Her Tanrı ölümü tadacaktır
Rönesans'tan itibaren kilise siyasi otoritesinin bir kısmını kaybetti ve açıktan ateist olmak daha kabul edilebilir (ve daha az tehlikeli) hâle geldi. Bazen fikirleri nedeniyle teşhir edilseler de Voltaire ve Immanuel Kant gibi on sekizinci yüzyıl filozofları felsefi tartışmayı yeniden açarak daha militan ateist düşünürlerin yolunu açtı. Bunların arasında Ludwig Feuerbach bilindiği üzere "İnsan, Tanrı'yı kendi suretinde yarattı," demiştir), Karl Marx ("Din halkın afyonudur,") ve Friedrich Nietzsche ("Tanrı öldü!") vardı.
Sayfa 398·Kitabı okudu
1000Kitap
Savaşın sorumlusu kim
Bir adam öldüğünde, suçun birine yüklenmesi gerekirdi. Jimmy Cross bunu anlıyordu. Savaşı suçlayabilirdin. Savaş-tan sorumlu geri zekalıları suçlayabilirdin. Savaşa katıldığı için Kiowa'yı suçlayabilirdin. Yağmuru suçlayabilirdin. Nehri suçla-yabilirdin. Tarlayı, çamuru, iklimi suçlayabilirdin. Düşmanı suç-layabilirdin. Havan mermilerini suçlayabilirdin. Gazete okuma-yacak kadar tembel olan ve günlük kayıp rakamlarını duymaktan sıkılan, siyaset konusu açıldığında kanal değiştiren insanları suç-layabilirdin. Ülkeleri suçlayabilirdin. Tanrı'yı suçlayabilirdin. Si-lah üreticilerini va da Karl Marx'ı ya da kaderi ya da oy vermeyi unutan Omaha'lı yaşlı bir adamı suçlayabilirdin.
Sayfa 157·Kitabı okudu
“Komünistlerin, bir bütün olarak proletaryanın çıkarlarından ayrı ve farklı hiçbir çıkarları yoktur. Proletarya hareketini biçimlendirmek ve kalıba sokmak üzere kendi başlarına hiçbir sekter ilke koymazlar. Komünistler, öteki işçi sınıfı partilerinden yalnızca şu noktalarda ayrılırlar: 1. Farklı ülkelerin proleterlerinin kendi ülkelerindeki savaşımlarında, her türlü ulusallık-tan bağımsız olarak, tüm proletaryanın ortak çıkarlarını vurgular ve öne çıkarırlar. 2. Işçi sınıfının burjuvaziyle savaşımının geçmek zorunda olduğu çeşitli gelişim aşamalarında, her zaman ve her yerde bütün bir hareketin çıkarlarını temsil ederler. Demek ki, Komünistler, pratikte her ülkenin işçi sınıfı partilerinin en ileri ve en kararlı kesimini, bütün öteki kesimleri ilerleten kesimini oluşturdukları gibi, kuramda da proletaryanın büyük çoğunluğuna oranla, proletarya hareketinin hangi yolda yürüyeceğini, koşullarını ve sonunda varacağı genel sonuçları açık seçik kavrama üstünlüğüne sahiptirler."
Sayfa 65·Kitabı okudu
Alıntı
Marksizm, toplumların gelişimini bilimsel olarak açıklayan genel bir dünya görüşüdür. Adını 1818-1883 yılları arasında yaşamış olan Karl Marx'tan almıştır.
Londra muhabirimizin Hindistan ayaklanmasıyla ilgili, dün ya­yınladığımız mektubu, bu şiddetli ayaklanmaya yol açan daha ön­ceki bazı olaylara gayet yerinde göndermelerde bulunmaktadır. Bugün bir dakikayı bunları düşünmeye ve Hindistan'daki İngiliz egemenlerin kesinlikle, tüm dünyayı inandırdık.lan gibi, Hindis­ tan halkına karşı ılımlı ve kusursuz yardımseverler olmadığını göstermeye ayırmayı öneriyoruz. Bu amaçla, 1856 ve 1857 yılla­rında yapılan oturumlar sırasında Avam Kamarası'na sunulmuş, Doğudaki ve Hindistan' daki işkence konusuna değinen resmi Ma­vi Kitaplara başvuracağız. Görülecek kanıtlar inkar edilemeyecek türdendir. İlk olarak elimizde Madras'taki İşkence Komisyonu'nun "ge­nel olarak, resmi gelir sağlamak amacıyla yapılan işkencenin var­lığı yolundaki kanı" sını dile getiren raporu var. Raporda duyulan kuşku sadece, "vergi ödememek gibi bir kabahat yüzünden suç­ lamalar sonucu her yıl aynı sayıda kişinin şiddete maruz kalması­nın" olup olmadığıdır.
Sayfa 138 - Sel yayıncılık 2012
Siyaset politika felsefe düşünce
Bundan daha korkunç bir şey olabileceğini düşünmek bile zor. Hayatının en güzel döneminde, iri yapılı, güçlü kuvvetli bir adam -Londra' dan Stoney-Stratford' a yaptığı uzun şehitlik yürüyüşü- pe­rişan bir halde, çevresindeki 'uygarlık'tan yardım istemesi -yedi günlük orucu- yurttaşı kişiler tarafından acımasızca terk edilmesi -sığınacak bir yer araması ve bir sığınaktan ötekine kovulup dur­ması- Slade denen kişinin insanlıkdışılığın zirvesindeki davranışı ve bitik adamın sabırlı ve sefil bir halde ölümü; tüm bunlar, seyre­denin tam anlamıyla donakalacağı bir resim oluşturuyor. Barakaya ve boş ahıra sığınmaya kalkarak mülkiyet hakkına tecavüzde bulunduğu kuşkusuz!!! Refahın orta yerindeki bu açlıktan ölüm olayını Londra City' deki besili bir adama anlatırsanız, 8 Ocak tarihli The London Economist'in sözleriyle yanıt verecektir size: "Bu vesileyle, serbest ticaret sayesinde tüm sınıfların zenginleştiğini, ödül umudunun herkesin enerjisini açığa çıkardığını, herkesin kendi üretimini art­tırdığını ve herkesin yararlandığını görmek çok güzel."
Sayfa 72 - Sel yayıncılık 2012
Siyaset politika felsefe düşünce