Yazarın tek kitabı Uğultulu Tepeler.
İşe giderken hiç düşünmeden attım çantaya bu kitabı. Okumayı çok istiyordum ama cesaret de edemiyordum açıkçası. Buradan o kadar yorum okudum ki gözüm korktu, yarım bırakır mıyım acaba diye bile düşündürdü.
Amaaa yarım bırakmadım. Aslında bırakılacak gibi de değil. Çerçeve roman tekniğiyle yazılan eserde asıl olayı okurken sürüklenip gidiyorsunuz. Çayınızı çekirdeğinizi alın bu kitabı okuyun yani. Anlatıcı, Ellen-Nelly-Mrs.Dean, hikayeyi anlatırken köşede oturmuş ben de onu dinliyormuşum gibi hissettim.
Kimileri büyük bir aşk romanı diye yazsa da ben öyle düşünmüyorum. Tamam aşk var ama yani garipti.
Bu kitap için nefretin, kinin, hırsın ve intikamın kitabı diyebilirim.
Yazarın okuyucuya yansıtmak istediği ya da karakterlerin yaşadığı duyguları tamamen hissettim. Aşırı aşırısı sinirlendiğim yerler, karakterlere kızdığım yerler çok oldu. Hatta o sayfaları su içer gibi okudum devamında ne olacak diye merak ettiğim için.
Bir insan bu kadar kötü olabilir mi? Şeytan köşeye kurulup ağzı açık izlerdi yapılanları. O derece.
Çocukluk travması muazzam güzel işlenmiş bana kalırsa.
Bu yapılanları okurken çocuklukta yaşanılanları ileride ne gibi durumlara sebep olduğunu açıkça görüyoruz. Bir çocuk nasıl yetişirse geleceği de karakteri de öyle şekillenir. Seveyim diye yapılacak şey değil. Canlı miras bırakıyorsun sonuçta. Bu sebeple bir çocuğu yetiştirmek için özenli ve dikkatli olunmalı. Sevginin, şefkatin, merhametin eksik olduğu, saygının olmadığı yerde en ufak şey sorundur ve karaktere, ileriki yaşama eksiler katar.
Emily Bronte'a hayran oldum <3
Kitap Hakkında (sonlara doğru ipucu uyarısı !)
Bir yabancının Uğultulu Tepeler'e gelmesiyle ve oradaki çiftliği kiralamasıyla başlar kitap. İyi hikayeler böyle başlar :)
Mr. Lockwood kiraladığı
Hem beni en çok bezdiren şey, bir yıkıntıya dönmüş bu beden, bu zindan. Bunun içine kapanıp kalmaktan usandım. Buradan kurtulup o pırıl pırıl dünyaya gitmeye, artık hep orada kalmaya can atıyorum.
Amin Maalouf’tan okuduğum 5. kitapla birkaç saniyenizi alacağım.
Tarihi ve kurguyu çok güzel harmanlıyor Amin Maalouf. Tarih sevmeyen ben bile keyifle okuyorum.
Yıl yıl ilerleyen kitabımız karakterimizin doğumuyla başlıyor. Hatta biraz daha önce. Böyle başlayan kitapları daha ayrı seviyorum. Karakterin tüm yaşamını okumak çok daha güzel oluyor dönemi ya da yazarı anlamak açısından.
2. Beyazıd, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman ’ın dönemlerinde geçiyor yaşamı. Tanıdık isimlerle karşılaşmak çok hoştu :)
Hasan yani Afrikalı Leo’nun hayatı inişli yokuşlu sürekli. Sürekli bir göç halinde.
Zıtlıkları yaşayan biri. Okurken “daha ne olabilir ki?” diye sorduğum ve sonrasında yine “nasıl yaa, nedeenn?” dediğim çok yer oldu.
Benden bu kadar. Mutlaka okuyuuuunn