Ailede duygusal gerilim yükseldiğinde yetersiz iletişimin suçunu çoğumuz diğer kişiye atarız. Sağır, inatçı, deli, umutsuz, çaresiz, kırılgan ya da sabit fikirli olan hep anne-baba-kardeştir. Konuşmamızı ya da ilişkinin değişmesini engelleyenin diğer kişi olduğunu düşünürüz. Yakındığımız etkileşimdeki kendi rolümüzü ve böylece değişim yapma gücümüzü inkâr ederiz.
Gerçek biz kişilerin her birinin “ben”olabildiği ve özgürce “ben”lerini idrak edebildiği yer. Kişilerin ben olabilmesine izin ve imkan barındırmayan aidiyetlerin gerçek aidiyet değil sömürü olduğunda o nedenle hep bu kadar ısrarla yineliyorum.