Türklerin Anadolu'ya gelişlerinin tarihi genel olarak Selçukluların, Bizans'ı mağlup ettiği Malazgirt Savaşı'nın tarihi olan 1071 yılı kabul edilir. Oysa, tarihi veriler Türklerin, Anadolu'ya, Selçuklular'dan çok daha önceki tarihlerde geldiklerini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Örneğin Hunlar, III. ve IV. yüzyıllarda Anadolu'ya 3 defa girip çıkmışlardır. Bugün, Anadolu'da Hunların hatırası bir çok Hun isimli köy mevcuttur. (Erzincan-Lardusu, Elazığ- Palu, Bingöl-Solhan, Muş merkez vs.) Daha sonra, 466 yılında Ağaçeri Türkleri'nin 558, yılında Sabir ve Hazar Türkleri'nin Doğu Anadolu'da yayılarak yerleştikleri görülmektedir. Yine Selçuklular öncesi, Abbasiler'in 8. yüzyıldan başlayarak, çoğunluğu Türkmen askeri garnizonları aileleri ile birlikte Bizans'a karşı, Misis, Adana, Maraş, Malatya'dan, Mardin'e Erzurum'a uzanan ve sugur denilen hat boyuna yerleştirdikleri de tarihi belgelerle tespit edilmiş bir husustur. Anadolu'da Selçuklular'dan yaklaşık 800 yıl öncesine giden yukarıda belirtilen Türk yerleşimi yakın bir tarihi geçmiş olarak kabul edilebilir. Ancak, son dönemlerdeki bilimsel tespit ve bulgular, Türklüğün Anadolu'daki varlığının milattan yüzlerce ve hatta binlerce yıl öncesine götüren veriler ortaya koymaktadır. Bu veri ve bulgular, en azından, Türklerin Anadolu'daki varlığının yeniden değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Söz konusu veri ve bulgular, Türklükleri tartışılan Sümer ve Gutilerin dışında, Ön Türkleri (bkz., sf. 49) Turkileri, Turukkuları, Türgişleri, Acarayları, Türklükleri bilinen Sakaları ve onların bir kolu olduğu düşünülen Karduları Anadolu'daki Türk varlığının özneleri haline getirmektedir. Tarih, özkaynaklarına inilerek nesnel (objektif) bir yaklaşımla incelendiğinde Türklüğü, dünyada olduğu gibi Anadolu'da da anıtsal bir gerçek