Katil kim ?
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 10:36
Herkesin katil olduğuna ikna olduğum ama her sayfada katilin değiştiği kanısına vardığım bir yapıt olmuş. Çok beğendim, çok akıcı bir eserdi kısa sürede bitirdim. Mükemmel bir son olmuş, yazarı kutluyorum.
Ne Yaptığını BiliyorumAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20226,9bin okunma
Oysa ben onu tonton bir dede sandıydım :))))
7/10
·144 syf.·
2026 67. kitabı
Haydi, beynimi yakan bu kitabı birlikte inceleyelim! :) Yaşamının sonlarına yaklaşmış, 70 yaşında ve anılarını kaybetmemek için mücadele eden bir Alzheimer hastası… Ama yanlış anlaşılmasın; söz konusu olan çiçekli, böcekli, nostaljik anılar değil. Onun zihninde özenle saklamaya çalıştığı şeyler, son derece planlı ve hatta kendisinin keyif aldığı bir dizi cinayet. Eğer siz de bu sevimli görünen yaşlı amcamızın gün içinde yaşadıklarını ve geçmişinde neler yaptığını kendi ağzından dinlemek istiyorsanız, oturup bu kitabı bi zahmet okumanız gerekiyor. Bunun yanında, Alzheimer hastalığıyla yaşayan bir insanın ruh hâlini ve zihnindeki düşünce geçişlerini anlamak açısından bile kitap oldukça etkileyici. Okurken psikolojim altüst oldu, ruhum daraldı, beynim adeta yandı… Ve bunlar hissettiklerimin yalnızca bir kısmı. Finali ise tam anlamıyla ters köşe. “Ne umduk, ne bulduk!” dedirtecek türden bir sonla karşılaşıyorsunuz. Ben kitabı fazlasıyla beğendim ve kesinlikle tavsiye ederim. Hadi o zaman, kitapta buluşma vakti! Daima kitaplarla ve sevgiyle kalın :)
Bir Katilin GüncesiKim Young-Ha · Timaş Yayınları · 20246,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·244 syf.··
2026 46. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Hepimiz bir yoğunluk bulutu içinde kim olduğumuzu unutarak yaşıyoruz çoğu zaman. Öyle günlerde insan kendini duyulmaz hisseder, kimselere anlatamaz “nasıl bir yere hapis olduğunu.” İşte, o zaman birine rastlarız ve kelimeler akıp gider çünkü bazen bir yabancıya her şeyi anlatmak daha kolay gelir. Bu eserde de sorumlulukları arasında kaybolan ve birbirlerini dinleyen yabancıların dost olma hikayesi…
Yeonnam-dong'un Neşeli ÇamaşırhanesiKim Jiyun · Epsilon Yayınevi · 2025695 okunma
Son kez Bronz...
10/10
·560 syf.··
2026 139. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 15:46
Bir serinin sonu... Son kez Bronz dedik. Kitap hakkında tam ne diyeceğim bilmiyorum aslında.Diyebileceğim eğer aksiyonlu, sırlı, değişik bir distopya istiyorsanız Bronz evreni tam bunun için.Tarota ilgisi olan varsa okusun bu seriyi kesinlikle.Çünkü sistem tarot kartları üzerine kurulu.Güncelden en sevdiğim seri diyebilirim zaten.Yeni başlayacaklar olan varsa kendini hiç sıkmasın çünkü gayet güzel bir akıcılık seviyesinde.Her kitapta daha ne kadar gidebilir demiştim ve gerçekten de ortaya çıkan sırlarla daha da genişledi.Eğer okuyacak daha genç kardeşler varsa ve cinsellik var mı diyen merak eden olursa evet seri ilerledikçe cinsellik biraz artıyor.Uyarı olsun diye söylüyorum.Serinin sonu hakkında diyeceğim... bu yolda gerçekten de çok kayıp oldu ve her karakterde kendimden bir şeyler bulabiliyordum.Hepsinin ayrı özel bir geçmişi var bence. Son kitapta da kayıplar oldu maalesef ama kim olduğunu söylemeyelim spoiler olmasın.Kitabın sonu hakkında düşünceme gelirsek... Yani hangi cümleyi söylesem spoiler olacak gibi ama beklenen olasılıklar arasında bir sondu diyebilirim.Dediğim gibi spoiler vermek istemiyorum.Viran'ın kurgusu gelecek.Küçük Arkana serisi adında.İlk kitap Kılıç Kraliçesi.Zaten çok merak ettiğim bir karakterdi, çok yakın hissediyordum onunla.Geçmişi örtük anlatılıyor kitapta. Net hâlini Küçük Arkana serisinde göreceğiz.Hoşça kalın. "Tarih yalnızca devrimcileri yazar.Geriye kalanlar ise onlara tanıklık eder."
