Gözde

Gözde
@kendiboslugunda
Papalagi’nin içi zaman korkusuyla dolu olduğu için, hepsi, hem yalnız erkekler değil, kadınlar ve çocuklar da, büyük ışığı kendi gözleriyle ilk kez gördüklerinden beri ayın kaç kere yükseldiğini, güneşin kaç kez battığını kesin olarak bilirler. Bu o kadar önemlidir ki, belirli ve değişmez aralıklarda çiçekler ve şölenlerle kutlanır. Bana “Kaç yaşındasın?” diye sorduklarında, benim gülüp de bunun önemi olmadığını söylemem üstüne utanmam gerektiğini düşünüyorlardı. Hissediyordum bunu hep. “Kaç yaşında olduğunu bilmelisin!” diyorlardı. Bense susup “Bilmemek daha iyi” diye düşünüyordum.
Reklam
Demek ki acı çekerek yaşamak da insanlar için bir yaşam biçimi. Acının da vazgeçilemeyen bir tadı var. Ya da acı çekmek madde bağımlılığı gibi çok güçlü ve yapışkan bir duygu. Hani hep söylerim ya, bizim insanlarımız geçmiş yaşantıların ve kültürün de etkisiyle bir süre sonra acının tiryakisi oluyorlar.
Katedralin saati yediyi vurduğunda gökyüzünde pembe renkli, berrak, tek bir yıldız vardı; geminin biri kederli bir veda çığlığı attı; yaşanabilecekken yaşanmamış tüm aşkların sıkıntısını bir Gordiyon düğümü gibi hissettim gırtlağımda.
Kızmadı, bilakis gülümsemesi derinleşti. Gözden kayboldu, bir daha da gelmedi. İtaat ettiğinden değil. Onun da benimle işi bitmişti çünkü sıkıcı olmak gibi affedilmez bir günah işlemiştim.
Sayfa 187
Oysa mutluluk dediğimiz his öyle kolaycı formüllere, basit haplara gelmez. Onun fethedilmesi gerekir; uğruna ter akıtılması, çaba harcanması gerekir. Hayat bitmek bilmez bir çabadır. Her bitki bir yolunu bulup ayağa kalkar, doğrulur. İnsan, eğer hayatından bir ışık yayılıyorsa, başarmıştır.
Sayfa 34
Reklam