Okudukça ana karakterin otizm spektrumunda olduğuna daha da emin olduğum ilginç bir kitap. Okurken kadını ve içinde bulunduğu durumları çok kolay bir şekilde kafamda canlandırabildim, haklı olduğu yerler var mıydı? Vardı ama is life meant to be lived this way? Normalin ne olduğunu, daha doğrusu insan olmanın ve toplumda var olmanın bizlere nasıl öğretildiğini düşündürdü. Altını çizdiğim birkaç yer dışında tekrar dönüp bakar mıyım? IDK.
Merhabalar merhabalar,
İlk defa bir şiir kitabı okudum desem ne tepki verirdiniz? Şiirciler ve romancılar diye ikiye ayrılıyor sanki okur kitlesi, her şeyde böyle değil miyiz? Hatta zorlasak, daha da ayrılırız: kimisi kurgu okuyanları eleştirir, kimisi kişisel gelişim okuyanları. Bence hepsine ihtiyacımız var; hiçbir türe küsmemeliyiz. Ama bazı türler için ek teşvik gerek cidden. If it wasn't for BDK, I wouldn't have read a poem book. Yani kitap grubum sağolsun yine yeni bir kitap türü kilidim açıldı çok mutluyum.
İlk şiir kitabımı da bitirdim az önce. Şiirler başkaymış, kurguya benzemiyor. Sana bir sürü şey anlatıyor ama az kelimeyle. Bir de bunu Işıl Madak la söyleşi yaptıktan sonra okuma şerefine nail oldum. Şaşırdığım bir bilgi de Didem Hanım'ın bir zamanlar tesettüre girmesi oldu. Elimdeki bu kitabı yazdığı dönemlermiş sevgili kardeşinin anlattığına göre. Bu gözle kitabı okumak şairi daha iyi anlamamı sağladı.
Şiirler gerçekten başka bir dünya. İçine işliyor, çok farklı duygular uyandırıyor, bilmediğin kapılar açıyor göğsünde. Ama bir yandan da şiirle aramın çok da olmadığını fark ettim. Şimdiye kadar hiç şiir kitabı okumamıştım; kendi kendime durduk yerde "hadi şiir okuyayım" demek bana hâlâ biraz garip geliyor.
Romanlar, kurgular ve kurgu dışı eserler bana daha tanıdık. Kurgu da olsa başka birinin hikâyesini okuyup bakış açına yeni bir pencere açıyorsun; kurgu dışı eserler ise zaten sana bir şeyler öğretmek için var. Şiir ise bana biraz farklı hissettirdi. Sanki doğrudan şairin kalbine açılan bir kapı gibi. Yaptığı işleri takip ettiğim, aralara sızdırdığı küçük ayrıntılardan hayatlarını tanıdığımı hissettiğim insanlar oluyor bazen. Şiir kitabı okumak da bana tam olarak bunu hissettirdi.
Belki sürekli şiir okumam ama iyi ki okumuşum. Kesinlikle hoşuma gitti.
bunun filmi de varmis onu da izledim hani özet niyetine daha uzucu hale geldi emerenc i cok seviyorum magda keske onu daha iyi anlayabilseydi
okok niye 150 harf seyi var idk
KapıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20212,593 okunma
2015 wattpad kitabı gibi dizisini izledikten sonra okudum. Dizisi kitapla hiç uyumlu değil edebi olarak bana bi şey kattığını hiç düşünmüyorum ama devam kitaplarını okuyacağım çünkü belkide 2015e dönmek istiyorum idk
AnlaşmaElle Kennedy · Yabancı Yayınevi · 20163,190 okunma
Beyza Alkoç’un 3391 Kilometre’sini okudum ve onu da pek beğenmemiştim belki de Beyza’yı okumaya devam etmemeliydim. Neyse Karantinaya da başladım ve hemen beni sıktı ilk olarak Zeynepin hemen Onur ne derse yapması saçmaydı ve Onurun da yeni tanıştığı birine hemen annesinin ölümünü travmalarını anlatması çok saçmaydı yani kim bunu yapar ki kitapta beni hiç sarmadı yani zeynepin koluöu bırak acıyor kızı olması hiç benlik değildi. Belki de hiç başlamamalıydım. Idk. Sevenlerinin olduğunu da biliyorum
Muhtemelen uzun ve oldukça kişisel bir inceleme yazısı olacak.
Siddhartha Mukherjee gerçekten çok iyi bir hikaye anlatıcısıdır. Bu hikayelerini de iki ana örgü (bazen üç ana örgü) ile bize sunuyor. Bir hiyerarşi barındırmadan dilin imkanları çerçevesinde birinci ve ikinci demek durumunda kalacağım lakin; bu durum bir beğeni ya da önem farkına benim açımdan işaret etmeyecektir. Birinci olarak bilimsel bilginin günümüze nasıl geldiğinin anlatıcılığında çok kıymetli bir iş yapıyor Siddhartha. Kitabın içindeki her başlığın akademik yazındaki ilk noktasından günümüzdeki bilgi birikimine ulaşana kadar emek sarf eden her bir bilim insanına işaret ediyor ve okuyucuyu da bu kümülatif bilgi artışında aktif bir izleyici olarak ağırlıyor.
Diğer kısım ise okuyucu çektiği duygusal sayfalardır. Bir ders kitabı okurken okuyucu kendisini adı-sanı bilinen bir hastanın yanında Siddhartha'nın odasında şikayet dinlerken buluyor ya da hekim ile birlikte çare ararken... Aslında bu durum da duygusuz akademik bilginin omuzlarında yükselen romantize edilmiş güçlü beyaz önlüklülerin yükselmesine yol açıyor. Hastayı kurtarabilecek olan bilim insanları ya da hekimler...
Örgüdeki bir üçüncü kısım ise çok daha nadir de olsa önemli yerlerde Siddhartha'nın kendisidir. Onun duyguları, boş yollarda yürüyüşleri ya da kişisel aile işlerine dair satırlar. Yani, bu kitabın yazarı da bir insan olarak ve okuyucusuyla insani ilişki kurmaya devam ediyor.
Buraya kadar olan kısım kitabın nasıl kurgulandığı ile alakalı olsun. Devamı içinde Siddhartha taktiği kullanalım, durup durup farklı konulara sekelim.
***
Siddhartha bilimsel olarak anlaşılması zor konuları berraklaştırmada gerçekten iyi bir iş çıkarıyor. Tabii ki, bu yorum taraflıdır. Ben bu kitabın muhtevasındaki her bilgiyi en azından bir kaç kere ders