Bronz 6Özge Naz · Guardian Yayınları · 202612 okunma
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 66. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:02
Virginia Evans'ın Muhabbet romanı, tamamı mektuplar ve yazışmalar üzerinden ilerleyen, son yıllarda okuduğum en etkileyici kitaplardan biri oldu. Romanın merkezinde, yetmişli yaşlarındaki Sybil Van Antwerp var. Hayatını, geçmişte yaptığı seçimleri, pişmanlıklarını, kayıplarını ve sevdiklerini mektuplar aracılığıyla anlatıyor bizlere. Hikâye ilerledikçe yalnızca Sybil'i değil, onun çevresindeki insanları da satır aralarından tanımaya başlıyoruz. Özellikle oğlunu kaybetmiş olmasının bıraktığı derin iz, kitabın en dokunaklı taraflarından biri. Roman; yas, yaşlılık, aile ilişkileri, affetmek, geçmişle hesaplaşmak ve insanın kendisiyle barışma çabası üzerine kurulmuş güçlü bir anlatıya sahip. Bu durum eleştirmenler tarafından da mektup roman türünü başarıyla yeniden canlandıran, samimi ve duygusal derinliği yüksek bir eser olarak değerlendirilmiş gördüğüm kadarıyla. Kitabı en çok sevmemin nedeni anlatım biçimi oldu. Mektup türünde yazılmış olması ilk başta bana farklı gelse de kısa sürede hikâyenin en güçlü yanı hâline geldi gözümde. Sanki bir roman okumaktan çok, gerçek insanların birbirine yazdığı mektupları okuyormuşum hissine kapıldım. Kitabın adı gibi, gerçekten benimle muhabbet ediyormuş gibiydi. Orjinal adı aslında daha yerinde( The Correspondent - Mektuplaşan) ama türkçe başlığı da bence yerinde bir seçim olmuş. Mektuplar öylesine samimi ve içtendi ki zaman zaman ben de birilerine mektup yazmak istedim. Başlangıçta çok fazla karakter olması nedeniyle kim kimdir konusunda biraz zorlandım. Bir süre karakterleri kafamda oturtamadım ve bu durum okuma hızımı düşürdü. Ancak birkaç mektup sonra ilişkiler netleşmeye başladı. O noktadan sonra kitap adeta akıp gitti. Hatta yabancı okur yorumlarında da benim yaşadığım bu durumdan bahsedenler olduğunu gördüm; birçok kişi
Edebiyat
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 202653 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2026 37. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 18:58
Zavallı insanlık kendi bağrına hançerlemek cinnetine bir tedavi serumu bulamayacak mı? Sevgili arkadaşlar bu akşam size #HüseyinRahmiGürpınar kaleminden #kesikbas abla romanı ile geldim.. Bu kitap yazarın kurgusu kapsamı ve konusu itibarıyla tek polisiye romanı. Kesik baş önce İstanbul'un Seçkin gazetelerinden iktdam'da tefrika halinde yayınlanır kitap olarak ilk basımı ise 21 yıl sonra 1942 yılında Hilmi Kitabevi tarafından dönemin ihtiyaçlarına göre sadeleştirilmiş olarak kullanılır.. Gelelim kitaba Kitap nasıl başlıyor Nafiz efendi yoksulluk çeken kaynanası Refika hanım ile geçimsizlik yaşayan ve teselli içki de arayan bir adamdır bir akşam meyhane kapandıktan sonra sarhoş bir halde yolu düşer ve kaynanasının öfkesini dindirmek için pazardan devasa bir lahana alır. Lahanayı taşımakta zorlanan nafiziğin etrafının mahalle çocukları Sarar ve onunla Aliye derler Nafiz efendi karanlık ve susuz bir kuyuya düşer. Olay yerine polisler gelir ve kurtulması için kuyuya bir ip sarkıtır Nafiz efendi kendi lahanası zannettiği Bir nesneyi bağlayarak yukarı çekilmesini sağlar yukarı çekilen bohça açıldığında içinden kesilmiş insan kafası çıkar.. Soruşturmayı deneyimli ve uzman zabıta memurları Remzi ve Seydi efendiler devralır kesit başı incelemek için morga götürülür.. başka bir semtte kesik kol ve bacaklar bulunur bulunan bir parmağın üzerinde 22 Şubat 1923 tarihli ve isimlerinin yazılı olduğu bir alyans vardır Bence efendi gazetelere verdiği kayıp ilanla yaşlıca bir kadın yanıt verir kadın bulunan yüzüğü teşhis eder fakat kocasının ticaret ve tedavi amacıyla Paris'e gittiğini söyler. Feride hanım kesik başı teşhis eder ve kocasına benzediğini söyler Ayrıca takma dişinin olmadığını söyler.. ama şart treni ile İstanbul'a gelen bir yolcuyu gizlice takip eden görevler polis
Kesik BaşHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025562 okunma