Steinbeck’ in Fareler ve İnsanlar’ da olduğu gibi akıcı ve sürükleyici anlatım tarzı, kitabın ilk sayfalarından itibaren kendini belli ediyor.
Yazar, 19.yy başlarında Amerika’ yı kasıp kavuran kapitalizm akımını ve yaratmış olduğu yıkımı her satırında okuyucuya hissettirmeyi başarıyor. Steinbeck’ e Pulitzer ödülünü de kazandıran kitapta; kapitalistlerin işçi sınıfı üzerinde kurduğu baskılar, ülke yönetiminde söz sahibi olma çabaları ve sosyalist düzeni destekleyenlerin hangi yollarla sindirilmeye çalışıldığı büyük buhran dönemi tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilmiş.
İnsanın en çaresiz olduğu anlarda bile küçük umutlara sarılarak hayatta kalma çabası; her şeye rağmen gelecekte bir şeylerin değişeceğine dair olan inancı... işte insanı ayakta tutan, ölmekle yaşamak arasında ki farkı anlayabilmeyi sağlayan da tam olarak bu ...
* Özetle*
Yaşanmış ve her çağda yaşanabilecek olayları konu edinmesi bakımından zamana meydan okumayı başaran bu eseri okumak isteyen herkese tavsiye ederim.
“Tanrı’nın istediği iyilik mi yoksa iyiliği seçebilme şansına sahip olabilmek mi? Kötülüğü seçen biri gerçekte iyiliğe zorlanan birinden daha mı geçerli Tanrı’nın gözünde?”
Şu anda sana güzel bir söz söyleyebilmek için on bin kitap okumuş olmayı isterdim dedi gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda.