Rus edebiyatının acıyla yoğrulmuş bir eseri daha
(HAFİF SPOİLER İÇERİR)
Hikaye, tayin olduğu kasabada kendini yalnız hisseden bir doktor ve paranoyaları dolayısıyla akıl hastanesine kapatılmış eğitimli bir hastanın arasında geçiyor.
Aralarındaki temel tartışma/diyalog da acı üzerine..
Mesela ben huzur tepkisizlikte diye düşünürken hikaye tamamıyla farklı. Biz tepki veren gelişmiş canlılarız. Acıya kayıtsız kalmak ilkel canlının işidir diyor hikayedeki "deli".
Akıllıysa, "olabilir" deyip kayıtsız kalmalıyız, acıyı görmezden gelmeliyiz. Nasıl olsa öleceğiz, diyor.
Deli ne diyor biliyor musunuz? "Sen acı görmemişsin" diyor
Velhasıl doktor "büyük lokma ye, büyük laf söyleme"yi yaşıyor ve gerçek acıyla tanışıyor.
Hikaye bu şekilde ilerliyor.
Tabi bana kalırsa doktorun sadece bir antidepresana ihtiyacı vardı. Ama işte o zamanın şartları öyleymiş(spoiler olmasın diye ne olduğunu söylemiyorum)
Bir de fazla overthink bünyeye zarar verir. Düşünmek güzel ama iyiyi, güzeli düşünmek güzel. Böyle hep hayatındaki olumsuz şeyleri düşünmek hiçbir fayda sağlamaaz