Kendini bilmek, insanın kendi sınırlarını, kusurlarını ve değerini doğru tartabilmesidir. Bu teraziyi şaşıranların düştüğü ilk tuzak ise kibir olur. Kibir, dışarıdan bakıldığında bir güç gösterisi gibi görünse de aslında derinlerde yatan yetersiz kişilik yapısının en zavallı maskesidir. Kendini başkalarından üstün gören, her şeyi en iyi bildiğini iddia eden insan, aslında kendi içindeki boşluğu kibir duvarlarıyla örmeye çalışıyordur.
Oysa hayatın fırtınalı günlerinde insanı ayakta tutan şey kibir değil, vefa duygusudur. Vefa; geçmişi unutmamak, iyi günde de kötü günde de omuz omuza durabilmektir. Hayat, karşımıza ne kadar zorluk çıkarırsa çıkarsın, değer verdiğimiz insanlara sahip çıkmak bizi insan kılar. Yanındakine sahip çıkan, düşenin elinden tutan ve dosta vefa gösteren insan, aslında kendine ve kendi karakterine değer veriyordur.
Velhasılı…Kibrin esiri olmuş yetersiz kişiliklerin ve ahmakça hırsların peşinden gitmek yerine; akraba ve arkadaş bağlarımızı vefa ile sulamalıyız. Hayattaki en büyük bilgece duruş, haddini bilip sevdiklerine sahip çıkmak ve her daim "kendini bilmek"tir. Çürük bağlar kopar, kibirli kalpler yalnız kalır; ama vefa her zaman kazanır.