Puan vermedi·144 syf.··
2026 37. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:32
Kişisel gelişim kitabı okumayı sevmemekle beraber bence bu kitap kişisel gelişim kategorisine girmiyor . Yazar kendi psikiyatrisiyle olan seanslarını kayıt altına alıp okuyucuyla paylaşmış . Yani çıtır çerez bir kitap size çok birşey katmaz ama iyi gelen satırlarda var . Ama şu kadim hakikati tekrardan dile getirmek istedim (içimden geldi) Kalpler ancak Allah'ı zikretmekle huzur bulur . Rad/28 Kitapla kalın (İYİ KİTAPLARLA)
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Se-hee · Nova Kitap · 20248,5bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 23:57
Aydınlanma'nın getirdiği özgürlüklerin aynı zamanda disiplin sistemlerini de icat ettiğini ileri sürer Foucault. Daha fazla hak ve özgürlük, daha fazla gözetim, sınıflandırma ve kayıt ile aynı pakete dahil olarak gelir. Kazanımlar, yeni yönetme tekniklerinin gelişmesine sebep olarak iktidarın bir şekilde çatlaklardan içerisi sızmasına engel olunamayacağını gözler önüne serer adeta. Kapitalist ekonominin büyümesini bu süreçten bağımsız okuyamayız. Disiplinci iktidarı gerektiren böylesi bir ekonomidir; öngörülebilir, hesaplanabilir, verimli ve yönetilebilir insanlar üretmek için bedenin disipline edilmesi gerekir. Bunu sağlayan ise fabrikalar, okullar, kışlalar ve hapishanelerdir. Foucault'nun iktidarın yasalarla işlediği düşüncesine karşı çıkması, üzerine düşünmemiz gereken bir başka nokta. Ona göre iktidar büyük oranda hukukun dışında, gündelik hayatta işler: Not verme sistemi, performans değerlendirmesi, psikolojik testler, sınıflandırmalar vs. yoluyla disiplinci iktidar işler. Bu haliyle iktidarı yalnızca yasaklayan, ceza veren olarak değil, insanları, kurumları, bilgileri ve normları üreten bir şey olarak görmek gerekir. İktidar biçim değiştirmekte, eskinin cezalandırıcı iktidarı dönüşüm geçirmektedir. Ama bu onun insancıllaştığı anlamına gelmez, yalnızca daha incelikli hale gelir. Modern birey de iktidar tekniklerinin bir ürünü olarak çıkar karşımıza, nitekim neyin normal olduğunu belirleyen de iktidardır. Modern birey, insanları daha faydalı, verimli ve yönetilebilir hale getirmeyi amaçlayan disiplin tekniklerinin ürünüdür. Sınavlar, koğuş düzenleri, modern hapishaneler, bunların hepsi insanları disipline ederek modern bireyi üretir. Hapishanelerin suçu azaltmak için var olduğuna ilişkin inancı reddeden Foucault, asıl amacına ulaşmakta hapishaneleri ve benzer
Hapishanenin DoğuşuMichel Foucault · Ayrıntı Yayınları · 20261,382 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·462 syf.··
2026 25. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 15:29
Beden Kayıt tutar kitabı travma ve beden üzerine etkileir hakkında bir başucu kitabı..Bu aralar popüler kültürün ve sosyal medyanın da etkisiyle psikoloji ve psikologlar bu kadar popüler olmuş, hayatımızda küçücük bir pürüz ,olumsuz bir duygu oluşturan herkesten uzak durmamız öğütlenir her yerde psikolojik bilgiler uçuşurken aslında yaşadığımız şeylerin bedenimizde ne kadar iz bırakıp bize sinyal verdiğini çok güzel anlatmış.Travma ve beden farkındalığı hakkında çok bilgilendirici bir kitaptı.Çok beğendim.
