En korktuğumuz şey birey olmak ve böylece yalnız kalmaktır bu yüzden hemen bir gruba dahil olur onlar gibi giyinir onlar gibi düşünürüz bizim kendi düşüncemiz yoktur grup ne derse o olur
“Elyazılarımız elbette birbirinden farklı olacak. Tıpkı parmak izleri ya da DNA gibi, o da bize her birimizin farklı bireyler olduğunu hatırlatıyor. Duygularımız ve düşüncelerimiz ifade edilmek için varlar ve yalnızca bize aitler; biricikler. Ben hayata senin pencerenden bakmıyorum ve bu gayet normal bir şey. Biz her zaman aynı şeyleri düşünüp hissetmek üzere tasarlanmadık. Biriyle aynı fikirde olmak bir seçim, bunu daima hatırlamaya çalış. Bir başkası gibi olmayı isteyerek hayatını boşa harcama, kim olduğuna karar ver ve kendin ol.”
"Kızım artık sen büyüdün, seni, Abdürrahim Efendi'den başka birkaç kişi daha istiyor. Bunların arasında hürriyet kahramanı Enver Bey de var. İşte hepsinin isimleri ve resimleri... Bak, düşün ve karar ver."
Dünyayı olduğu gibi değil olduğumuz gibi görürüz, gördüğümüzü anlatırken aslında kendimizi kendi paradigmamizi anlatırız.
İnsan bir olayı anlatırken sadece dış dünyada olup biten bir hadiseden söz etmiyor ister istemez kendinden de söz ediyordu eğer dinlemesini bilirsek kişinin söylediği her şeyden o kişinin nasıl biri olduğunu az çok çıkarabilirdik
Paradigma bireyin iç ve dış dünyasını algılayıp yorumlamasında etkili olan tüm faktörleri kapsar algılama yorumlama vebilme süreçleri ile ilgili tüm etkenlerin yarattığı örgütlü ve dinamik düşünsel sisteme algı düzeyi ya da paradigma adı verilir pratik ve farkına varmadan taktığımız bir psikolojik gözlüktür iç dünyamızı olduğu kadar dış dünyamızı da bu gözlük aracılığıyla görürüz