9/10
·424 syf.··
2026 123. kitabı
#NergisKokuluYorum Wyatt ‘-Gün ışığı gibisin, biliyor musun? Kulağa klişe geliyor ama doğru. Sen yanımdayken her şey bir anda daha iyi oluyor.’ ‘-İstediğin zaman senin güneşin olurum, Wyatt.’ Tek gecelik maceraların efendisi Wyatt Rivers, kasabanın gözdesi, benimse çocukluk arkadaşım ve yıllardır gizlice âşık olduğum adamdır. Hayalimdeki işe başlamadan önce memleketime dönünce, yerli bir kovboyla kısa bir macera yaşamak isterim ve bu konuda Wyatt’tan yardım alırım. Ancak sahte flörtleşme kısa sürede sahte sevgililiğe, ardından gerçek duygulara dönüşür. Yaklaşan ayrılık ve Wyatt’ın gerçekten değişip değişemeyeceği ise bizi zor bir seçimle karşı karşıya bırakır. Çünkü kovboylar gibi kalpler de kolay kolay dize gelmez. Kovboy romantizmini öylesine güzel işlemiş ki yazar, Sally ve Wyatt’ı okumaya doyamadım resmen Arkadaştan aşka ilerleyen favori hikâyelerim arasında yerini aldı kesinlikle İkisinin de birbirlerine olan aşkı, bağlılığı ve düşünceli halleri o kadar güzeldi ki Wyatt’ın kardeşleri ile olan ilişkilerini okumak çok keyifliydi, özellikle Sawyer’ın desteği çok güzeldi Kızı Ella ve Wyatt’ın diyalogları ise çok çok hoştu Sally’nin Wyatt’tan sahte sevgilisi olmasını istemesi ama oynadıkları oyunun hiç de sahte olmadığını keşfetmeleri çok uzun sürmüyor Wyatt’ın Sally’e olan sevgisi öylesine güzeldi ki resmen okumaya doyamadım. Aşkı için öylesine özenli ve her şeyi doğru yapmaya çalışıyor ki çok etkileyiciydi Sally’nin hayatını burada geçirmek isteyişi ama kariyeri ile kalbi arasında kaldığı kısımlar çok güzel işlenmişti. Ama babasının kariyeri konusundaki sabit fikirleri ve yaptıkları beni çok yordu ve kendisinden pek hoşlanmadım kitabın sonuna doğru kendisine geldi neyse ki İkisinin de hisleri bu kadar güçlüyken yıllarca uzak durmaya çalışmaları çok kalbimi kırsa
WyattJessica Peterson · Artemis Yayınları · 20268 okunma
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Mary Shelley’nin Frankenstein eseri, bilimsel hırsın ve yaratıcının sorumluluğunun sınırlarını sorgulayan, gotik edebiyatın en sarsıcı başyapıtlarından biri olarak öne çıkıyor. Victor Frankenstein’ın kendi kibrine yenilerek hayata döndürdüğü "yaratık" ile kurduğu trajedi dolu ilişki, aslında bir korku hikayesinden ziyade, dışlanmışlığın, yalnızlığın ve insan doğasının karanlık yanlarının derin bir analizi. Kitabı okurken, yaratığın saf bir sevgi arayışıyla başlayıp reddedilmenin getirdiği öfkeyle canavara dönüşme sürecini izlemek, okuyucuyu "gerçek canavarın kim olduğu" sorusuyla baş başa bırakıyor ve Lordum, bu klasik eser insanlığa dair sorduğu etik sorularla güncelliğini hiçbir zaman yitirmiyor.
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,7bin okunma
Reklam
8/10
·%30 (83/272 syf.)··
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 03:21
Elmi kitablarin xestesi olduğum uçun tebiiki bu kitabida sevdim ve maraqla ,zövqle oxudum sizlerede tövsiyye edirem Kitab elmi faktlara esaslanaraq bize men kimem? heqiqeten kim qerar verir? Realliq nedir ? ve bu kimi sullara elmi açiqlamalar getirerek ,insan beyni,sxematik quruluşu ,ister huceyreler,neyronlar haqda,istersede keçirilen elmi tecrübeler haqqindan çox rahat ve başa dúşúlen dille açiqlamalar verir.Müəllif izah edir ki, beynimiz doğulduğumuz andan etibarən daim dəyişir. Yaşadıqlarımız, öyrəndiklərimiz və ətraf mühit beynimizi formalaşdırır.Eagleman deyir ki, gördüyümüz dünya əslində beynimizin yaratdığı modeldir. Gözlərimiz, qulaqlarımız və digər hiss orqanlarımız yalnız məlumat göndərir, həmin məlumatları mənalandıran isə beyindir. Yəni: Hamımız eyni dünyanı görmürük. Beyin boşluqları özü doldurur. Xatirələrimiz belə tam etibarlı deyil göstərir ki, qərarlarımızın böyük hissəsi şüuraltı proseslər tərəfindən verilir. Biz çox vaxt qərarı əvvəl veririk, sonra isə özümüzə məntiqi izah tapırıq. Burda en xosuma gelen hisselerden biride odurki yazici qeyd edirki ,insanlar toplu halda yasamaga uygunlaşmis varliqlardir ,insan cemiyyetden tecrid olunanda onun şüuralti ve psixikasinda yaranan problemleri anlaşila bilen elmi dille çox gozel izah edir mutleq oxuyun
BeyinDavid Eagleman · Domingo Yayınevi · 20167,1bin okunma
Hiçbir kapı, aklın çözemeyeceği kadar sıkı kilitlenemez..
