ALTIN TAHTIN GÖLGESİNDE BİR SORU İŞARETİ: SABA KRALİÇESİ BELKIS Tarih, çoğu zaman tahtına oturmuş erkeklerin hikâyesini yazar. Ama bazı figürler vardır ki sayfaların arasından sıyrılıp mitolojiye geçer; sözlerinde değil, sorularında güçlüdür onlar. Belkıs, işte böyle bir isim. Eski Ahit'in I. Krallar kitabında adına rastladığımız Saba Kraliçesi çoktan efsaneleşmiş bir hükümdar olarak karşımıza çıkar. Bilge kral Süleyman'ın ününü duyan Belkıs, onu sınamak amacıyla yola çıkar; beraberinde baharat, altın ve değerli taşlardan oluşan muazzam bir kafile getirir. Bu ziyaret salt bir diplomatik temas değildir: bir zekanın başka bir zekayı ölçmeye çalışmasıdır. Sorular sorar. Cevapları dinler. Ama metnin kendisi, onun bu sınavdan nasıl çıktığını açıkça söylemez — sanki asıl soru, okuyucuya bırakılmıştır. Belkıs'ın görsel sanatlardaki serüveni, metinden çok daha uzun soluklu olmuştur. Ortaçağ Avrupası'nda Saba Kraliçesi, Hristiyan ikonografisinin içine sızar. Doğu sanatında ise tablo farklıdır. İslam geleneğinde, özellikle İran minyatür geleneğinde şatafatlı bir figüre dönüşür. Süleyman'ın sarayındaki cam zemin sahnesi — bacaklarını suya değdiğini sanıp eteğini kaldırdığı an — asırlarca resmedilmiştir. Bu sahne hem kraliçenin yanılgısını hem de Süleyman'ın büyüleyici kudretini görselleştirir; ama dikkatli bakıldığında Belkıs'ın bu sınavdan da yüzü ak çıktığı görülür: yanılgısını saklamaz, öğrenir ve adapte olur. Rönesans'ta Lorenzo Ghiberti'nin Floransa Vaftizhanesi'nin Cennet Kapıları için döktüğü bronz paneller arasında da Saba Kraliçesi yer alır; Süleyman'la buluşmasının heykel diliyle anlatıldığı bu sahne adeta Avrupa'nın kolektif belleğine kazınmıştır. Antik Yemen coğrafyasında hüküm sürdüğü tahmin edilen Seba/Saba Krallığı'nın (MÖ 10.–4. yy.) varlığı arkeolojik
Premseslikten Seyit Onbaşı'lığa terfii
"Çok yalnızsın," diye fısıldadı büyücü, sesinde kadim bir keder vardı. "Ve ne yazık ki kimse ama hiç kimse gerçekten sevmiyor seni." "Prenses, göğsüne batan bu sözü kahkahasıyla örtmeye çalıştı. "Yanılıyorsun! Çevrem insanlarla dolu; her mecliste neşeyle karşılanır, herkesle tatlı dille hasbihal ederim." "Büyücü, gölgelerin içinden öne doğru eğildi. "O halde bir dahaki sefere onların gözlerine ve dişlerine daha dikkatli bak, Prenses. Gözlerindeki haset ve kini görecek, birbirine kenetlenmiş dişlerinin arasından sızan nefretin kokusunu alacaksın. Çok beğeniliyorsun, göz kamaştırıyorsun. Bu çok rahatsız edici" "Genç kadın öfkeyle doğruldu. "Beni gördüklerinde gözleri kamaşan zavallılara ayıracak tek bir saniyem dahi yok. Ben buraya, mutlu hayatımın başkaları üzerindeki hazımsızlığını dinlemeye gelmedim! Elbette buraya kadar gelişimin bir bedeli, avucuma bırakacağın bir kehanet olmalıydı. Eli boş dönmek istemiyorum." "Büyücü acı bir tebessümle geriye çekildi. "Zaten eli boş dönmüyorsun, Prenses. En çok ihtiyaç duyduğun o karanlık günde, yanında hiç kimsenin olmayacağı gerçeğini heybene koydun."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Léon Bloy, Jeanne d'Arc
Acılı Meryem Ana halkına 'kendinize acıyın' diye yalvarıp kehanet dolu gözyaşları dökmüştü. Hor görülen bu kutsal gözyaşları toprağa bile düşemedi; Tanıklar, onların gökyüzüne doğru yükseldiğini anlattılar. Bu yüzden bugün, milyonlarca annenin ya da dul kadının gözyaşlarına ihtiyaç var; ve muhtemelen, şimdiden en korkunç kabuslarlardan biri gibi görünen çağdaş tarihimizden geriye kalacak tek şey de bu gözyaşları olacaktır. 