Beden Kayıt TutarBessel A. van der Kolk · Nobel Yaşam Yayınevi · 20182,441 okunma
Puan vermedi·592 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 22:34
İnsan sağlıklıyken kiliseyi,ayini düşünmez. Ama ölüm yaklaşınca hepimiz Tanrı'ya ve kiliseye sığınırız. O zaman günah çıkarır,rahip çağırırız. Bu, bilinmeyene duyulan korkudur;hayat boyu yaptığımız kötülüklere karşı bir pişmanlık anıdır." (S.566) Antropoloji alanında tüm zamanların en değerli katkısını sunduğuna inanlılan kitap, 588 sayfa ve bit kadar puntolarla uzun bir aradan sonra yeniden basılınca okumamak olmazdı. Anthony Quinn'in başrolünde olduğu 1978 yapımı filmi, Fidel Castro'nun "50bin siyasi broşürden daha değerli" söylemi ile kitabın gerçek bir başyapıt olduğunun kabulü kaçınılmaz. Peki ama neden? 1956 yılında Mexico City'e göç eden köylüler üzerine geleneksel bir antropolojik çalışma yapılmak istenmiş. Oscar Lewis, bu insanların arasında az da olsa birkaç kişinin gözlem gücünün yüksek ve sözel becerilerinin iyi olduğunu fark ediyor. Roman ve antropolojik raporun arasında bir formatta bir eser yazmak isteyince önce Five Families isimli (ses kayıtları, ev içi gözlemleri birleştiren 5 farklı ailenin 1 gününü anlatan eser) bir kitap yayımlanıyor. Amaç; hiç yorum katmadan, seslerle doğrudan bir gerçekliği anlatmaktır ve bu tarzın adını da "Etnografik Gerçekçilik" koyuyor. Bence bu çok ilginç bir isim, "Büyülü Gerçekçilik"in karşı ayağı gibi :)) Sanchez'in Çocukları, bu 5 ailelilik kitabın içindeki ailelerden biri. Oscar Lewis, Sanchezleri oradan alıp biraz daha genişleterek bu eseri ortaya çıkarmış. Çünkü kişisel hayatlara odaklanarak arka plandaki yoksulluğun gözden kaçmasını istemiyor. Bunu yaparken ses kayıtlarını kullanıyor ve sürekli sahada yer alıyor. Ancak kitabı yazarken ses kayıtlarını kullanması kitabın Lewis'e mi yoksa ailenin kendisine mi ait olduğu tartışmasını da getiriyor. Sanki kitap ses kayıtlarından ibaretmiş de yazar kendine göre bunlara
Sanchez'in ÇocuklarıOscar Lewis · Beyaz Baykuş · 20264 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 166. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
"GÜÇLÜ BİLİNÇALTI MÜKEMMEL ZİHİN" "Başarılarının başkaları tarafından takdir edilmesini bekleyen insanlar bu duyguya bağımlı olur. Onlar amigdalanın etkisi altındadır ve dış etkenler duygularını manipüle eder. Gerçek özgürlüğünüze kavuşmak istiyorsanız sizin için -başkası için değil, sizin için gerçekten önemli olana bağlı kalmanız çok önemlidir. Amigdalanız devreye girdiğinde körleşirsiniz ve sizin için gerçekten önemli olana veya size soru soran kişinin amacına odaklanma yetinizi kaybedersiniz." Hepimiz hayatımızda daha başarılı olmak, ilişkilerimizi güçlendirmek ve zorluklarla daha kolay başa çıkmak isteriz. Peki ya tüm bunların sırrı beynimizin derinliklerinde saklıysa? Nörobilim alanındaki son çalışmalar, zihinsel performansımızı artırarak hem kişisel hem de profesyonel hayatımızda çığır açabileceğimizi gösteriyor. Kötü düşünceler çoğu zaman