Ben neden yaratıldım kitabının İstanbul lansmanına katıldım. Lise yıllarımdan beri severek takip ettiğim sevgili Bükre ablayla yüz yüze konuşma, dertleşme fırsatı bulmak benim için unutulmaz bir deneyimdi. Kendisinin o güler yüzlü, sevecen ve muhabbetli tavrı, bana yalnız olmadığımı hissettirdi. O gün bir derdimi paylaştığımda bana verdiği tavsiyeler ve kurduğu o samimi cümleler hâlâ aklımda. Kendisi kitabı imzalarken bizlerden yorumlarımızı rica etmişti; bu inceleme, o güzel buluşmaya ve bu özel esere bir teşekkür mahiyetindedir. Bükre abla, okuyucuya tepeden bakan bir üslupla değil, adeta karşılıklı oturmuş kahve içiyormuşuz gibi sıcak bir sohbet havasında hitap ediyor. Sayfaları çevirdikçe, sizi adım adım büyüten, geliştiren ve adeta bir hami gibi yetiştiren bir rehberlikle karşılaşıyorsunuz. Okuma sürecinde kendimden, kendi iç dünyamdan o kadar çok parça buldum ki, bir an durup "Acaba Rabbim benimle bu satırlar vesilesiyle mi konuşuyor?" diye sormaktan kendimi alamadım. Kitap, okuru kendi derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarırken, modern dünyada Müslüman bir genç kızın duruşunun, zarafetinin ve ahlakının nasıl olması gerektiğini çok zarif bir dille nakşediyor. Benim için kitabın en etkileyici ve hayran kaldığım yönü de bu rehberlik oldu. Günümüzde bu tarz samimi tavsiyelere hepimizin çok ihtiyacı var.
Yeni bir kitap ile geldim İntikam Tahtı
Arka Kapağı:
İntikam geldiğinde...
Onlar beni tanımıyordu ama ben onları tanıyordum.
Ben, fark edilmeden etraflarını saran bir gölgeydim.
Beni gördükleri an, ölümle buluştukları an olurdu.
Bir suikastçiydim. Bir katildim. Hiç kimseydim.
Ta ki biri olana kadar.
Gölgeden başka bir şey olmama izin vermeyen herkese bunun bedelini ödetecektim.
Amacım uğruna her şeyi göze almaya hazırdım.
Beni istemeyen karım hariç her şeyi.
Rai Sokolov bana en kötü yüzünü gösterebilirdi ama bu evlilik ölüm bizi ayırana kadar sürecekti.
Tahta giden yol kayıplar, ihanetler ve kanla doluydu.
Kazanmak için her şeyimizi verecektik.
Hayatlarımız da dahil...
İncelemeye gelirsek: (SPOİLER OLABİLİR!!)
İlk kitap biter bitmez hemen ikinci kitaba koşup başladım tabii. Ve hemen silip süpürdüm.
Ben seride bu kitabı daha çok sevdim çünkü ilk kitap da çok mafia işleri konuşsalar da bunda icraya geçtiler. İş ciddileşti bu sefer kaçırılmalar falan filan.
Bu kitap klasik anlamda bir roman değil. Daha çok insanın toplumla, otoriteyle ve kendi kabulleriyle ilişkisini sorgulatan bir düşünce kitabı. Gündüz Vassaf, totalitarizmi sadece siyasi rejimler üzerinden ele almıyor; ailede, okulda, iş hayatında ve günlük yaşamda da nasıl karşımıza çıkabildiğini anlatıyor. Kitap boyunca özgürlük, itaat, eğitim sistemi, toplumsal normlar ve bireysellik üzerine pek çok konuya değiniliyor. En dikkat çekici yanı ise bunları kesin doğrular sunarak değil, okuru düşünmeye davet ederek yapması. Bu yüzden okurken bazı yerlerde yazara katıldım, bazı yerlerde ise farklı düşündüm. Ama neredeyse her bölümde durup kendime şu soruyu sordum: “Gerçekten böyle mi düşünüyorum, yoksa bana öğretilen şekilde mi düşünüyorum?” İlk yayımlandığı tarihten bu yana uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen kitapta ele alınan birçok konunun bugün hâlâ güncelliğini koruduğunu görmek de oldukça etkileyiciydi.
Benim için cevaplardan çok sorular bırakan, üzerinde düşünerek okuduğum kitaplardan biri oldu. Kesinlikle tavsiye ederim.
