Bu seriyi bitirdikten sonra hepsi adına bir yorum yazmayı düşündüm. Öncelikle yazarı tebrik ederim. Birincisi böyle çok fazla dokunulmaz kabul edilen konuda cesurca yazdığı için. İkincisi edebiyat, felsefe, sosyoloji, siyaset konularında karmaşık örnekler verecek kadar bilgili olduğu için. Çok çarpıcı konular üzerine, örnekleri ile ispat ederek bir bütünlük sağlamış. Her kitap birbiri ile bağlantılı ama farklı ana tema üzerinde yazılmış. Birbirlerine göndermeler mevcut. Sıkmadan kısa kısa bölümlerden oluşuyor, çabucak okunabiliyor. Her bölüm sonunda verdiği örnekler için kaynakça bulabiliyorsunuz. Tüm konulara katılmasam da görüşümü geliştiren bir seri oldu. Temelde sosyalist görüşlerin, üstelik tavizsiz sosyalist görüşlerin ağır bastığı içerik var. Bu nedenle duruşunuz burada değilse rahatsız edebilir. Son kitapta sosyalist, Marxist ve Leninist çizgide olayları değerlendirmiş. Bunu söylerken ağır bir dil olduğunu kastetmiyorum. Bu pencereden çok da anlaşılır bir dille düşüncelerini aktarmış. Dediğim gibi katılmadığım, kendi içinde çelişen görüşleri de var ama her görüşü okumak ve doğruyu okuyarak bulmanın esas olduğunu düşünüyorum. Aslında ülkemizi seven ve insan ilişkilerine önem veren, insan haklarını gözeten biri olarak doğruları ortaya koyduğunu kanaatindeyim. Ancak ideal olmasa da akımların zamanına göre değerlendirilmesi gerektiğini yazarın bakış açısından “doğrusu bu” diyerek gösterdiği konuların birçoğunun toplumumuzun temel yapısına (zamanla getirdiği reflekslere) bakarak uygulanabilirliğinin olmadığını düşünüyorum. Keşke ortaya konan konular zamanında halledilmiş olsaydı içinde yaşadığımız topluluğun hafızasına (mem’ine) böyle işlenmemiş olsaydı. Zaten yaşama tarzımız bu olsaydı, zihinsel açıdan gelişmiş kuzey Avrupa ülkeleri ile aynı seviyede olabilirdik.