9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 19:06
Gaston Leroux tarafından yazılmış olan Sarı Odanın Esrarı kitabının konusu tamamen kilitli, içeriden sürgülü olan ve hiçbir çıkışı bulunmayan bir odada işlenen cinayeti ve saldırganın nasıl sırra kadem bastığı anlatılıyor. Görünüşe göre imkansız ve oldukça karmaşık olan bu gizem belki ilk dedektif romanı değil ancak Edebiyat tarihinin ilk Kilitli Oda yani imkânsız suç gizemi romanlarından biri olma özelliğini taşıyor. Polisiye tarihinde de özel bir öneme sahip. Katilin bu sarı odaya nasıl girdiği ve odadan nasıl kaçtığı kitap da çözülmesi gereken en büyük sırdır. Çok zekice işlenmiş bir kurguya sahip. Hatta döneminde eleştirmenler tarafından deha ürünü olarak kabul edilmiş. Zekânın, yaratıcılığın ve yeteneğin sonucunda ortaya çıkmış bu eserin en önemli özelliklerinden birisi yazarın sarı odanın krokisini yapması, şatonun planını ve olay yerinin çizimlerini de kitap için de belirtmesi. Bu sayede okuyucuyu da olayın içine iyice dahil ederek katili bulma konusunda tüm gerçekleri gözler önüne seriyor. Bir diğeri devamlı bir algı yöntemine başvurması gerçeklerin veya olayların sunulma şeklini planlı bir şekilde devamlı yönlendirmeye çalışması sarı odanın esrarın da birçok terori bulsak da sonradan bu teorilerin mantık yoluyla çürütülmesi de okuyucu şaşırtmaya ve düşündürmeye devam etmesine neden oluyor. En sonuncusu ise büyük sırrın ortaya çıkması ve katilin kimliğinin açıklanması. Kesinlikle kurgunun en zekice kısmı suçun nasıl işlendiği, sarı oda gizeminin çözülmeye başladığı ve gerçeklerin bir bir açığa çıktığı o kısım ve bununla beraber katilin kim olduğunun ortaya çıkmasıyla büyük bir ters köşenin de bizi bekliyor olması. Aslında hiçbir şey imkansız değildir. Olayların mutlaka mantıklı bir açıklaması vardır. Fakat eksik bir bilgi ya da yanlış bir düşünce bizi olaylardan çok
1000Kitap
Sarı Odanın EsrarıGaston Leroux · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,852 okunma
8/10
·248 syf.··
2026 15. kitabı
Yalnızlık insanin kendi tercihi midir yoksa insanoğlu yalnızlığa itilir mi? İnsan ömrünün en zor yalniz zamanları yaşlılık mıdır?,Amann kim sever yaşlılığı Tatli bir o kadar da dramatik ,icten ,okumasi kolay bir kitap ,Şermin in hem kulüple beraber hem de bireysel olarak, okuduğum ikinci kitabi .Yormayan bir dili ve tarzi var .Okuyayım ama bunalmadan kitaplari bitireyim diyen herkes okuyabilir
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,5bin okunma
Ben Sakarım
Puan vermedi·109 syf.··
2026 53. kitabı
Aile denince aklınıza ne geliyor? Bir baba için aile; eşini ve çocuklarını korumak, onları kimseye muhtaç etmemek, hayatı onlar için elinden geldiğince yaşanılır kılmak demektir. Çocuklarını hayatın gerçeklerine hazırlarken merhameti ve sevgiyi rehber edinmektir. Bir anne için aile; evlatları uğruna gözünü kırpmadan her şeyi göze almak, onları sonsuz bir sevgiyle kuşatmak, dünyanın karmaşası içinde koruyup kollamaktır. Hayatının son anına kadar "çocuklarım" diyebilmek, eşine yoldaş olmak ve birlikte güzel hatıralar biriktirmektir. Çocuklar için ise aile; koşulsuz sığınabilecekleri bir yuva, güvenli bir limandır. Çünkü anne ve baba onların ilk kahramanlarıdır. Çocuklar sevmenin karşılığını beklemezler; sadece severler. Anne kızar, çocuk ağlar; ama yine anneye sarılarak ağlar. Çünkü onların dünyası anne ve babalarının varlığıyla ayakta durur. Evet, aile; anne, baba ve çocuklar için tüm bu anlamları, hatta daha fazlasını taşır. Peki gerçekten her aile böyle midir? Her anne ve babayı sorgusuz sualsiz kutsayabilir miyiz? Alexandre Seurat'ın Sakar adlı romanı tam da bu soruların peşine düşüyor. Yazar, gerçek bir olaydan esinlenerek kaleme aldığı bu romanda, bir çocuğun sessiz çığlığını merkeze alırken aile kavramının karanlıkta kalmış yüzünü de gözler önüne seriyor. Diana, yüzünden gülümsemesi eksik olmayan bir çocuk. Fakat o gülümseyişin ardında kimsenin duymadığı bir çığlık saklı. Kendisine ne olduğu sorulduğunda sürekli sakar olduğunu söylüyor; yaşadığı her olumsuzluğun kendi hatasından kaynaklandığına inanıyor. Oysa gerçekler çok daha farklı. Ne var ki gerçek ortaya çıktığında artık her şey için çok geç kalınmış oluyor. Kimse Diana'nın sessiz gülümseyişinin ardındaki acıyı göremiyor, kimse yardım çağrısını duyamıyor. Romanı okurken bu hikâyeyi yalnızca Diana'nın
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,6bin okunma
Reklam
Reklam