insan yürekli tanrıça: Kirke
9/10
·404 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:01
bu yıla her ay en az bir kitap bitirme hayalleriyle girdim ama nisan ayında ben kirke'yi elime almam ile bütün bu hayallerim suya düştü. fakat isin tuhaf kısmı kitap kötü olduğu için değil aksine fazla fevkalade ve sindire sindire okunulması gereken bir kitap olduğu için bir türlü bitiremedim. öğrenci olduğum için (camdan atlicam) kendimi gündelik hayatımdan (ve ülkemizin sikik eğitim sisteminden) soyutlayıp tam anlamıyla bir kitaba verme fırsatım pek olmuyor. ancak ben kirke'de belli bir noktaya ulaştığınızda kendinize yalnızca siz ve kirkenin kalacağı bir alan, bir zaman dilimi oluşturmanız gerekiyor. kitap siz ona dikkatinizi verdiğinizde su gibi de akıyor zaten. fakat ben kirkeye ne doğru düzgün bir zaman ayırabildim ne de alan. bu sekilde okuyamadığım ve kirkenin sahane hikayesi sürekli akademik hayatımın arasında kaynadığı için de biraz üzülüyorum acikçası. kitaba gelirsekkk, mitoloji ile ilgilenen biri olarak ünlü figür ve kahramanların hikayelerinin kirkenin hikayesi ile kesismesi bence hos olmus. tanıdığım mitolojik karakterler ile karsilastikca keyiflendim, bu sebeple de bu kitabı okuyacak sahislar mitoloji hakkında az biraz bilgiye sahip olursa kitabı daha cok takdir edebilirler diye düsünüyorum. peki mitoloji hakkında hiçbir sey bilmeden de okuyabilir misiniz? tabi. yunan mitolojisinin temel yapısı hakkında iki üç dakikalık bir arastırmayla cok da keyif alarak okuyabileceğinize inanıyorum. zaten kitabın sonuna madeline miller küçük bir mitolojik karakter sözlüğü de eklemis. okurken anlamakta pek zorlanacağınızı zannetmiyorum, okumadığınız takdirde de cok sey kaciracağınızın altını cizmek isterim. bu kitapla ilgili beni en cok etkileyen sey incelenen temalar ve kirkenin ölümlü yasama iliskin düsünceleri oldu sanırım. bir tanrıçanın gözünden ölüm, gelişim
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,3bin okunma
Aşağılık Kompleksinin ve Güç Sırnaşıklığının Anatomisi
Puan vermedi·140 syf.··
2026 3. kitabı
Bu kitabı her bitirdiğimde içimde entelektüel bir hayranlıktan ziyade, insan olmanın getirdiği o çiğ ve marazi taraflarla yüzleşmenin verdiği sarsıcı bir huzursuzluk kalıyor. Dostoyevski, Yeraltı Adamı karakteriyle edebiyat tarihinin en kusursuz anti-kahramanını yaratırken bize bir canavarı değil; gururu, kibri ve ezikliği arasında sıkışıp felç olmuş modern bir bilinci sunuyor. Bu karakter, etrafındaki her şeye ve herkese tepeden bakan o entelektüel kibrinin altında, aslında korkunç bir onaylanma ve fark edilme arzusuyla yanıp tutuşan bir zavallı. Karakterin o hastalıklı yapısını en net gördüğüm yer, caddede kendisini görmezden gelen subayla olan o takıntılı savaşıdır. Subay onu bir insan olarak bile görmezken, Yeraltı Adamı aylarca onunla kaldırımda çarpışabilmek