farkında olmadan zihnimizi işgal eder ve iletişimimizi zehirler. Peki bu döngüyü nasıl kırabiliriz? Beynimiz değişime dirense de, doğru tekniklerle olumsuz düşünce kalıplarını yeniden şekillendirebiliriz. Günlük farkındalık egzersizleri, düşüncelerimizi gözlemlemeyi ve onları yargılamadan kabul etmeyi öğretir. Bu, zihinsel gürültüyü azaltmanın ilk adımıdır. Dr. Biliana Todorova, nörobilim ve psikoloji kökenli bir yazar. Kitabın merkezinde şu iddia var: Hayatını değiştiren şey “bilinçli irade” değil, bilinçaltı programların. Yani %95 oranında düşüncelerini, alışkanlıklarını, duygularını bilinçaltın yönetiyor. Sen sadece sonucu yaşıyorsun. Yazar bize “mükemmel bir zihin” vaat etmiyor. Amacı: Bilinçaltındaki negatif kayıtları silip, yerine seni destekleyen yeni programlar yüklemek. Tıpkı bilgisayara format atıp yeni yazılım kurmak gibi. Bilinçaltı Nasıl Çalışır? Bilinçaltı 0-7 yaş arası kurulan inançlarla doluyor. “Yeterli
Edebiyat
Güçlü Bilinçaltı Mükemmel ZihinBiliana Todorova · Altın Kitaplar · 202675 okunma
TÜRK'ÜN ULU HAFIZASI KORKUT ATA
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Türk'ün tarihi, dünyadaki herhangi bir milletin tarihine kıyasla iz sürülmesi oldukça meşakkatli bir süreç ihtiva eder. Tarih sahnesine çıkışından günümüze kadar olan süreç, pek tabii, tamamen yazılı ve kayıt altında değildir. Bu durum karşısında edebiyatçılar ve tarihçiler, mevcut kaynakları genel bir tablo çıkarmak için didik didik etmek zorundadırlar. Bu kaynaklardan en değerlileri arasında Dede Korkut Hikâyeleri büyük bir yer kaplar. Dede Korkut veyahut Korkut Ata; Türklerin Bayat boyuna mensup, 7. yüzyılda yaşadığına inanılan bir er kişidir. Türklerin ulularından; sözüne ve emrine hürmet ile riayet edilen birisidir. Günümüze 14 hikâyesi ulaşmıştır. Bu hikâyelerden Türk toplumunun yaşam tarzını, örf, âdet ve ananelerini öğreniyoruz. Bu bilgiler ışığında Türklerin İslamiyet'i kabul süreçlerinde kendi töre ve âdetlerini, yeni benimsedikleri İslamiyet ile bir potada eritişlerine ve Türk-İslam sentezinin içerisinde muhafaza edilen Orta Asya - Türkistan kültürüne şahitlik ediyoruz. Değişik varyantlarıyla 14. yüzyıla kadar uzanan hikâyelerinde Korkut Ata, hikâyelerdeki deyimiyle "soy soylayan, boy boylayan" olarak olayları bize aktarır. O, yalnızca bir anlatıcı değil; soy ağacı söyleyen, hüküm veren ve toplumsal düzeni inşa eden bilge bir töre koyucudur. Millet hafızası olarak konumlanan Dedem Korkut; Türk tarihinin ve edebiyatının izinin sürüldüğü, Türk dilinin canlı bir şahididir. İşte bu konumuyla Dede Korkut, Türklerin sözlü ve yazılı kültürü arasında kurulan bağın en nadide örneğidir. Dede Korkut'un üstlendiği misyon, Türklerin İslamiyet öncesi inanışları ile Tanrı bağının radikal bir kopuşla terk edilmediğini gösterir. Aksine bu köklü miras, İslamiyet'in potasında eriyerek tasavvufi unsurlar hâlinde varlığını sürdürmüştür. Dede Korkut Hikâyeleri; Orta Asya'dan
Edebiyat
Dede Korkut HikayeleriAnonim · Yeditepe Yayınevi · 201813,3bin okunma