Sevgi ölçülerinin ne çirkinlikle ne de güzellikle alakası vardır. İyilik fenalık ölçülerinin adaletle,mantıkla hiç bir münasebeti yoktur. Sebepsiz sever, sebepsiz nefret eder, sebepsiz fenalık eder.
Sinekli Bakkal Sinekli Bakkal’ı gerçekten çok beğendim. Kitabın bu kadar güzel olmasının en büyük nedeni; o dönemin şartlarını, insanların düşünce yapılarını, dine bakış açılarını ve halkın birbiriyle olan bağlarının gücünü çok etkileyici bir şekilde anlatmasıydı. Halide Edip Adıvar zaten sevdiğim ve mutlaka okunması gereken bir yazar olduğunu düşündüğüm biri. Bu kitap da onun anlatım gücünü bir kez daha bana gösterdi.
Sinekli Bakkal; aşkı, dostluğu, kavgayı, sadakati, vefayı, Doğu-Batı çatışmasını ve bu iki dünya arasındaki farkları, dindarlığı ve kindarlığı bir arada çok başarılı bir şekilde barındıran bir roman. Bazı bölümlerde Rabia’nın bu kadar Doğu'ya bağlı, tutucu tavırları beni gerçekten çok sinirlendirdi. Özellikle Peregrini’nin (Osman’ın), Rabia için yaptığı fedakârlıklara rağmen Rabia’nın aynı şeyi yapmaması, sadece inandığı doğrulara sıkı sıkıya bağlı kalması beni kitaba karşı daha da duygusal yaklaştırdı. Bir kitaptaki olaylara karşı gerçek duygular hissetmem ise Halide Edip’in anlatım dilinin ne kadar güçlü ve etkili olduğunun en büyük kanıtıydı.
Özetle, kitabı gerçekten çok beğendim. Her satırında Doğu-Batı farkını ve çatışmasını iliklerime kadar hissettim. Bununla birlikte vefa, sadakat ve aşk gibi duyguları da oldukça yoğun yaşadım. Genel anlamda çok güzel bir eserdi.
"Ya hayatlarının anlamını bulamayanlar?"
diye söze girmişti kızılderili. "Onlar ne olacak?"
"Onlar da, göğüslerinde bir et parçasıyla canlı canlı çürüyecekler. Ve buna da, yaşamak demeye devam edecekler."