Kadir Şen

Kadir Şen
ig/kkadirsenn
DTCF Türk Dili ve Edebiyatı
Ankara
60 okur puanı
Şubat 2018 tarihinde katıldı
Ümit Özdağ Neden Hapiste?
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
946 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2025 00:00
İktidarın ülkeyi bölünmeye götürecek ihanet sürecini baltalamak istediği için yaklaşık iki aydır cezaevinde tutulan Ümit Özdağ'ın bu kitabını okuduğunuzda onun neden içeride olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Yazar, kitabın baş kısımlarında Türkiye'de bir kürt sorununun olmadığını ama bu söylem üzerine söylenen ve yapılan her şeyin Türk sorunu yaratacağını, Türkiye'nin jeopolitik tarihinden başlayıp günümüz politikalarına varasıya kadar kısa bir özet eşliğinde ve delillerle anlatıyor. Son kısmında akpnin çözüm süreci adında gerçekleştirdiği ilk ihanet sürecinin (şu anda ikincisini yaşıyoruz) basiretsizliğini ortaya koyuyor ve kitabın ilk çıktığı zamanlarda çok konuşulmayan Suriyeliler sorununa kısaca değiniyor. Kitabın orta kısımlarını ise yazarın kitabın konusuyla ilgili olarak daha önce çeşitli gazetelerde yayımladığı köşe yazıları oluşturuyor. Çoğunluğu 2008-2009 civarında, bazıları 2000'li yılların başlarında yayımlanmış bu yazılarda Ümit Özdağ, akpnin terör politikalarının yanlışlığından bahsediyor ve yer yer o dönemlerde yaşanan olaylara değiniyor. Yazılar eski olmasına karşın, o günlerden bugüne değişen bir şey olmadığı için güncelliğini koruyor. Üstelik Özdağ, bugün kendisinin hapse girmesine neden olan o konudan, öcalanın affedilip serbest bırakılmasından bile söz ediyor bu yazılarda. Buradan ayrıca Ümit Özdağ'ın yıllardır siyasi çizgisini hiç bozmadığını ve öngörülerinin gerçekleştiğini de görebiliyoruz. Şimdi, onun cezaevinde olması ne kadar tesadüf değil mi :)
Siyaset
Türk SorunuÜmit Özdağ · Kripto Yayıncılık · 2009127 okunma
Reklam
Bir Anti-Komünistten Marksizm Sözlüğü
Puan vermedi·155 syf.··
Beğendi
·
2022 26. kitabı
·
190 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2022 00:00
Eski bir komünist olan Aclan Sayılgan'ın bu yapıtı, Marksist ideolojiyi, özellikle Türkiye'de nasıl karşılıkları olduğu yönünden, kavramamıza yardımcı oluyor. Yapıt her ne kadar sözlük olsa da çoğu maddede, özellikle Türkiye'deki Marksizm'le ilgili maddelerde Sayılgan'ın kendi eleştirel bakış açısını görmek mümkün. Hatta bu kısımlarda yazarın Türk komünistlerinin "gerçek yüzünü" göstermek istercesine yazdığını söylemek mümkün. Yine de bu durumun yapıtın işlevselliğini ortadan kaldırmıyor. Yukarıda değinilen eleştirilere, benim de sonuna kadar katıldığım, bir örnek: “Bugün komünistler her taşın altında faşist görürler. Onlara göre komünist olmayan ya da komünistlerin önderliğindeki bir harekete karışmayan herkes; Sovyet veya Çin diplomasisine karşı olan her siyaset adamı, siyasî kuruluş, faşisttir. Faşizm, II. Dünya Savaşından sonra komünizmin sermayesi olmuştur. Faşizm kelimesinin Türkiye'deki kullanılışı, Marksistlerin Anti-Komünizm eşittir, Faşizm, formülüne açık bir misal teşkil etmektedir. Nitekim Marksistler 50 yıldan beri Atatürk dahil kendileri gibi düşünmeyen ve Komünizme karşı olmaktan başka müşterek tarafları olmayan herkese faşist demişlerdir.” (s. 48) Ayrıca kitabın adından bir sözlüğün Marksist olabileceği anlamı çıkıyor. Şöyle olsaydı daha doğru olurdu: Ansiklopedik Marksizm Sözlüğü.
