Kimi insanlar hayata bakıyor, yaşanan musibeti de kabz ve bast halinde olmayı da hayatın doğal hali olarak kabul ediyor; kimileri o kabz haline kendilerini sıkıştırıyorlar ve yaralarını kibir, mağduriyetlerini kıble haline getiriyorlar. "Geçmişte şunları yaşadım, bir daha benim bu hayattan lezzet almaya hakkım yoktur," noktasına geliyorlar. O bir tür nihilizm, karanlık bir yer. Cenab-ı Hak hiçbirimizi gücümüzün yetmeyeceği, omuzlarımızın kaldıramayacağı imtihanlarla imtihan etmesin. İnsan o umudu hiçbir zaman koyvermemeli. Onu koyveren bazı insanlarda Cenab-i Hakk'ın adaletine inanç sarsılıyor.
Yeterince takdirkâr olmayan, çocuğunu duygusal açıdan yeterince besleyememiş bir anne baba, yoksulluk ve ölüm endişesi bu nedenler arasında sayılabilir. Güvensizlik duygusu mutsuzluk ve tatminsizliğe yol açar ve bunları gidermek için de kişi maddi nesnelere yönelir. Maddi kazanımlar ilk elde bu güvensizlik duygusunu giderir gibi görünse de, sonunda onu daha fazla derinleştirebilir de. Daha çok maddiyat, insanların hayatına daha fazla mutluluk olarak geri dönmez.