Nasıl ve nereden başlarım, başlayabilirim bilmiyorum. Şimdiye kadar okuduğum tüm romanlardan çok farklıydı Netoçka Nezvanova... Olayların gelişimiyle, karakter yapısıyla, özgünlüğü ve yazılmış -ve hatta yazılacak- kitaplara yaptığı nazireler, değinmeler ve de alaylar ile olağandışı bir roman. Mutluluğa erişmenin ne kadar kolay ancak kolayı başaramayanın, ona gücü yetmeyenin de bu kadar gerçek olduğunu okumak, başarısız insanlara karşı olan bakışımı tamamen değiştirecek nitelikteydi. Sevincin de, gözyaşının da, müziğin de, aşkın da, iyiliğin de bu kadar kalabalık, yoğun ve gerçekçi işlenmesinin -hatta bu kadar sayfaya sığdırılmasının- mümkün olması, bu kitaba hayran olmaya yetecek ve artacak bir sebep. Netoçka'nın yarım hikayesi, bize tamamımızı gösteriyor aslında.
İşte bu düşünce perişan ediyor beni! Durmadan dan dan vuruyor beynime. Yüreğimi sızlatıyor. Sanırım, beni olduğum gibi sevmedin sen. Hayalinde yarattığın beni sevdin. Aldandın! İşte bu acı veriyor bana! Dayanılmaz bir acı veriyor! Bu gidişle ya öleceğim ya da aklımı kaçıracağım!