Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...
"Hayır, Dona Cecilia. Yeryüzü, Ulu Tanrı'nındır, değil mi? Yeryüzündeki her şey de Ulu Tanrı'nındır öyleyse. O zaman, çiçekler de..."
Mantığım karşısında ağzı açık kaldı.
"Başka türlü yapamazdım efendim. Evde çiçek yok. Dışarıda da çok pahalı... Masanızın üzerindeki bardağın hep boş durmasını istemiyordum."
İçini çekti.
"Ara sıra bana kremalı börek almam için para veriyorsunuz, değil mi?"
"Sana her gün para verebilirim. Ama sen..."
"Sizden her gün para alamam."
"Neden?"
"Çünkü kahvaltı edecek parası olmayan başka çocuklar da var."