Ralph hafif hafif inledi. Ne denli yorgun olursa olsun, kendini koyuverip, bir kuyuya düşercesine uykuya dalamıyor, kabileden korkuyordu. Cesaretle kaleye yürümenin, "pes ediyorum" demenin, hafifçe gülmenin, ötekiler arasında uyumanın yolu var mıydı acaba? Hala "efendim, evet efendim" diyen, kasket giyen l, okula giden çocuklarmış gibi davranmanın yolu var mıydı? Gün ışığı "evet" diyebilirdi bu soruya; ama karanlık ve ölümün dehşeti "hayır" diyordu. Ralph orada, karanlıkta yatarken, toplumun dışına atıldığını anladı.
" Aklım başımdaydı da ondan."