Ölüm
Ölüme doğru en çok atılanlardan biriyim. Kurşun ve gülle yağmuru altında bir çok savaşa katıldım. Hatta ölüm bir kez , kalbimin yanından sıyırarak geçti. Kalbimin üzerinde bir saat vardı ve bu saat , mermi parçasının sertliğini kırdı.
İki hafta önce Cuentos de fútbol [Futbol Hikâyeleri) adında, Real Madrid teknik direktörü (umarım bu satırlar yayımlandığında hâlâ yerini korur) Jorge Valdano'nun seçtiği yazıların yer aldığı olağanüstü bir kitabın lansmanına katıldım. Bu neredeyse dört yüz sayfalık kalın kitapta hayatta olan ve olmayan, yaşlı ve genç ve olgun, İspanyol ve Arjantinli, Uruguaylı ve Perulu, Meksikalı ve Paraguaylı yazarlardan yirmi dört anlatı yer alıyor. Meşhur isimler var kitapta, Delibes, Benedetti, Sampedro, Roa Bastos ve García Hortelano gibi. Benim neslimden ise Bask Atxaga, Endülüslü Navarro, Galiçyalı Casares ve Rivas, Leonlu Llamazares ve Madridli bendeniz sıralanıyoruz. Tek bir kadın var, Katalan Rosa Regàs. Öykücülerin bir kısmı olarak gerçekleştirdiğimiz bu toplantıda, belki de bize futbolda garip bir yan olduğunu yine de gösteren tek bilgi buydu, edebiyatı da futbol kadar sevip sevmediğini bilmediğim bir kitlenin tıka basa doldurduğu o salonda. Belki de seviyorlardır, konuşma esnasında fazlasıyla görüldüğü üzere, iki sıfatın birbiriyle çelişmesine gerek yok neticede. Antolojide yer alanlar arasında sadece bir kadın bulunsa da, konuşmadaki kitle hakkında aynı şeyi söylemek mümkün değil, bana erkekten daha fazla kadın yüzü görmüşüm gibi geldi. Her halükârda, artık iyice antika olmuş ve komik Real Madrid marşının sözlerinde, pazarları Chamartín'e doğru yola çıkan "Madridli tazeler"den bahsedilir. Bu buluşmanın en iyi yanı, podyum yazarlarla dolu olmasına rağmen hiçbirinin ucuz sosyoloji yapmaya, oyunu psikoanalitik açılardan yorumlamaya ya da futbolcular ile romancılar arasında sığ paralellikler aramaya kalkmamasıydı. Bilgiçlik taslamalar ya da taraftarlığı meşru göstermek için mazeret aramalar da yaşanmadı. Her şey nasıl da değişmiş, diye düşündüm. Daha yirmi yıl önce, kamuoyu
Futbol Yazıları·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sevgili Friderike Bugünü kısaca anlatayım: Dostoyevski müzesi, eşsiz tarih müzesi, sonra Tolstoi evinin açılışına katıldım. Bin kişiyle tanıştım. Sonra Tolstoi müzesi. Tolstoi için yazdığım kitap bütün köşebaşlarında 25 Kopek fiyatla satılıyor. «Yıldızın Parladığı Anlamı da gezginciler bağırarak satıyorlar.
Derler ki, bir insanı öldürmek için silaha, namluya ya da keskin bir çeliğe ihtiyacınız yoktur. Bazen sadece susmak yeterlidir. Bir gerçeği zehirli bir yılan gibi sevdiğinizin koynuna bırakmak, işlenebilecek en kanlı cinayetten daha vahşidir.Ben bir katildim. Üstelik kimseyi öldürmeden bir katil olmayı başarmıştım. Bir bedeni değil, bir adamın bana olan sonsuz güvenini, o tertemiz inancını kendi ellerimle, her gün biraz daha sıkarak
Sayfa 36 - Hisar·Kitabı okudu
Yıldızlar yakın ve sevimli... Ben de evren kardeşliğine katıldım artık. Her şey kutsal... Her Şey. Ben bile.
Sayfa 401·Kitabı okudu
Herkesin bir adı var. Kiminin dar gelir, Yüzünü al basar. Kiminin bir yüzük gibi bol Parmağından kaçar. Herkesin bir adı var. Kimi saklanır Adının arkasına, Kimi adını bırakıp Tavrını koyar. Benim adım, Ne dar gelir, Ne kaçar. Bir güvercindir Omzuma sevgiyle konar. Göğsümde ne ondurur, Ne oldurur bir yürek. Ben alevi giydim de Künyeme külü Adım diye geçirdim. Neleri giydim Ben şimdiye dek; Hüznünü giydim gelinciğin Boyun bükerek. Gerçekle düşü iç-içe,