Ve o gün Ankara’daki ölüm, ağlamayı dahi yasaklayan cinstendi. Haberi ilk veren spiker, sesinin titremesi nedeniyle huzurundan edildi. Mezarlığa ilk giden genç tutuklandı. Sokakta ilk bağıran bir kadın, alınıp götürüldü.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bunlar, benim görüşüme göre, halkın üzerinde baskı bir tür yaratmak amacıyla sizin davada ve diğer davalarda yargılananlardan toplam on-on beş kişiyi yok etmek isteyebilirler. Örneğin, sizin davayla ilgili olarak, önce mahkemeden sekiz-on idam kararı çıkarmak, bunun bir kısmını askeri Yargıtay’da onamak ve sonra da halka dönüp, “Ne yapalım, kurtara kurtara ancak bu kadar kurtarabildik, demek isteyebilirler”
Öyle bir an vardır ki, bir can bir duygunun simgesi olur. Bütünleşir o duyguyla. Anlamı derinleşir.
Ölümle ikiye bölünmek istenen bir şeydir bu. Kimisi yaşatmanın saflarında kenetlenir, kimisi öldürmek için pusuya yatar; en karanlık yollarını arar can almanın.
Tarih böyle oluşa gelmiştir. Bir bakıma, yaşama arzusuyla ölümün çarpıştığı yerdir dünya
Hiçbir insan her zaman kazanamaz, her zaman yaratamaz. Hiç kimse çabalarında sürekli başarılı olamaz. Fakat doğru yönde gitmek; başarmış olmak değil, başarıyor olmak; hana varmak değil, hana doğru yürümek; başarılarla yetinmek değil, başarılara doğru ilerlemek; yeteneklerini en yapıcı, üretken ve yaratıcı uğraşlara adamak — bu belki de hayatın esas anlamı ve insan çabasını zayıflatan ve insan zihnine zarar veren varoluşsal nevroza verilecek tek yanıttır