10/10
·
Beğendi
ALAMAZSIN Cahil meclisinde sohbete dalma, Damağın yorulur, haz alamazsın. Boşuna oturup zamansız solma, Kabuk verir sana, öz alamazsın. Ne yazar bilinmez eldeki kalem, Ruhuna yâr olmaz dildeki kelam. Kirlenmiş yüreği katı vesselam, Yolu yol değildir, iz alamazsın. Orada bekleme edebi arı, Yalandır, haramdır, zulümdür varı. Deseler altının yüksek ayarı, Dönüp bakmak için göz alamazsın. Yamuk iş yapmaya ayarlıdır göz, Yüreği engelli, gel bu işi çöz. Utanmaz, arlanmaz, kapkaradır yüz; Pinhan iki güzel söz alamasın. Pinhan
Gönülden EsintilerHatice Karahan · İkinci Adam Yayınları · 20241 okunma
Hiç.
4/10
·208 syf.··
2024 13. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2024 10:08
“Ben, diyordu, insan değilim. Çünkü üşüyorum. Sizler üzerinizi hatıralarınız, aileleriniz, dostlarınız, mesleklerinizle örterken ben üşüyorum. Çünkü bunların hiçbirine sahip değilim. Ve olmak da istemiyorum.” Hakan Günday’ın yazmış olduğu ikinci roman. Benimse okuduğum İlk kitabı. Çift zamanlı olarak ilerleyen romanda, karakterimizin çocukluğuna ve gençliğine yolculuk ediyorsunuz. Romanda dünya kapkaradır, kötü ve baygınlık vericidir. Yalan, ihanet, şiddet, tecavüz, hayatın ve insanların acımasızlığı üzerine kurulu bir roman. Anlatımda devrik cümlelerle romanı devam ettiren yazarımız, bu anlatım yolunu sürekli bir tercih haline getirerek olayların takibini güçleştirerek beni epey sıkmış bulunmakta. Yazarımız konuları o kadar çıplaklıkla ele almış ki ben okurken çok rahatsızlık duydum. Yazarın belirttiği her durum çok uç bir olaya bağlandığı için her durumun arkasında bir olay aramak beni yordu. Özellikle yazarın belirttiği şarkılar… Evet, güzel şarkılar dinliyor olabilir ama tohum serper gibi serpmeye gerek yoktu bence. Yeraltı Edebiyatı türünde okuduğum ilk kitaptı. Bu tarza alışık olmadığım için bana farklı ve uç geldi. Tekrar Hakan Günday okur muyum? Şu an için hayır. Ama gelecek için aynı cevabı veremem. İyi okumalar.
1000Kitap
ZarganaHakan Günday · Doğan Kitap · 20259bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·556 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
·
126 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2020 16:12
Emile Zola ünlü romanı "Germinal”i 1885 yılında yayımlar. Romanı yazmak için belgelere gider. 1883'te G. Stell'in yayımladığı “Fransız Maden İşçilerinin Şikâyet Defterleri”ni okur. La Ricamarie Ocağındaki ikisi kadın on üç ölü vardır. Aubin Ocağı'nda ise on dört kişi ölmüştür. 1869'daki kanlı grevlerin, Creuset ve Fourchambault grevlerinin, ardından açılan davaların anlatıldığı "Gazatte des Tribunaux"ları getirtir. Yves Guyot Amédéé Burat'ın yapıtlarından "kömür ocaklarının bunalımını" inceler. Ancak Zola için, insanlar ve nesnelerle doğrudan doğruya ilişki, dolaysız araştırmanın yerini hiçbir şey tutamaz. Bu nedenle maden ocaklarının olduğu bölgeye de gider. 19 Şubat 1884'te Aubin Maden Ocaklarında bir grev patlak vermiştir. Oraya gider; günlerce kalır; notlar alır, sorular sorar, gözlem yapar. Tuttuğu notlar ilginçtir: Yol taş döşelidir; yazın kapkara toz, kışın yağmur yağınca vicik vicik bir çamur... Cetvelle çizilmişçesine dümdüz bir çizgi halinde, sırt sırta iki dizi ev... Kazılan galerilere en çok 60 cm'den girilir. Renard Ocağı, yer altında 476 metre iner. Bir işçinin verevine bir damarı kazmak için böğrünün üzerinde yattığını görür. Tüm işçilerin vücudu kapkaradır, gözleri ve dişlerinin aklığı sırıtır. Zola Germinal'i on ayda yazar. Elini çabuk tutmak zorunda kalır; çünkü yazılması bitmeden roman yayımlanmaya başlar. Öfkeyle yazar, coşkun bir anlatım kullanır. Roman karşısında rahatsız olanlar da vardır. "İğrenç sosyalist roman”; “açık saçık çığlık" biçimindeki eleştirilerle karşılaşır. Yazarın ne derece sosyolojik bir yaklaşıma sahip olduğunu romandan alınan aşağıdaki bölüm de göstermektedir: "Suvarin... kısık bir sesle, kendi kendine mırıldandı: Ücretleri yükseltmek kolay mı? Çelik gibi sarsılmaz bir yasayla en alt düzeyde, işçilerin ölmeyecek kadar kuru
Edebiyat & Roman
GerminalEmile Zola · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201914,4bin okunma
Yârin dudağından getirilmiş Bir katre alevdir bu karanfil
10/10
·172 syf.··
2023 39. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2023 08:51
