Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık.
"İnsanlar bir tuhaf olmuş! Ölen kişi en yakınlarıymış, değilmiş, zerrece aldırdıkları yok! Ama şurası da gerçek: İnsan ölüme aldırış etmezse onun için yaşamın da bir değeri olmaz. Öyle ya, nasıl yaşandığı, ne için yaşandığı bir anlam taşımıyor!"