Kalbimin Sessiz Duası 78..
“Belki de sen, bir şeyi kendin için hayır zannederken o senin için şerdir. Ve belki de bir şeyi kendin için şer zannederken o senin için hayırdır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” Bakara, 216 Allah’ım… Bugün Sana biraz kabullenemediğim şeylerle geldim. Olmasını çok istediğim ama olmayanlarla… Gitmemesi için dua ettiğim halde gidenlerle… Uğruna emek verdiğim ama elimde tutamadıklarımla geldim. Çünkü bazen insan kaybettiği şeyin neden gittiğini anlayamıyor Rabbim. Bir kapı kapanınca üzülüyor. Bir hayal yarım kalınca kırılıyor. Bir insan uzaklaşınca eksiliyor. Ve o an sadece gördüğü acıya bakıyor. Ama Sen bütün hikâyeyi görüyorsun. Ben sadece bir sayfasını… Allah’ım… Kaç kez ardından ağladığım şeylerin aslında bana zarar vereceğini sonradan öğrendim. Kaç kez “Keşke olsaydı.” dediğim şeyler olmayınca korunduğumu fark ettim. Kaç kez kayıp sandığım şeylerin beni daha güzel yerlere götürdüğünü gördüm.
Duygular
(Fazlaca olüm ve olumsuzluk içerir )
İnsan onuru, gururu ve şerefi için yaşamıyorsa ya da yaşarken başkasının onurunu, gururunu ve şerefini zedeliyorsa baştaki kelime artık geçersizdir. En tahammül edemediğim tipler bunlar. Kendisinde bunların varlığı yok diye başkalarında da yok sanıyor. Bu büyük bir hata. Normal ilişkilerde ya başlatmıyorsun ya da anında silebiliyorsun. Ama sevdiğin insanla ilişkinin ortasındayken bu tarz olaylar yaşandığında anında silsen de aptal sevgi var. Mantıksal olarak kapı önüne koyarken sonra koyan sen değilmişsin gibi ağlayabiliyorsun. 😅😅🤦‍♀️ Ya da onun yüzüne nefret kusarken ve değersiz davranırken sevgini gizlemek zorunda kalıyorsun. Bilmiyorum ama özsaygımı zedeleyen insanlara küçükken de sınır çizip direkt silerdim. Bunu da çoğunlukla çocuklar değil büyükler yapardı. Çoğu insanı severken silmiş biri olarak acı vericiydi ama bilmiyorum madem aile ya da dost vs. o zaman o değerli konumları hak edecek olmalıydılar. Düşman gibi davranıp dostluk beklemeyecek gururları ve şerefleri olsundu değil mi? Ortada sevgi varsa içinde olumsuzluğun hiçbir türünü kabul etmiyorum. Evet tartışılır ya da zıtlıklar olabilir ama bunun da saygı versiyonu mevcut. Yapıcı versiyonu mevcut, sakin ve normal üslup versiyonu mevcut. Eee sadece onlara değil de bana mı vardı? Sildiğim insanlar arasında çekirdek ailem de var. Zorundalıktan bazen bir aradayız ama yan yana oturmak bir yakınlık değil ki, mesela otobüste de yabancı bir insanın yanında oturuyoruz? Okula başlarken de öyle. Hayatımda olmaları kopmadığımız anlamına gelmiyor. Bir ara bunu düşündüm, sonradan aileme katılanları o tarz davranışlarında anında silerken ailemi de silmiştim. Hem de o zorundalıktan ötürü maalesef defalarca olmuştu, hiçbiri birinci de sınırlı kalmamıştı. Bu da kendimde olan teorileri destekleyen bir şeydi. Çünkü bazen o
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
Cennet kadınları kimlerdir Gerçek bilgelik her soruya cevap bulmakta değil sorulmamış soruların derin sessizliğunde kaybolabilmektir Özgür Yüce Es selam Aleyküm ve Rahmetullah diyip Allahı anarak es selam sözü ile başlayalım hepinize selam bereket olsun 1000k ailesinin üyesi bilgelik sükutu korumak iledir susan kurtulmuştur bilgelik insanın hayata bakış açısı yorumlama kapasitesidir buda takva ve teslimiyet ile olur bilgelik sahabenin şu sözünde saklı Resulullah SAV den haber almadan ne lokma yer nede bir şey içerim ne güzel bir ilim ne güzel bir bilgi evet