Eğer sularımızın hemen hepsinin böcek öldürücülerle kirlenmiş olduğundan kuşku duyacak olan varsa, 1960 yılında Amerika Birleşik Devletleri Balık ve Yabanıl Yaşam İşleri kuruluşunun yayınladığı kısa rapora bakmalıdır. Kuruluş balıkların da sıcak kanlı hayvanlar gibi böcek öldürücüleri dokularında biriktirip biriktirmediğini araştırmıştır. İlk örnek Ladin sürgün güvesi ile mücadele için kütlesel olarak DDT ilaçlaması yapılan Batı'daki ormanlık alanlardan alınmıştır. Beklenileceği üzere, balıkların hepsinde DDT vardı. Gerçekten en önemli bulgular ise araştırmacıların karşılaştırma amacıyla en yakındaki sürgün güvesi ilaçlaması yapılan bölgeye 50 km uzaklıktaki bir çaydan aldığı örneklerle elde edildi. Bu çay yukarı tarafındaydı ve ırmaktan yüksek bir şelale ile ayrılmıştı. O bölgede bilinen bir ilaçlama uygulaması yoktu. Bu balıklarda da DDT vardı. Acaba bu kimyasallar bu çaya gizli yer altı akarsuları ile mi taşınmıştı? Yoksa hava kaynaklı mıydı; serpinti olarak sürüklenerek çayın yüzeyine mi yağmıştı? Bir diğer karşılaştırmalı çalışmada; derin bir kuyudan gelen suyla beslenen balık üretme bölgesinde yakalanan balıkların dokularında da DDT bulunmuştu. Yine bu bölgede de herhangi bir yerel ilaçlama kaydı yoktu. Kirliliğin tek olası yolu yer altı suyuyla yayılım gibi görünüyordu.