Puan vermedi·40 syf.··
2026 136. kitabı
Çocuk kitaplarının, dostluğun yalnızca eğlenceli anları paylaşmak değil, zor zamanlarda da birbirinin yanında durabilmek olduğunu çocuklara etkili bir şekilde öğretmesini çok değerli buluyorum. Hikayelerdeki karakterlerin sevinçleri kadar üzüntülerini de paylaşmaları, çocukların gerçek dostluğun dayanışma, güven ve fedakârlık üzerine kurulduğunu kavramalarına yardımcı oluyor. Bu eserler sayesinde çocuklar, bir arkadaşın sıkıntısını anlamanın, ona destek olmanın ve iyi günde olduğu kadar kötü günde de yanında kalmanın değerini öğreniyorlar. Böylece hem güçlü sosyal ilişkiler kurmayı hem de yaşamın farklı dönemlerinde dostluğun önemini fark etmeyi sağlayan önemli kazanımlar elde etmiş oluyorlar. Kitap bu değerleri bir fare ile köstebek aracılığı ile küçük okurlara veriyor. Kitabın içerisinde o kadar tatlı bir fare ve köstebek var ki, onların günlük yaşamlarına eşlik etmek istiyorsunuz okurken. İçindeki üç güzel öykü ile çocuklara sıcacık duygular yaratan kitap bir fulyayı izleyeceğimiz öykü ile başlıyor. Fareyle köstebeğin arasında geçen sohbetler ise çok eğlenceli. Çocuklara hem eğitici hem de eğlendirici vakit geçirmeleri için çok güzel bir tercih olacaktır. Devamındaki öyküde ise köstebeğin bıyığı ile olan mücadelesine tanıklık edeceksiniz. Son öyküde ise yaşamdaki heyecan verici olaylar acaba biz beklediğimizde mi yoksa en beklemediğimiz anda mı olurlar sorusuyla karşı karşıya kalacaksınız.
Fare ile Köstebek Parti VeriyorJoyce Dunbar · Elma Yayınevi · 202125 okunma
Polisiye
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 75. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 09:19
"Benim Canım Ailem" (Başkomiser Galip Hikâyeleri), Çağatay Yaşmut imzasını taşıyan ve üç hikâyeden oluşan etkileyici bir eser. Kitaba adını veren hikâye "Benim Canım Ailem", yıllar önce Doğu bir şehirde yaşanan sarsıcı olaylarla başlıyor. Küçük bir kız çocuğu hastalanarak hayatını kaybediyor, iki gün sonra bir başka kız çocuğu ailesi tarafından tren raylarına bırakılarak öldürülmek isteniyor. Tren istasyonunda görevli bir kişinin olaya tanık olması, kaderin akışını değiştiriyor. Hikâye günümüzde İstanbul'da devam ederken, peş peşe işlenen cinayetler, olay yerinde görüldüğü söylenen başörtülü ve siyah gözlüklü gizemli kadını soruşturmanın kilit noktası. Başkomiser Galip ve ekibi bu kadının izini sürerken, geçmişte yaşananlarla bugünün cinayetleri ustalıkla birbirine bağlanıyor. Yazar, aile içi istismar, bireysel travmalar ve toplumsal yaraları polisiye kurgunun içine son derece başarılı bir şekilde yerleştirirken, olay örgüsünü de merakı diri tutacak bir ustalıkla örüyor. "Katil acaba o mu, yoksa bu mu?" diye düşünürken, finalde çıkan beklenmedik isim, okuyucuya ters köşe etkisi yapıyor. Polisiye türünde güçlü bir kurgu ve derin toplumsal mesajlar arayanlar için akılda kalıcı bir hikâye. Hikâye "Olaylar": Polisiye kurgunun en güçlü yanlarından biri olan gerçekçilik duygusunu ilk sayfalardan itibaren hissettiriyor. Cinayet Masası, savcılık ve olay yeri inceleme ekipleri, soruşturmaya alınan kişiler arasındaki diyaloglar son derece doğal ve inandırıcı ilerliyor. İlk cinayetin işlendiği olay yerinde üzerinde "1 Numara" yazılı kâğıt bulunuyor. İlk şüpheliler maktulün ortağı ve oğlu olsa da, cinayet saatinde nerede olduklarını tanıklarla kanıtlamaları üzerine Başkomiser Galip ve yardımcısı Serdar yeni ipuçlarının peşine düşüyor. Soruşturma devam ederken, ikinci cinayet
1000Kitap
Benim Canım AilemÇağatay Yaşmut · Oğlak Yayınları · 201958 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Karanlık İkili
9/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Oldukça etkileyici olan bir hikaye, iyi bir kurguya sahip. IQ artışına paralel duygusal ve sosyal zekasının bir çocuk düzeyinde kalması nedeniyle geçmişin tahlili ve hayaleti arasında krizler geçiriyor. Geçmiş hesapları bittiğinde zeka seviyesi geriye doğru gitmeye başlıyor. Çok akıcıydı kısa sürede bitirdim.
