R. Serhat

R. Serhat
@katipcelebi
Kitab ve kitaplar ancak insanlığa ulaştırır... - Okur, birazcıkta yazar.. Okuyanı okuduğundan mütevellit sever, sayar..
7/10
·400 syf.··
2016 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2016 00:00
Bir Ahmet Ümit polisiyesi, sadece bir polisiye değildir.. denilse Biraz iddialı mı olur? Övgü mahiyetinde değil de tespit niteliğinde kabul görürse o kadar büyük laf olarak göze çarpmaz kanımca… Daha önceleri İstanbul Hatırası bu sözü söyletecek bir tesir bırakmıştı.. İstanbul Hatırası için kitap bittiğinde büyük bir keşke döküldü dilimden, keşke “bunun ikisi olsa üçü olsa dördü olsa” yani böyle sürüp gitse. Neden mi? Aslından polisiyede alışık olmadığımız bir mizaçtır. Genel de okuyucu dedektifi büyük bir dikkat ve hayranlıkla izler. Zira onun yürüttüğü akıl okuyucunun da aklını yürütmüştür. Sadece sessiz bir merakla sayfayı çevirirsiniz ve sonucu beklersiniz. Size düşen dışarıdan olayları izlemektir. İşte girişte söylediğim cümleyi bana söylettiren Ahmet Ümit polisiyesinde böyle bir pasif durumun olmayışı. Okuyucu sadece bir gözlemci değil. Sadece sayfa çevirip sonuç beklemiyor. Okuyucu aşikâr bir şekilde anlatılan kurgunun içinde yer işgal ediyor. Kendisi lafa giriyor, cevap veriyor. Onlarla yatıyor onlarla kalkıyor. Birazdan değineceğim üzere beraber yemek yiyor. Biraz muallâk tanım yapmış olabilirim. Açayım. Demek istediğim özetle şu: Polisiyeyi diğer romanlardan ayıran ana özellik daha soğuk bir tarafının oluşu. Kastettiğim heyecan anlamında değil. Okuyucu da ki tepkimesi bakımından soğuk bir tür. Evet, sonuna kadar heyecanla takip ediyoruz. Hop oturtup hop kaldırıyor. Ama diğer türlerde gördüğümüz gibi bir sıcaklıkla karşı karşıya değiliz. Yani romanı sonlandırdığımız da “of be ne hikâyeydi arkadaş” diyebiliyoruz ama romanın içinden bir fert olamıyoruz. Bu belki de anlatının hayatımıza uzak olan bir yönünün olmasından kaynaklanıyor. Evet, güzel, dedektifin heyecanı bizde karşılık buluyor ama çoğu zaman başımızdan böyle bir olayın geçeceğini var saymadığımız
PatasanaAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201229,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·400 syf.··
2015 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2015 00:00
Yine güzel Ahmet Ümit kitaplarından birisi. Süryani kilisesi merkezli bir Hrıstiyanlık öğretisi özeti kurguya dahil edilmiş. Sıkı bir kurgu Ahmet Ümit klasiği haline geldiği için yorum yapmıyorum. Kitabı önceleri okuduğum için detaylı anlatım yapamayacağım ancak beğeni ile okuduğumu not düşmüşüm zihnime.
KavimAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201920,7bin okunma
7/10
·144 syf.··
2016 4. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mart 2016 18:54
Yirminci Yüzyıl İslami “uyanış” hareketlerinin en önemlilerinden biri hiç şüphesiz Hasan El-Benna’nın kuruculuğunu ve liderliğini yaptığı İhvan-ı Müslim’dir. Bugün hala Arap toplumları içinde en yaygın olan İslami hareket, “Müslüman Kardeşler” topluluğudur. İlk resmi kuruluş tarihi olan 1928 Mart’ından itibaren hızlı bir büyüme gerçekleştiren İhvan 1945’lere gelindiğinde Mısır’ın muhalefette ki en büyük kanadını oluşturmayı başarmış, savunduğu ilkeler gereği hızlı bir sahiplenmeye muhatap olmuş, bunun neticesi olarak ta ilk kurulduğu yıldan itibaren Mısır’da en önemli faktörler arasında kabul edilmiştir. Her ne kadar uzun yıllar yasaklı bulunsa dahi halk içinde her zaman sağlam bir taban bulundurmuş günümüze kadar varlığı ve gücünü korumayı sürdürmüştür. Fikri oluşumu Hasan El-Benna tarafından daha öğrencilik sıralarında atılan bu cemiyet, lider Benna’nın İsmailiye şehrine atanmasından sonra gelişme göstermiş nihayet 1928 Mart’ında resmi bir hüviyete kavuşmuştur. İlk nüvelerini kahvehaneleri dolaşıp vaazlarla elde eden bu cemiyet hızlı bir tebliğ faaliyetinden sonra çevre açısından hatırı sayılır bir topluluğa ulaşmış daha ilk yıllarında dikkatleri çekmiştir. Kuruldukları yer olan İsmailiye ile sınırlı kalmayacak olan bu hareket çevre bölgelerde de temsilci şubeler açmış, bu doğrultuda da hızlı bir surette Mısır geneline yayılmıştır. 