“Kaba Oyalanmalar”
Bazen bir çift göz gibi peşine takılırız bir çift sözün. Zihnimize kazınan bir çift bakış gibi zihnimizde yankılanır o bir çift söz. Nerval’in peşine o bir çift sözün keşfi yüzünden takılmıştım ben de. Üstelik bambaşka bir sokakta. Orhan Pamuk’un en sevdiğim romanı Masumiyet Müzesi’nde: "Fransız şair Gerard de Nerval'in bir kitabını okudum. En sonunda aşk acısından kendini asan şair, hayatının aşkını sonuna kadar kaybettiğini anladıktan sonra, Aurélia adlı kitabının bir sayfasında, bundan sonraki hayatın kendisine yalnızca "kaba oyalanmalar" bıraktığını söyler." dediği yerde. Hakiki bir kayıptan arta kalan “kaba oyalanmalar”dan başka nedir ki zaten?
Pamuk, Nerval’e olan ilgisini kahramanı Kemal’e bahşederken bir aşk acısı boşluğundan arta kalan hissi de betimlemiş oluyordu: “Güzelliğinden ya da kendimi çok yakın hissettiğim hareketlerinden ve teninden sızan bir ışık, bana dünyanın gitmem gereken merkezinin onun yanı olduğunu hatırlatıyordu. Geri kalan yerler, kişiler, meşgaleler kaba oyalanmalardan başka bir şey değildi." Pamuk’un Nerval’e tek göndermesi bu değildir. Nerval’in büyük aşkı olan tiyatrocu Jenny Colon, Masumiyet Müzesinin başkarakteri Füsun’un çalıştığı Nişantaşı Şanzelize Butik’te ithal bir çanta markası olacaktır.
Düşün Şiddetinde Bir Yazgı
Annesi iki yaşındayken ölen bu yüzden yüzünü dahi bilmeyen, ömrü boyunca tüm kadınların yüzünde annesini arayan ve bu kayıp anne imgesini çağrıştıran kadınlara âşık olan Nerval’in ideal imgesine karşılık düşecek bir yüz çıkar bir gün karşısına. Tombul, anaç görünen ve asla femme fatale olmayan bir tiyatro oyuncusudur bu: Jenny Colon. Nerval bu anaç kadından tıpkı Dante gibi ilahi bir güzellik, tanrısal bir aşk, bir Beatrice çıkarır. Aurélia kitabının mülhimi olur.“Her yerde ölüyor, ağlıyor ve acı
AuréliaGérard de Nerval · Kolektif Kitap · 2018255 okunma