için kıyafet borcuna giriyor, planlar yapıyor. Çünkü onun dünyasında fark edilmemek, nefret edilmekten çok daha ağır bir işkence. Okul arkadaşlarıyla yediği o rezil yemekte de aynı karakter defosu patlak veriyor. Onları küçümsüyor, onlardan iğreniyor ama aynı zamanda kendisini aralarına almaları, ona saygı duymaları için masada adeta kendi kendini paralıyor. Karakterin tüm varoluşu bu iki uç arasında gidip geliyor: Deha olduğunu sanan bir kibir ve hiç olduğunu fısıldayan bir aşağılık kompleksi. Ancak Dostoyevski’nin bu karakter çözümlemesinde zirveye ulaştığı yer kesinlikle Liza ile olan ilişkisidir. Liza, o çamurlu ve karanlık dünyanın içinde bozulmamış, temiz kalabilmiş tek ruh. Yeraltı Adamı, kendi ezikliğini ve hayattaki güçsüzlüğünü kapatmak için eline geçen ilk fırsatta bu savunmasız kadına saldırıyor. Ona önce kütüphaneler dolusu ahlak nutukları çekip onu kurtaracak bir kahraman gibi davranıyor. Ama ne zaman ki Liza onun o sefil, aciz bodrum katına gelip onun bu zavallılığını çıplak gözle görüyor;
Duygu ve Düşünce
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·49 syf.··
2026 252. kitabı
Jules Verne, bilimkurgu ve macera edebiyatının öncüsü olmasının yanı sıra, bu erken dönem gotik ve felsefi öyküsünde okuru zamanın, kibrin ve ölümsüzlük arzusunun karanlık dehlizlerine fırlatıyor. Eser, Cenevre’nin en ünlü, adeta zanaatıyla büyüleyen saat ustası Zacharius’un, kendi kusursuz icatlarının arkasındaki gücün Tanrı değil, bizzat kendisi olduğuna inanmasıyla başlayan trajik düşüşünü konu alıyor. Zacharius Usta, zamanı kontrol edebildiğini ve saatlerine adeta kendi ruhundan birer parça üflediğini düşünecek kadar büyük bir kibir sarmalına kapılır. Ancak bir gün, şehirdeki tüm saatleri esrarengiz bir şekilde aynı anda durmaya ve ne yaparsa yapsın tamir edilememeye başlar. Saatlerin durmasıyla birlikte usta da fiziksel olarak çökmeye, hayata tutunduğu o tıkırtılar kesildikçe ölüme yaklaşmaya başlar. Bu çaresizlik anında, zamanı ve ölümsüzlüğü elinde tuttuğunu iddia eden gizemli, tekinsiz ve adeta Şeytan'ı andıran bir figür olan Signor Pittonaccio ile yolları kesişir. Zacharius, ruhunu ve kızının geleceğini bu karanlık güçle pazarlık masasına sürmekle yüz yüze kalır. Yazar, bu sarsıcı alegori üzerinden bilimin ve teknolojinin insanı Tanrılaştırma yanılgısını, doğanın yasalarına karşı gelen insanın uğrayacağı mutlak hüsranı ve zamanın acımasız ritmini işliyor. *Zacharius Usta*; Faustvari bir temayı saat çarklarının, zembereklerin ve tıkırtıların arasına gizleyen; insan aklının sınırlarını, ölümlülüğün zarafetini ve zamanı durdurmaya çalışan insanın kendi yarattığı mekanik hapishanede nasıl yok olacağını fısıldayan, sarsıcı ve felsefi bir Jules Verne klasiğidir.
Zacharius UstaJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,9bin okunma
Neden bu kadar Martin?