1932 yılına gelindiğinde de cemaatin merkezi başkent Kahire’ye taşınmıştır. İlk dönemler itibarıyla bu hareketin amaçları şöyle özetlenebilir; 1) Ahlakî dejenereyi durdurmak, toplum nezdinde Ahlakı yaygınlaştırmak 2) İslami bir uyanış sağlamak, İslam’a dönüşü gerçekleştirmek 3) İşgal altında bulunan tüm Müslümanların bir an önce mevcut işgalden kurtulması ve Emperyal güçlerin İslam topraklarından atılmasıdır. Uzun yıllar bu düstur
Siyaset
Hasan El-BennaAhmet Emin Dağ · İlke Yayıncılık · 2017338 okunma
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2015 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2015 00:00
"Nasıl bir kültür ve ahlak yozlaşması yaşadığımızın tipik bir misalidir, Sözde Kızlar.." Peyami Safa'nın bana göre o eşsiz kaleminden yine bir dönem-in panaroması. Ve yine karakterler üzerinden yapılan analizler. Babasını aramakla meşgul bir Anadolu kızının İstanbul'da ki akrabalarına geldiğinde aynı zamanda çok yabancı bir dünyaya gelmesini de fark etmesi ve akabinde ki zorluklara, tuhaflıklara ahlaksızlıklara katlanması. Etrafında görmediği şekilde bir ahlak yozlaşması ve zevklerinin esiri insanlar. Sağlam bir modernizm veya diğer deyişle aidiyetini unuturcasına yapılan batı hayranlığına getirilen eleştiriler. Dil ve kurgu açısından değinmek istediğim bir nokta yok. Sadece, işte "Peyami Safa"nın kitabı der geçerim.. Kesinlikle okunması gerekenlerden, aynı şekilde okutturulması, tavsiye edilmesi gerekenlerden. -Tipik Peyami Safa kitabı özelliğidir; okuyun okutturun denilmesi-
Sözde KızlarPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202111,3bin okunma
7/10
·220 syf.··
2016 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2016 00:00
Anı ve biyografiler kitap türleri içinde de en müfit olanlardandır. Gerek içinde bulunduğu dönemi yansıtması itibarı ile gerek başka hayatları tanımamıza olanak vermesi ve bu sayede farklı hayat tecrübelerini, deneyimlerini gözlemlememizi sağlaması itibarıyla… Ve gerek de büyük şahsiyetlerin hayatlarının detaylarını öğrenmemiz itibarıyla… Haberdar edip tanıtacağım “Dedem Ziya Şakir” adlı eserde tam da bu cinsten bir kitap. Kitap, Ziya Şakir gibi bir “sözlü tarih ustasının” hayatından kareler sunmakla beraber dönem şartlarını teneffüs ettirmesi gibi birçok güzelliği yanında getirmekte. Kısa olarak Ziya Şakir’e değinecek olursak; 1883 yılında dünyaya gelen Ziya Şakir’in yazı hayatına atılması çok genç yaştadır. Daha lise yıllarında lise talebelerinin gazete-mecmua türü mecralarda yazı yayınlaması yasak olmasına rağmen mahlas ve rumuzlarla gazetelerde yazıları yayınlanmaya başlayan Ziya Şakir ileri yaşlarına doğru birçok gazete ve dergide yazmış başyazarlıkta bulunmuştur. Kendisi İttihatçı olmasına rağmen 1913 yılında Talat Paşa’ya yazdığı açık mektubunda ona ağır eleştiriler yöneltmiş ve görevinden istifasını istemiştir. Yazı etkili olmuştur ki Talat Paşa istifa etmiş Ziya Şakir’de Samsun’a sürgün edilmiştir. Milli Mücadele dönemlerinde de birçok görevde bulunan Ziya Şakir o dönemde Bursa da “Ertuğrul” adlı gazeteyi çıkarmıştır. Milli Mücadeleden sonra İstanbul’a yerleşen Ziya Şakir hayatını, geçimini yazıları ile temin etmiştir. 300’e varan tarih çalışmalarının yanı sıra birçok farklı isim ile yazdığı 800’ü aşkın hikâyesi olduğu belirtilir. Ancak bu hikâyeler onun asli değeri ile doğru orantılı olmayıp bizatihi geçimini kaleminden kazanmasının tezahürüdür. Onu Ziya Şakir yapan Yakın Tarih üzerine yaptığı eşsiz çalışmalardır. Gerek “II. Abdülhamit” kitabı olsun gerek
Dedem Ziya ŞakirAyda Üstündağ · Akıl Fikir Yayınları · 20113 okunma