Kitaptaki kurgu genel olarak olarak güzel klasik bir düşmandan aşka okuyoruz. Bir iki diyalog beni güldürdü gerçekten karakterler birbiri ile didişirken güzel okunuyordu kitap ama birbirlerinden hoşlanmaya başladıkları noktada biraz sıkılmaya başladım. Spoiler Aiden oğlum sen tam dayaklıksın ya hadi yaptın bir eşeklik bir özür dile demi ama yok sen kazanamadın diye beni kıskandın demeye getirdi. Ama Rosie diyor ki bana yalan söyledin bana söylemedin eğer ben bu yarışmaya katılacağım dediği zaman Aiden ben de katıldım iyi olan kazansın deseydi hiç böyle şeyler okumazdık. Ama kendi yazdıkları kitapta bile bir ayrılık sahnesi olacağını söylediler zaten. Ayrıca Aidenın yarışmaya katıldığını anladım danışman hocanın yanına gideceğim deyince. Sonunda da diğer incelemelerde olduğu gibi seni seviyorum falan diyip barıştılar dedim ben de ne alaka ya. İki karakter de 25 yaşında değil de 15 yaşında gibi davranmış. Velhasıl okunur ama okunmasa da olur
"Ben gökkubbeye, yıldızlara, eski kadim hikayelere ayrı sevdası ve merakı olan bir adam olarak bu kitabı sırf ismi için bile alırdım zaten. Bu kitap sadece astroloji anlatmıyor zira ademoğlunun gökkubbe ile kurduğu eski bağı da hatırlatıyor okuyana. Yine çoğu yerlerde "Eski insanlar bizden yine daha akıllıymış" demekten alamadım kendimi zira gökkubbeye bizden daha başka bakmışlar. Onlar yıldızlara sadece ışık diye değil, anlamınıda görerek bakmışlar. Her sayfayada ki yazıkana katıldım desem doğru olmaz lakin doğru bulduğum yerlerde çoktu. Bu kitabı keyifle okumamım sebebi ise bitirdiğim vakit sadece bilgi bırakmadı, bir duygu da bıraktı. Gökkubbe ne kadar uzak görünse de çoğu ademoğluna bana öyle değil zira benim evim GÖKKUBBE!
Murdle Jr. #okudumbitti
Kitap değil, masaya kurulup oynanan bir dedektiflik oyunu gibi. Daha ilk sayfalarda “tamam, ben bu ekibe katıldım” diyorsun. Kurşun kalem eline yapışıyor, gözün ipuçlarında, zihnin sürekli “peki bu detay neden burada?” diye çalışıyor.
Serinin en sevdiğim yanı okur gibi değil, aktif bir dedektif gibi ilerliyorsun. Şüpheliler, mekânlar, küçük ters köşeler… Hepsi seni nazikçe zorlayan ama asla yormayan bir tempoda geliyor. Özellikle Jake–Olivia–Julius ve tabii ki Buster McPaws… Karakterler “süs” gibi durmuyor; her birinin enerjisi bulmacalara ayrı bir tat katıyor. Buster’ın varlığı bile tek başına sayfaları daha eğlenceli yapıyor.
Bir de kitapların tonunu çok iyi ayarladıklarını düşünüyorum. Gizem var, merak var, tempo var ama bunların hepsi çocuklara uygun, güvenli bir macera hissiyle geliyor. Zorluk seviyesi de güzel ilerliyor; başta sistemi kavrıyorsun, sonra “tamam, ısındım” dediğin anda daha kıvrak düşünmen gereken kısımlar açılıyor. Bu da “yapamadım” moral bozukluğu yerine “bir dakika, buldum!” coşkusunu büyütüyor.
Akış net, mizah dozunda, yönlendirmeler anlaşılır. “Bulmaca kitabı” deyince bazen kuru bir yapı olur ya… Burada o yok. Her şey bir maceranın parçası gibi hissettiriyor.
Kime öneririm?
Bulmaca seven çocuklara (ve “ben sadece bakacağım” deyip sonra kalemi kapan ebeveynlere )
Dikkat, çıkarım, neden-sonuç ilişkisi gibi becerileri oyun gibi çalıştırmak isteyenlere
Kısa kısa vakalarla “bir tane daha” dedirten kitap arayanlara
Murdle Jr. evde mini bir kaçış oyunu kurmak gibi. Bitince de insanın aklında şu kalıyor: “Yeni vaka yok mu?”
@olimposcocuk
#MurdleJr #BulmacaKitabı #kitapkolikkafasikitapyorumu #reklamdeğilöneri
Murdle Jr. 2G. T. Karber · Olimpos Çocuk Yayınları · 20261 okunma