Var mı ki bu dünyada kendine yansıyacak bir su? Yok mu ki, kendine dolanacak bir ağu? Varsa da yoksa da ben giderim şarkılarımla kırık dökük. Kendimle uzlaştığım an, öldürürüm kendimi. Dünyanız kalır size, allı güllü dünyanız. Ama bir başıma, ama yankısız.
Dünya varlığına güvenme. Çünkü dünya senin gibi birçok insanı beslemiş ve sonunda öldürmüştür. Madem ki can çıkıp gidecektir. Ha taht üzerinde ölmüşsün, ha toprak üzerinde.
Ne güzel türküler yakarmış eskiler! Her türkü tek başına bir tarih sanki. Öyle içten, öyle canlı ki, insan türküyü yakanları, söyleyenleri karşısında, yanıbaşında görür gibi oluyor. Onlar gibi yaşamak, onların acılarına ortak olmak, onlar gibi sevmek istiyor. Daha yakından tanımak istiyor onları. O nesiller işte bu türkülerde, bu türkülerle yaşamaya devam ediyorlar.