“Şehir sana kıyıda köşede de kalsa bir kitapçı veriyorsa; seni bir kütüphanesinde kabul edip saatlerini orada geçirtiyorsa; arkadaşınla özgürce sohbet edeceğin, derli toplu bir kafe sunuyorsa; zevkine göre bir konseri, mesela klasik müzik konserini uygun fiyatla sana izletebiliyorsa sana tat veriyor, seni eğitiyor demektir.“
“Demek ki cesaret sizden vaktinizi de ister. Çünkü cesaret her gün kendinizden bir nebze feda edip bir fikri geliştirmeye koyulmaktır, bir meseleye katkı sunmaktır veya bir kurumun büyümesine yardımcı olmaktır. Bu sistem ister, prensip ister. Demek ki cesaret evvela düşünmek ister.”
Çıtayı düşürmemek... Bugün birinci ödevimiz bu. Mutluluğu talep ederken de, onu görev bilirken de, kendimizi inşa ederken de, hayatın ölçüsünü ararken de... Aksi takdirde, "düşük beklentiler hapishanesi"nden kurtulamayız.