Komünizm
Ansiklopedik Marksist SözlükAclan Sayılgan · Altınok Matbaası · 19724 okunma
Ferit Edgü'nün Kaleminden Van Gogh
Puan vermedi·100 syf.··
Beğendi
·
2022 23. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2022 00:00
Öncelikle, bu kitabın nasıl bu kadar ilgisiz karşılandığına çok şaşırdığımı belirteyim. Ferit Edgü bu kitapta, kendine özgü üslubu ve yazım tarzıyla Van Gogh'u 50 başlık altında inceliyor. Onun hem yapıtlarından hem yaşantılarından hem de mektuplarından hareketle ona dair özgün, derinden ve sarsıcı bir kavrayış getirmemizi sağlıyor. Adeta yazılarıyla onun belirgin bir portresini çiziyor. Bunu yaparken diğer ressamlara değiniyor; çeşitli yazarlara, örneğin çok sevdiği Kafka'ya, göndermede bulunuyor, onun bir mektubunun sanki Kafka tarafından yazılmış olduğunu söylüyor; Nietzsche okumuş bir Van Gogh düşlüyor. Edgü'nün yaptığı bir inceleme değil sadece, Van Gogh'u sahipleniyor da. Sözgelimi Van Gogh'un aceleci genç ressamları eleştirdiği bir pasajından hareketle, "İyi ki günümüzde yaşamıyor Van Gogh." diyerek onu günümüzün şartlarından koruyor, ait olduğu dönemde tutuyor. Kitabın önsözünde "Van Gogh, aynada, kendi aynasında, kendine en çok bakan ve kendi yüzünü en çok resmeden ressamların başında gelir: Ve, bana öyle gelir ki, onun tüm sanat yaşamını bu otoportrelerde izlemek mümkündür." diyen Edgü, kitabın sonuna Van Gogh'un 30 otoportresini de eklemiş. Kitapta beni en çok sarsan yerlerden biri de Edgü'nün Vincent ismi üzerine yaptığı yorum oldu. Vincent, Hollandacada 'zafer' anlamına geliyormuş. Şöyle diyor Edgü: "Adı Zafer olan ve tüm yaşamı yenilgilerle geçmiş bir insan!" Kitabın Van Gogh üzerine eğilen herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu söyleyerek incelememi sonlandırıyorum. Vincent Van GoghVincent Van Gogh, Ferit EdgüFerit Edgü, Theo'ya MektuplarTheo'ya Mektuplar
Van Gogh
Van Gogh Yüz Yıl SonraFerit Edgü · Everest Yayınları · 2022183 okunma
Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş
10/10
·116 syf.··
Beğendi
·
2020 27. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2020 10:47
Bu kitapta, Divan edebiyatının son temsilcilerinden Yahya Kemal’in sevdiği bir tarz olan rubai tarzında yazılmış şiirleri ve Ömer Hayyam’ın rubailerinden yaptığı çeviriler yer alıyor. Ömer Hayyam’ı hangi çeviriden okumuş olursanız olun, mutlaka Yahya Kemal’den de okumalısınız, özellikle edebiyata özel bir ilginiz varsa. Yahya Kemal, Hayyam’ın rubailerini adeta yeniden yazarcasına söylemiş.* Böylelikle rubailerin Türkçe söylenişi yapay bir görünüm bulmamış. Yahya Kemal, Ömer Hayyam’ın rubailerini Türkçe söyleme konusunda şöyle demiş: “Okuduğum kitapları okumaktan bıkınca, başka türlü bir vakit geçirmek hevesiyle, Hayyâm’ın rubâîlerinden birini, bir defa daha gözden geçirmeye koyuluyorum; Türkçeye nakletmeye uğraşıyorum; mesela Hayyam bu rubâîyi Türkçe söyleseydi nasıl söylerdi? Bunu keşfetmeye çalışıyorum. Bu gerçi yorucu lâkin merak verici bir meşgale olluyor.” (Nihad Sami Banarlı) Ayrıca yine aynı konuda “Hayyâm’ı alıp tercüme et derlerse/ Öğrenmek içün tâlib isen bir derse/ Derdim ki rubâîsini nazmetmelisin/ Hayyâm onu türkîde nasıl söylerse” şeklinde bir rubai de yazmış, rubailerinin yayılması ve sevilmesi üzerine duyduğu sevinci “Farkında değildik göğe ermiş serimiz/ Şimdengerü gülzâr-ı suhandır yerimiz/ Gitmiş haber-î neşvesi Hayyâm’a kadar/ Haz vermiş ahibbâya rubâîlerimiz” mısralarıyla belirtmiş. ━━━━━━━━━━━━━━━ * Burada Cemal Süreya’nın “güzel şiir” tanımına da değinmek gerekir: “… güzel bir şiir çevrilirken öbür dilde hiç değilse başka bir şiir yazılmasına zorluyor çevireni, bunun ipuçlarını veriyor; kendi birikiminin öbür dildeki yatağını kazıyor, o dilde yeni şiir değerleri kotarıyor; çevresine hemeninden yeni bir ânın, yeni bir durumun, yeni bir şiirsel tavrın halkasını çekiveriyor.”
Edebiyat
Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe SöyleyişYahya Kemal Beyatlı · İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları · 2019183 okunma