Kendi yetersizlikleri nedeniyle reddedici ya da aşırı koruyucu tutumlar gösteren ana-babaların çoçukları ise kendilerine ayrı bir varlık olarak değer verilmediğinden kişilikleri bütünleştirilemez . Yetişkinliğe ulaştıklarında da çoçukken doyurulmamış ihtiyaçlarını diğer insanlardan karşılayabilmek için umutsuzca çabalarlar …
Ne kadar uzun yaşarsanız hiçbir şeyin sabit olmadığını o kadar anlıyorsunuz. Yeterince uzun yaşayan herkes bir gün sığınmacı olacak. Milliyetlerinin uzun vadede pek bir şey ifade etmediğini herkes anlayacak. Dünya görüşlerinin sarsıldığını ve çürütüldüğünü görecek. İnsanı olmayı tanımlayan şeyin insan olmak olduğunu bir gün herkes anlayacak.
“ Yargılama ki, yargılanmayasın. Çünkü başkalarını nasıl yargılarsan, sen de öyle yargılanacaksın ve başkalarını hangi ölçüyle ölçersen, karşılığında sen de o ölçüyle ölçüleceksin. Neden kardeşinin gözündeki kıymığa bakarsın da, kendi gözündeki kalası hiç düşünmezsin?”
..Biz koşulların kurbanları değil, yaşamlarımızın mimarlarıyız.Bilinçli düşüncelerimiz yaşamımızın,kendimizin, duygularımızın bir imgesini yaratıyor ve bilinçaltımız o imgenin maddi koşullarına hakim bilinçli inançlarımıza uygun olarak üretiyor..