Algernon'a Çiçekler
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202537bin okunma
7/10
·114 syf.··
2026 49. kitabı
Guillermo Rosales şizofren uzun süre adına bakımevi denen akıl hastanesinde kalır kendi kaldığı bakımevine benzeyen tersine Amerikan rüyası olan yerin mezarı olacağına gördüğü an karar verir.. 47 yaşında intihar eder yazar.. Bu akıl hastanesinin rahatsız edici yanlarını sıradan bir şekilde anlatır... Başındaki kişi Curbelo hastaların üzerinden para kazanmak için hiçbir şeyden çekinmez 23 kişinin kaldığı yere 11 kişilik ucuz ve çok kötü yemekler getirir.. çorbayı kendi yapar.. çarşaflar havlular sabunlar hep pislik içindedir.. Bazı sorunlu hastalara günde 1 sigara verir.. nede olsa fazlasını talep edemezler ederlerse kapı orda diye tehdit eder... posta arabası hastalar için ödenen çeki her ay getirir.. yan haklar için ödenen parayıda 1 kişi hariç (eski burjuva yeni felaketzede) tabi ki hastalara eksik verir ve kalanı cebine indirir..Curbello hastalardan çarptığı paralarla burjuva hayatı sürmeye devam ederken Arsenio onun yardımcısı olup hastaneye hükmeder.. Eski burjuva İda çocuklarının birgün kendisini alacağını hayal ederken.. tek gözlü Reyes'in gözünden daima irin akıyor.. Castano her yere işemeye devam edip ölmek isterken Eddy 3ncü dünya Savaşının çıkmasını bekliyor... ama William Francisle kendi evine çıkma hayalini tam gerçekletireceği sırada Curbelo onu polise şikayet etmiş başka bir akıl Hastanesi'ne kapatılmasına sebep olmuş Francis'e verilen ağır ilaçlardan dolayı durumu kötüleşmiş ve ablası onu alıp götürmüştür.. Diğer hastaneden doktor onun durumunda birşey olmadığını düşündüğü için onu Curbelo ile konuşmaya getirir ama umutları Francis'in olmayışla suya düşer...
Felaketzedeler EviGuillermo Rosales · Jaguar Kitap Yayınları · 20173,424 okunma
Babamız Atatürk!
10/10
·150 syf.··
Beğendi
·
2026 156. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 08:27
Kitabı okurken kendimi tutamadım, yer yer sesli ağladım. İnsanın babası hiç ölür mü? Ölmüyor işte, her satırda yaşıyor.Bugün burada rahat bir nefes alabiliyorsak, kimseye el açmadan kendi ayaklarımızın üzerinde dimdik durabiliyorsak; bu, bir zamanlar bizim uğrumuzda hayatlarını, hayallerini ve en güzel yaşlarını feda edenlerin; Atatürk’ün ve onun o cefakar silah arkadaşlarının mirasıdır. Ben, bir kadın olarak bugün bu hayatın içindeysem, bu sadece onların verdiği o büyük mücadelenin eseridir. Falih Rıfkı, Babanız Atatürk’te o büyük lideri bir devrimcilik kitabının sayfalarından çekip alıyor da sanki başucumuza, dert ortağımız olarak oturtuyor. Sofrasındaki o derin sohbetlere, bir şiir dizesi karşısında gözleri dolan o ince ruhlu adama, bazen de bir kararı alırken çektiği o uykusuz gecelerin sessiz ağırlığına şahit oluyoruz. Falih Rıfkı’nın samimiyeti sayesinde Atatürk, sadece tarihimizin bir parçası değil; sanki dün akşamki sohbetimizde bize yol gösteren, omuzlarımızdaki yükü paylaşan, bakışıyla içimizi ısıtan bir "baba" gibi yakınlaşıyor bize. Onun o keskin zekasına ve imkansızlıklar içinde bile milletine duyduğu o sarsılmaz aşka tanık oldukça, insan hem dizlerinin bağının çözüldüğünü hissediyor hem de o dehşetli hayranlıkla dolup taşıyor. Her hücremle hissediyorum ki; o, bizim bu topraklar üzerindeki en büyük şansımız, içimizdeki o hiç sönmeyecek olan ateş. Onu bu kadar yakından tanıdıkça, ona ve onun bu eşsiz emanetine saygı duymayan, değerini idrak edemeyen insanların adına sadece üzülüyorum; çünkü kendi tarihlerine ve kendi varlık sebeplerine bu kadar yabancı kalmak, aslında ne büyük bir kayıp. İyi ki bu topraklardan geçti, iyi ki bize bu onurlu duruşu miras bıraktı. O'na olan borcum, ömrüm boyunca taşıyacağım en kutsal yüküm. Bu kitap bir son değil; o büyük
1000Kitap
Babanız AtatürkFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 2023977 okunma
8/10
·252 syf.··
2026 20. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 22:02
Spoiler vermeden anlatmaya çalışacağım “Herkes, kendi karakterinin mimarıdır.” öncelikle bu alıntı. Üzerine paragraflar yazılabilir... Kitabimizda Sarıca ve Çira diye iki kahramanımız var. Bu ikisinin aşkı üzerinden şekillenen hikaye Göbeklitepe etrafında şekilleniyor. Göbeklitepe sadece bir mekân değil; insanın inanç, hakikat ve medeniyet arayışının sembolü olarak hikâyenin merkezinde yer alıyor. Bu sırada Sarıca’nın anlam arayışı var. Hakikat arayışı, adalet anlayışı, neden varolduğumuzu anlama arayışı… Çira’yı ararken bunları arıyor bir yandan da. Bu aramaları sırasında karşımıza tarihten pek çok kişi çıkıyor. Onlarla ilgili kısa bilgiler ediniyoruz . Elbette iyiler ve kötüler var… İyi ve kötü mücadelesi… Yine bu nokta için çok güzel bir alıntılar vardı : “Annesinin iyi olması evladın da iyi olmasına sebep değil ki!”… “Yer yüzünde iyiliğe muhtaç çok insan var efendim. Arzın karanlık yüzü sayısız kötülükle dolu çünkü." İlk 70 sayfası çok sıkıcıydı gerçekten. Olayın nereye varacağını anlamakta zorlandım ama sonrası aktı. Üslup bakımından bildiğimiz gibi zaten İskender Pala. Tavsiyemdir.
Akşam Yıldızıİskender Pala · Kapı Yayınları · 20208,2bin okunma