bir gün aklımı defedip
rüyamı ağaçlandırdım
merakıma hayretimi koydum
girdim bir karınca yuvasından içeri
toprak ürperten temaşa
durdum görmek için meşrebimce
eskidikçe zenginleşirmiş eşyanın kalbi
ağır yürüdüm, yüksek baktım
kendime ve şeylere
_Kanatsız uçmaya kalkışma!
_Ham, pişkinin halinden anlamaz; öyle ise söz kısa kesilmelidir vesselâm.
_O, kırmızı güldür, sen ona kan deme. O, akıl sarhoşudur, sen ona deli adı takma!
_Hakiki olan
Karınca inadı vardı onda: Karıncaların yuvasını bozun, hemen onarmaya koyulurlar onu. Gene bozun, gene onarırlar. Kaç kez bozarsanız bozun, yılmazlar, her şeye yeniden başlarlar.
Sayfa 113 - İletişim Yayınları, 2. Baskı 2018,İstanbul.
Engizisyon; yargısız infaz, ibret olsun diye yakılan ateştir. Zola’nın yolundayız, Dreyfus’umuzu kendimiz seçtik. Bir karınca inadı, bir karınca adımındayız. Ağzımızda su, ateşi söndüreceğiz. “Söndüremezsiniz” derseniz, safımız belli olsun!
Bir şeyler düşündüğü, planlar kurduğu, bir şeyi hayal ettiği olur muydu, bilmiyorum. Bunların yerini, içinde bulunduğu igrenç durumdan kurtulmak için içgüdüsel bir kararlılık almıştı. Karınca inadı vardı onda: Karıncaların yuvasını bozun, hemen onarmaya koyulurlar onu. Gene bozun, gene onarırlar. Kaç kez bozarsanız bozun, yılmazlar, her şeye yeniden başlarlar.