En sevdiğim yazarlardan biri olan Stefan Zweig'in en sevdiğim ikinci kitabı. Olay örgüsü akıcı ve merak uyandırıcı olduğu için bir oturuşta bitirmeden başından kalkamayacaksınız. Olaylar Irina adlı bir kadının hayatın tekdüzeliğinden sıkılıp macera arayışıyla bir piyanistle ilişki içine girmesiyle başlıyor. Ama kocasını, çocuklarını, toplumsal statüsünü kaybetme korkusuyla yüzleşmesiyle birlikte yaşadığı şeyin bir macera ve geçici heves olduğunu, elindekini kıymetini bilmediğini, çevresinde bugüne kadar farketmediği veya ilgilenmediği çok daha kıymetli şeyler olduğunu anlıyor. Ana karakterin içinde bulunduğu duygu durumu o kadar iyi yansıtılmış ki karakterle birlikte korku, endişe, utanç, pişmanlık yaşıyor, şimdi ne olacak düşüncesiyle sayfaları çevirmekten kendinizi alamıyorsunuz.
Elimizdekilerin kıymetini kaybetmeden bilmek dileğiyle keyifli okumalar