Biterken bölümünden...
Sevgili Hayat; Yaşadığım her şey için sana minnettarım.
Hayat aslında çok uzundur, bir ömür boyu.
Hayat aslında çok kısadır, bir nefeslik sonu.
Ve evet
Hayat aslında çok zordur;
Bazen bunun ‘yaşamak’ değil, sadece hayatta kalmaya çalışmak olduğunu düşünürsün.
Nefes alabiliyorsundur ve organların yerli yerindedir. Oysa nice hasta insan vardır şifa bekleyen, şanslı sayarsın kendini bu yüzden.
Karnını doyurmak ve evinin geçimini sağlayabilmek için çalışmak zorundasındır. Oysa nice işsiz insan vardır endişeyle bekleyen, şanslı sayarsın kendini bu yüzden.
Başını sokacağın iyi-kötü bir evin vardır kira da olsa, ‘sokakta değiliz ya?’ dediğin. Oysa nice evsiz insan vardır bir rahat yatağı, bir tas sıcak çorbayı özleyen ve sen şanslı sayarsın kendini bu yüzden.
İşte bazen tüm bunların ‘yaşamak’ değil, sadece hayatta kalmaya çalışmak olduğunu düşünür ve kahredersin.
Oysa yaşamak, tam da budur.
Yaşamak; her şeye sahip olduğun, dert ve kederden uzak durduğun, güllük gülistanlık bir bahçede dolaştığın, sorunsuz bir hayat demek değildir. Yaşamak; nefes almaktır. Her şeye rağmen gülümsemektir.
Olanı, olduğu gibi kabul etmektir.
Ve fakat
Kabul et ama razı olma!
Şükret elinde olana. Lakin hak ettiğinden azına da razı olma!
Hayatını ancak sen iyileştirebilir ya da kötüleştirebilirsin. İyi olması için mücadele et. Hayatta kalmak için değil, daha ‘iyi’ yaşamak için.
Daha iyi nefes alabilmek, daha iyi şeyler yiyip içebilmek, daha iyi geçinebilmek, daha iyi bir insan olabilmek için çabala. Elinden gelenin en iyisini yap.
Haksızlığa karşı dur. Kendine, ailene ve hayatına saygı duy. İyi’nin de sonu yok, kötü’nün de. İstekler bitmez, arzular ise şelale. Var olanı sev, var olmasını istediğin şeyleri hayal et ama o hayalin içinde kaybolup ‘hayalet’ olma!