bilgi ve ilim odurki zihninizi körleştirmesin size güzel bir müjde versin Hz Fatma babasına annelik bile yapan ehlibeytin annesi Hz Hatice cennetle müjdelenen efendimizin yoldaşı Cebrail bile haya ederdi Hz Haticenin ismi anıldığı zaman Charlie Charlie Mackesy şunu der Acaba öğrendiklerini unutma okulu diye bir şey var mı?' evet kimi isimler unutulur eskir hatırlanmaz ancak Hz Muhammed efendimizin hadisleri övdüğü cennetle müjdelenen dört kadın onların ismi hiç unutulmaz daima hatırlanır sayın özgür yüce bey işte gerçek bilgi budur ya rıza lokmasına ulaştırır yada bizi fazilete eriştirir zihnimizi boşlukla doldurursak köreltiriz o halde büyüklük ancak Cenabı Hakkın yanındadır kendimize Hz Meryem Hz Asiye Hz Hatice ve Hz Fatmayı örnek alalım o zaman övülen bir fazilete erişiriz HZ Meryem ve topraktaki iz kimse gelmedi bir iz bıraktın gidişine, kapı aralığında kalmış bir bakış gibi. ne sen döndün ne de zaman, o andan sonra ileri aktı. Mehmet DEMİR-kimse gelmedi Allahın selam ve bereketi üzerinize olsun Es selam Aleyküm ve Rahmetullah edebiyat defterinin saygıdeğer şairi Mehmet Demir bir iz bıraktın gidişine ne sen döndün ne zaman ileri aktı o andan sonra diyor kıymetli şiirinde işte Cennet Kadınlarının ilki
Din
*Allah'ım (cc)* *Biliriz ki Sen bize bir kapı açarsan onu kimse kapatamaz, bize hakkımızda hayırlı olacak en hayırlı kapıları aç.* *Tüm yollarımızı hayra çıkar.* _Hayalini kurduğumuz şeyleri ömrümüze yaz. Ummadığımız yerden güzel haberler alabilmeyi nasip et._ _Geleceğimizi beklentilerimizden daha güzel eyle._ > Amin🤲
Din İslam
Kapağına Bakıp Hikâyeyi Yarım Bırakanlara
​Bazen etrafıma bakıyorum da, sanki herkes her şeyi daha kapağına bakıp çözmüş gibi. Bir kitabı eline alıyor, şöyle bir çeviriyor, iki sayfa karıştırıyor ve hemen hükmünü veriyor: "Bu bana göre değil", "Bu yazar saçmalamış", "Bu zaten sıkıcıdır." ​Peki, ya o kitabın içinde senin henüz hiç tanışmadığın, hayatını değiştirecek o cümle saklıysa? ​İnsan, bir kitaba ön yargıyla yaklaştığında aslında en çok kendine kapı kapatıyor. Kendi bildiği, kendi inandığı, kendi sevdiği o daracık dünyada dönüp duruyor. Oysa okumak, başka hayatların içine sızmak, hiç gitmediğin şehirlerin sokaklarında yürümek, hiç yaşamadığın acıları hissetmek değil mi? Biz neden bu kadar korkuyoruz farklı olanla karşılaşmaktan? ​Okumadan yapılan yorumlar, sadece bir yazarın emeğine değil, kendi zihnimize yapılan bir haksızlık. Gerçekten, gerçekten okumak; yani anlamaya çalışarak, içine girerek, yazarın neden o kelimeleri seçtiğini hissederek okumak bambaşka bir cesaret ister. "Bu kitap bana göre değil" demek çok kolay, ama "Bu kitap bana göre değil ama neden böyle yazılmış, bu yazar bana ne anlatmak istiyor?" diye düşünmek bir derinlik gerektirir. ​Bence biz, sevmediğimiz bir şeyle karşılaştığımızda onu hemen çöpe atmayı değil, biraz olsun anlamaya çalışmayı öğrenmeliyiz. Belki o kitap, senin tam da ihtiyacın olan o cevabı içindedir, ama sen kapağına takılıp onu reddediyorsundur. ​Önyargılarımızı bir kenara bırakıp, bir kitabın —ya da bir insanın— içine girmeden "sıkıcı", "kötü" veya "gereksiz" demek, aslında sadece bizim kendi görüş alanımızın darlığını gösterir. Bırakın, kitaplar bizi şaşırtsın. Bırakın, hiç sevmem dediğimiz sayfalar bize bambaşka dünyalar açsın. Çünkü okumak, bilmediğine tahammül etmek ve o bilmediğinin içinde kendine ait bir parça aramaktır. ​Okumadan konuşmak kolaydır, ama anlamaya
Kitle Psikolojisi