Puan vermedi·517 syf.··
2026 30. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 12:00
Martin Eden, toplumda genellikle büyük bir hayranlıkla anılan bir kitap. Ancak ben kitabın sonuna geldiğimde, Martin’e duyulan bu beğeninin biraz abartılı olduğunu düşündüm. Çünkü herkes onun azmine odaklanırken, karakterinin arkasındaki bencil ve acımasız yüzü gözden kaçırıyor. Bana göre Martin Eden, göründüğü kadar masum bir kahraman değil; aksine trajik kusurları olan bir karakter: ​Ruth’un Zamanını Çaldı: Martin kendisinde yazarlık kumaşı olduğunu iddia ederek yola çıktı. Ruth, bir işe girerse evlenebileceklerini söylemesine rağmen Martin ondan iki yıl istedi. Ruth’un yaşı ilerliyordu ve toplum kurallarına göre geç kalıyordu. Martin, kendi hayalleri uğruna Ruth'u dolaylı yoldan reddetti ve bencilce davrandı. ​Arkadaşına İhanet Etti: Kendisine her konuda destek olan ve sürekli editörlere laf atan arkadaşı Brissenden’ın vasiyetine ihanet etti. Arkadaşının 'asla yayımlatma' dediği şiiri yayınevine gönderdi. ​Vefasızlık Yaptı: Yazarlığa ve kendi dünyasına o kadar körkütük aşık oldu ki, geçmişte parasını yediği, zor günlerinde yanında olan o yakın arkadaşının cenazesine bile katılamadı. ​Kibir ve Buhran: Ünlendikten sonra, uğruna sevdiği kadını bile harcadığı yazarlıktan nefret etti. 'Bu yazılarım eskiden de vardı, neden şimdi değerlendi?' diyerek kibre ve derin bir buhrana düştü. (Oysa dünya edebiyatında birçok yazar yaşarken değer görmeyip öldükten sonra ünlü olmuştur, Martin bunu kaldıramadı.) ​Sonuç olarak; Martin Eden kendi hırslarının, bencilliğinin ve sonradan görme kibrinin kurbanı oldu. Başarıya ulaştığında elinde bomboş bir hayat kaldığını gördü. Benim kişisel görüşüme göre, bu hayatta yaptığı en tutarlı ve en iyi şey intihar ederek bu anlamsızlığa son vermek oldu.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
7/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 72. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 20:23
Çok yemek, Allah'tan gafil olmanın ve haddi aşmanın kaynağı ve başlangıcıdır. Bu bakımdan nefis, açlıkla uysallaşıp kırıldığı kadar başka hiçbir şeyle uysallaşıp kırılmaz. Aç kalan nefis, sahibine karşı sakinleşir ve ondan korkar. Acizliğini ve zelilliğini anlar. Zira kuvveti zayıflamış, elinden kaçan birkaç lokma yüzünden hileleri oldukça daralmış, içemediği bir yudum sudan dolayı da dünya kendisine zindan kesilmiştir. İnsanoğlu nefsinin zelilliğini ve acizliğini anlamadıkça mevlasının izzet ve kahrını göremez. Asrının müceddidi Hüccetü'l-İslam İmam Gazali bu kitabında "nefs, gurur, kibir, şükür" kelimelerini merkeze alarak, bu kelimelerin mahiyetini özelliğini, kime ve neye nasıl yönlendirilmesi gerektiğini açıklıyor.
Ben Nefsimi Temize Çıkarmamİmam Gazali · Nesil Yayınları · 2024154 okunma
Çıtayı (her zaman) yüksek tut.
10/10
·314 syf.··
Beğendi
·
2025 116. kitabı
Küçük insanlar sizi aşağı çekmeye çalıştıklarında, BÜYÜK DÜŞÜNÜN. Küçük insanlarla kavga etmeyi reddettiğinizde kazanırsınız. Küçük insanlarla kavga etmek sizi küçültür. BÜYÜK DÜŞÜNÜN. Sert tepkilerle veya saldırılarla karşılaştığınızı bilin. Bu ilerleyip büyümekte olduğunuzun kanıtıdır. BÜYÜK DÜŞÜNÜN. Kendinize bu saldırgan insanların psikolojik olarak hasta olduklarını hatırlatın. Siz büyük kalın onlara sadece acıyın. Küçük insanların saldırısına karşı bağışıklık kazanacak, etkilenmeyecek kadar BÜYÜK DÜŞÜNÜN. BÜYÜK DÜŞÜNMEK ile büyüklenmemek arasında keskin bir çizgi var. Tam bir başucu kitabı. Tekrar tekrar okunmalı okunmalı.
Alıntı
Büyük Düşünmenin BüyüsüDavid J. Schwartz · Kreatif Yayıncılık · 2013636 okunma