Peter Thiel, Silikon Vadisi'nin en sıra dışı, ideolojik ve tartışmalı figürlerinden biri. PayPal'ın kurucu ortaklarından (meşhur "PayPal Mafyası"nın lideri) ve Facebook'un ilk dış yatırımcısı. Muhafazakâr, liberteryen ve transhümanist fikirleriyle bilinen Thiel, verinin ve teknolojinin devletlerin istihbarat mekanizmalarıyla entegre edilmesini savunan bir vizyona sahip. Palantir'i kurarken de CIA'in yatırım kolu olan In-Q-Tel'den fon alarak yola çıktı. Palantir'in iki ana yazılımı var: Palantir Gotham (savunma ve istihbarat için) ve Palantir Foundry (kurumsal şirketler için). Gotham; ABD (CIA, FBI, Pentagon), Birleşik Krallık ve birçok Avrupa ülkesinin istihbarat servisleri tarafından terörle mücadele, gözetim ve veri madenciliği için aktif olarak kullanılıyor. İsrail ile olan ilişkisi de bir sır değil. Palantir, İsrail Savunma Bakanlığı ile savaş zamanı operasyonlarını desteklemek üzere teknoloji sağlama konusunda resmi olarak ortaklık kurdu. Şirketin CEO'su Alex Karp, bu tür jeopolitik krizlerde batı ittifakının ve müttefiklerinin yanında durduklarını açıkça ve gururla ifade eden bir yönetici. Tolkien'in dünyasında Palantirler, uzakları ve geleceği görmek, bilgi paylaşmak için üretilmiş kusursuz araçlardı. Ancak sorun şuydu: Taşlardan biri Karanlık Lord Sauron'un eline (Barad-dûr kulesine) geçtiğinde, diğer taşları kullananları (örneğin Denethor veya Saruman) manipüle etmeye, onlara sadece görmelerini istediği şeyi göstererek akıllarını bulandırmaya ve onları deliliğe/itaate sürüklemeye başladı. Gerçek dünyadaki Palantir de tam olarak bunu yapıyor: Devasa miktarda yapılandırılmamış veriyi (sinyal istihbaratı, finansal kayıtlar, sosyal medya hareketleri, plaka tanıma sistemleri) bir araya getirip, insan gözünün göremeyeceği korelasyonlar üretiyor. Yani "her şeyi
Felsefe
Bilinmezliğin kaynağı
Duymadan sesler nasıl hissettirir? Konuşmayı bilmeden yazmak bilgelik midir? Karanlığın içinde güneş ışığını aramak gibi, Varlığından habersiz olduğun oradaki titreşimler Sana bir meşale midir? Zaman ise bir kehanet midir? Görmeden nasıl inanır insan? Bilinmezliğin kaynağından yükselen Hayali bir nesne, Hep bir farklılıkta duyulmakta. İnsanların anlam arayışına, Bu hisler inançlar mıdır ki Doğru olduğu kanısına vardıran? Naime toker
Şiir
Gerçek evim onun yanıydı. Film: Omen İlk Kehanet 🎬
Film Alıntısı