siz yaşamak için neyi bekliyorsunuz? depresyonunuz geçmesini mi; kaygılarınızın azalmasını mı; korkularınızı yenmeyi mi; öfkenizin dinmesini mi; içinizden gelmesini mi; yoksa ağrılarınızı geçirecek çareyi mi... ancak beklediğimiz geldiğinde mi dışarı çıkacak; o kursa kayıt yapnracak, o işe başvuracak, içimizden geldiği gibi dans edecek, eşimize çiçek alacak, leylekleri görünce baharın gelişine sevinecek, seyahat edecek, arkadaş edinecek; ancak o zaman mı yaşamaya başlayacağız?
Alıntı
NAZLILARIN NAZLISI...
(...) "Râbıta-i Şerife risalesiyle yakından, gün geçtikçe daha yakından alâkalıyım... Namazlarımı, kör ve topal, eksik ve kopuk, kılıyor; râbıta da ediyorum... Risâlede râbıta emri kâmil mürşide... Fakat o kim?.. Mücerret emir, fakat sarahat yok... Benim içinse bundan daha sarahatli bir şey olamaz: Efendi -Abdülhakîm Arvasî- Hazretleri... Risalede, nakıs şahıslara, sahte mürşidlere rabıtanın bir cinayet olduğu yazılı... Cinayetin en büyüğü de rabıta ettirene düşüyor. Bu kayıt da imânımı büsbütün kuvvetlendiriyor: Rabıta, ancak Efendi Hazretlerine olabilir... Fakat asla “bana rabıta ediniz!” demiyorlar. Her şey REMZLERLE ANLATILIYOR, TAKDİRE BIRAKILIYOR ve hattâ zâhir plânında reddediliyor... Bir gün Eyüb’de dedim ki: “Efendim, ben size râbıtaya başladım!”... Son derece nazlı, “Hayır!” derken “Evet!” diye haykıran bir eda ile reddettiler; ve rabıtanın ancak “Altun Silsile” büyüklerine, meselâ Mevlâna Halid Hazretlerine olabileceğini söylediler... Fakat Şakir’cik, Efendi Hazretlerinin arkalarına geçti; kendilerine göstermeden, eliyle pek iyi yaptığımı, yaptığımın tam isabet olduğunu anlatan işaretler verdi... Ben de bir işaretle, Şakir’e anladığımı hissettirdim... Efendi Hazretleri, nazlıların nazlısı, mahcup ve ezgin, sükût buyurdular; yâni hiçbir şey anlamamış göründüler.”
Vâridât: Rabıta, ″ÜSTADIMLA DÖRT YOLDA″ başlıklı bölüm, İBDA Yayınları
Rabıta
Reklam
Çocuklar, yaygın bir şekilde öfke ya da suçluluk duyduğunda ya da kronik bir şekilde terk edilmekten korktuğunda, yaşadıkları deneyim nedeniyle bu tür duygular yaşarlar. Örneğin, çocuklar, terk edilmekten korktuğunda, bunun nedeni çoğunlukla fiziksel ya da psikolojik olarak terk edilmiş olmaları ya da defalarca terk edilme tehdidiyle karşı karşıya kalmalarıdır. Çocukların yaygın bir şekilde öfke dolu olmalarının sebebi ise reddedilme ya da acımasız davranılmadır. Çocukların öfke duygularına bağlı yaşadığı yoğun içsel çatışmaların sebebi ise yaşadıklarını ifade etmelerinin yasaklanmış ya da tehlikeli olmasındandır. Bowlby, çocukların yaşadıkları deneyimleri inkar etmek zorunda kaldığında "diğer insanlara karşı kronik güvensizlik, meraklı olmama, kendi duyularına güvensizlik ve her şeyi gerçek değilmiş gibi görme" gibi ciddi problemlerinin oluştuğunu fark etmiştir.
Sayfa 140·Kitabı okuyor
Bedenlerimiz, anılar taşıyan metinlerdir ve bu nedenle hatırlamak, reenkarnasyondan farklı değildir. KATIE CANNON
Sayfa 184·Kitabı okuyor
İnsanlar, başlarına gelen şeyi kabullenmedikçe ve savaştıkları görünmez şeytanları tanımaya başlamadıkça travmatik olayları geride bırakamazlar.
Sayfa 219·Kitabı okuyor
Kim olduğumuzu bilmek -bir kimlik sahibi olmak- için gerçeğin ne olduğunu ve geçmişte nasıl olduğunu bilmemiz (en azından bildiğimizi hissetmemiz) gerekir. Etrafımızda gördüklerimizi gözlemlemeli ve doğru bir şekilde sınıflandırmalıyız; ayrıca anılarımıza güvenebilmeli ve onları hayal gücümüzden ayırabilmeliyiz. Bu ayrımı yapabilme becerisini kaybetmek, psikoanalist William Niederland'in "ruh cinayeti" olarak adlandırdığı şeyin bir işaretidir. Farkındalığı silmek ve inkârı beslemek, genelde hayatta kalmak için zorunludur ama bunun bedeli kim olduğunuzun, ne hissettiğinizin, neye ve kime güvenebileceğinizin izlerinin silinmesidir.
Sayfa 134·Kitabı okuyor
Psikoloji
Reklam
Reklam