Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Charles Whitman 25 yaşında, 138 IQ sahibi bir mimarlık öğrencisiydi. İçindeki karşı konulmaz şiddet isteği sonucu yaptığı katliamda kendiyle birlikte 16 ölü ve 33 yaralı vardı. Polis, kuledeki dehşetli saldırısından sonra ölü ele geçirilen Whitman’ın evine gitti ve tablonun görünenden çok daha ağır olduğunu gördü. Charles Whitman annesini ve uykusunda bıçaklamak suretiyle karısını katliamdan önceki gece öldürmüştü.
Polis evde Whitman’ın birkaç notunu buldu:
“Kendimi şu günlerde tam olarak anlayamıyorum. Aklı başında ve zeki bir genç olarak tanınmaktayım. Ama son zamanlarda (ne zaman başladığını hatırlayamıyorum) birçok sıra dışı ve mantıksız düşüncenin kurbanı olmuş durumdayım.”
“Karım Kathy’yi bu gece öldürmeye, ancak üzerinde çok uzun süre düşündükten sonra karar verdim. … Onu çok seviyorum, ayrıca her erkeğin düşlediği türden, çok iyi bir eş de oldu bana.
Bunu yapmama neden olacak mantıklı hiçbir neden gelmiyor aklıma.”
“Bir keresinde bir doktorla iki saat kadar konuşup, ona çok güçlü biçimde hissettiğim şiddet duygusunun altında ezildiğimi anlatmaya çalıştım. O seanstan sonra Doktor’u bir daha görmedim. O zamandan beri bu zihinsel çalkantıyla tek başıma mücadele etmekteyim ve görünen o ki, hiçbir yararı yok.”
Her Şey Otopside Ortaya Çıktı
Yapılan otopsi ise bilinmeyen bir gerçeği gözler önüne serdi. Charles Whitman’ın beyninde bir tümör vardı! Gliyoblastam tümör, talamus denilen yapının alt kısmından çıkıp hipotalamusa uzanıyor ve amigdala olarak bilinen üçüncü bir yapıyı sıkıştırıyordu. Amigdala, özellikle de korku ve saldırganlık, merkezinde olmak üzere, duygu mekanizmasının düzenlenmesinden sorumludur. 1800’lerin sonlarına gelindiğinde, araştırmacılar amigdalanın hasar görmesiyle duygusal ve toplumsal rahatsızlıklar yaşandığını