“İnsanı yücelten davranışlar, doğa, toplum, geziler, ilk kez gördüğüm bir kent, tarih... Şiir diline bürünmek için zorlar beni.”
Sayfa 21·Kitabı okudu
Alıntı
Yeni Bir “Diriliş” Mümkün mü?
**Bütün dünyanın “uygarlık krizi” yaşadığı bir dönemde, insanlık “yeni bir yol” arayışıyla karşı karşıyadır. Sezai Karakoç’a göre bu yeni yolun mimarı “diriliş insanı” ve ondan peyda olacak nesil
Makale|Yazı
Külliyat Bu bilgilendirmeler; Ana Toprak’ın takvimini, iklimini, coğrafyasını, soyağaçlarını ve Haritasını içerir. Takvim Zamher: Toit Ayı'nın
Alıntı
Batı Avrupa'da, feodal toplum olgunlaşmış biçimine XI. yüzyılda ulaştı. Üretim organizasyonu malikane çerçevesinde gerçekleşiyordu (serflik, zorunlu çalışma, angarya) ve artık emeğe (çalışma biçimindeki rant olarak) toprağın yegâne sahibi olan senyör tarafından el konuyordu. Senyör aynı zamanda, siyasal ve yargısal ayrıcalıklara da sahipti. Fakat feodal toplum oluşumu henüz tamamlanmıştı ki, çözülmesine neden olacak unsurlar da harekete geçmekteydi.' Bir kere, çalışma olarak gerçekleşen rant, özgür çalışmanın ortaya çıkması, köylü mülkiyetinin gelişmesi ve ticaretin başlamasıyla ayni ranta ya da para biçimindeki ranta dönüşüyordu. Süreci hızlandıran unsurlar da ticari fuarlar, zanaatların (loncalar çerçevesinde) canlanması, kent yaşamının yeniden doğması, bir ticaret burjuvazisinin oluşmasıydı... İşte, feodal düzen böylesi bir ortamda çözülürken ticari kapitalizm kök salacaktı. Bu anlamda, kapitalizme doğru "uzun yürüyüş" birkaç yüzyıla yayılacaktı. Söz konusu olan, burjuvazinin oluşması (ticaret ve bankacılık), ulusallığın kendini dayatması ve modern devletlerin biçimlenmesi, mübadelenin yaygınlaşması ve dünya ölçeğinde başatlık kazanması, üretim ve taşımacılık alanlarındaki teknik gelişmeler, yeni üretim yöntemlerinin devreye sokulması ve yeni zihniyetlerin ortaya çıkması gibi iç içe geçmiş süreçlerdi. Bu uzun yürüyüşün birinci safhasına damgasını vuran, Amerika'nın fethi ve yağmalanması (XVI. yüzyıl), ikinci safhaya damgasını vuran ise burjuvazilerin yükselmesi ve kendini kabul ettirmesiydi (XVII. yüzyıl).
Sayfa 29·Kitabı okudu
Tarih
Batı halkı hırslı, tembel, her türlü tarih bilincinden yoksun bir toplum olup, atom çağının da etkisiyle kıyametin eşiğinde yaşamakta oldukları duygusu içindeydiler. Bu yüzden yalnızca günlerini gün etmeye bakıyor, kendi ömür süreçleri içinde rahat etmeyi ve refah sağlamayı düşünüyorlardı.
Türkiye ile Arjantin arasında hiçbir siyasi, iktisadi, ticarî, kültürel sorun olmadığı ve iki ülke arasında tarihte cereyan etmiş hiçbir mesele de bulunmadığı halde bu devlet 1985, 1993, 1995, 1998,
Sayfa 40 - Bilgeoğuz Yayınları·Kitabı okudu
Tarih