapta her şeyden çok adaletsizlik var. Olaylarda değil demek istediğim, yazarın gizli mesajlarında. On beş yıl boyunca kulübede yaşayıp ona ölçülü biçimde giyinmesi, başını kapatması gerektiği aşılmış bir kadın, kısa elbiseli, saçları açık ve elinde sigarasıyla kadınları gördüğünde onlara özenir mi yoksa onlardan tiksinir mi? Acaba yazar böylesi kadınları idol olarak tanımlamayı neden seçti? "Şeriat" Kanun ve yol demek, insanların hayatlarında ilkeleri çerçevesinde ilerleyeceği yol demek. İslam takip edeceğimiz yolu aydınlattığı gibi yoldaşlarımıza nasıl davranmamız gerektiğini de altını çizerek öğretiyor. Bir kızın şerefine geçip sorumluluktan kaçınmanın, bir kızı rızası olmadan evlendirmenin, bir kadına bebeği olmadığı için hayvan muamelesi yapmanın, bir kadını erkek çocuğu olmadığı için aşağılamanın ve bir evlattan erkek olmadığı için vazgeçmenin, Allah'ın kattında ve islam şeriatı çerçevesinde günahtır, zulümdür ve adaletsizdir. Bu kitapta islamın şeriatına uyacak tek adam Molla Feyzullah'tır. Ancak belki yazar onu değil, Raşit'i görmemizi istiyordur.
Bin Muhteşem Güneş (Cep boy)Khaled Hosseini · Everest Yayınları · 2017119,3bin okunma
Reklam
Reklam