Hayatını kaybeden canlara Allah'tan rahmet, yakınlarına ve geride kalanlara dayanma gücü, herkese güç kuvvet diliyorum. Alp Dağlarından... 1 Aralık 1926 Her dakika, sanıyorum ki, elimi uzatsam ona temas edeceğim. Bu aldanış, kalbimin sürekli ve biricik azabıdır. Bağırmak istiyorum fakat sesim bu sırçadan maddeyi çatlatır diye korkuyorum. Aks-i sadayı bu kadar büyülten yerler tekin değildir, susalım. Blaise Pascal'ın dediği gibi, "Bizi her taraftan karanlıklar sarmış." Gerçekten, sonsuz fezanın rengi mavi değil kapkaradır. Eski Latin şairi Horatius'un dediği gibi, acaba edebî eserler de bazı şaraplar gibi eskidikçe mi iyileşirler? Yakup Kadri
Bütün Şiirleri (Cep Boy)Ahmet Haşim · Karbon Kitaplar · 20191,477 okunma
Can'lı Yolculuk
7/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2021 83. kitabı
Merhabalar :) Bugün, Can Göknil'in Can'lı Yolculuk adlı kitabıyla geldim. Can Göknil 1945'te Ankara'da doğmuş. ABD'de Knox College Resim Bölümü'nden mezun olmuş. Yüksek lisansını City College of New York'ta Resim Ana Sanat Dalı'nda yapmış. Kendisinin ülkemizde ve yurtdışında çeşitli koleksiyonlarda yapıtları bulunmaktadır. Birçok kişisel sergi düzenlemiş ve çeşitli karma sergilere katılmıştır. Çalışmalarına İstanbul'da devam eden sanatçının yazıp resimlediği kitapları pek çok dilde yayımlanmıştır. ************************** Kitabımız bir öykü kitabı. Üç bölümden oluşuyor. Bu bölümler ;Önce, Şimdi ve Sonra.(Ben en çok Şimdi bölümündeki öyküleri sevdim) Öyküler kısalı uzunlu ve sanki hayattan bazı kesitler sunuyorlar bize. Kimi zaman trenlerde, kimi zaman ormanda, sokaklarda öykü kahramanlarıyla beraber yürüyor ya da yolculuk halinde oluyoruz. Bazen de bir otel odasında o şehre yeni gelmiş yeni hayatlarına başlayacak olan bir çifti anlatıyor yazar bize. Bu öyküler "Ara" ve "Anasının Kapkarası" öyküsünde olduğu gibi bazen yürek parçalıyor, boğazınızda bir yumru bırakıyor. Bazen de "Recebistan" öyküsünde olduğu gibi içinizi ısıtıyor. Ordaki çiftlik evini, tarlaları, bahçeleri düşünüp hayallere dalıyorsunuz. Yani bende böyle bir izlenim bıraktı. Ayrıca yazarın ressam olmasından kaynaklı gözlem yeteneğini öykülerde çok fazla hissediyor insan okurken. Ve ayrıca kitaptaki resimlemeler de yine yazarın kendisine ait. Bir yandan bu öyküleri okurken, masalsı resimlere dalıp gidiyorsunuz. Kısacası ben çok sevdim. Öykü okumayı seven herkese bu güzel kitabı öneririm. Sanatla,kitapla ve sevgiyle kalın
Öykü
Can'lı YolculukCan Göknil · Can Yayınları · 201938 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2022 25. kitabı
Bazen öyle anlar olur ki, hiçbir şeyin değeri kalmaz. Bu duyguyu herkes bilir. Kör biri için gökkuşağının renkleri ve sağır biri için kuş sesleri nasıl boşunaysa, yürekle algılanmayan zaman da öyle boşuna gider. Eserde Momo’nun dış görünüşü garip ve temiz insanlara korkunç gelebileceği belirtilir. Kız çocuğu olduğu tahmin edilmesine rağmen kimse cinsiyetinden emin değildir. Momo, nereden geldiğini, anne babasının kim olduğunu bilmez. Ufak tefek ve cılızdır. Simsiyah kıvırcık saçları vardır. Gözleri kocaman, simsiyah ve çok güzeldir. Hep çıplak gezdiği için ayakları kapkaradır. Sadece kışın ayakkabı giyer, o da ayaklarına büyük gelir. Çünkü Momo’nun etrafta bulduğu ya da birilerinin verdiği eşyalardan başka bir şeyi yoktur. Tüm bunlara ek olarak Momo mutlu biridir. Momo’nun mutlu olmak için maddi bir şeye ihtiyacı olmamasıyla yazar “statü”, “para” gibi modern dünyanın yarattığı kavramların önemsizliğini göstermek ister. Momo’nun öyküsü büyük bir kentin güney kıyılarında, çok fazla tarlaların olduğu unutulmuş bir kasabada çam ormanının içinde gizli bir amfitiyatro kalıntısında başlar. Pek çok arkadaşı olur. Çünkü Momo’nun en önemli özelliklerinden biri herkesi dinlemesidir. Momo can kulağıyla dinlemeye başladığında, tüm anlaşmazlıklar sona erer. Eser boyunca bu özelliğin vurgulanması, herhangi bir konuda yeterince emek, ilgi ve zaman harcandığında işlerin yolunda gideceğine işaret eder. Çevresindekilerin verdiği eşyalardan başka bir şeyi yok. Serçeler kadar küçük, özgür bir kalbi, yıldızlar kadar çok arkadaşı ve sarsılmaz bir cesareti var. Dahası bir büyüsü var Momo’nun. Öyle ki yaşadığı kentteki herkes onun yüzünü görmeden bir gün bile geçirmiyor. Onun büyüsü ya da sırrı bir fiilde saklı aslında. Momo’nun hiç kimsenin yapamayacağı şekilde başardığı şey şu: Dinlemek o
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,4bin okunma