En son ölüm kızı onun eline bir sağrak sundu. Kür Şad bu acı sağrağı gözünü kırpmadan içti. Atının yelesine kapandı. Başını dayadı. Sağ elinde kılıç hala sımsıkı duruyor, sol eli sarkıyordu.
Kür Şad ölmüş, fakat attan düşmemişti.
Ölmüş, fakat yenilmemişti...
Başlarını ateşe, taşa ve çeliğe çarpa çarpa kan köpüren Türk kahramanlığının düşünen, arayan, bulan, gösteren bazen bir “evet”i bazen bir “hayır”ına vatan talihi bağlanan başıdır o! Akıp giden sular gibi, boşanıp giden milli kaderler böyle bir set bulursa durur. Bu milli kahraman denen adamdır. Dağın eteklerinde dövüşen halk ve tepenin üstündeki zafer yaratıcısı, o sabah ikisi birbirine ne kadar lâyık idiler.