“"Öncelikle yaşamın getirdiğini kabul edeceksin. Durum ne ise kabul. Kabul etmek demek 'Aman ne güzel,' demek değil, o an önündeki ne ise onunla barış içinde olmandır. Direnmemektir. Reddetmemektir. Vir vir vir şikâyet etmekle geçirdiğin o günlerin sonu geldi. Yaşamın boyunca neredeyse her an direniş içindeydin. Her an sadece ve sadece kim olmak istediğin değil, ne yapmak istemediğinle ilgilendin. Bu olmasaydı, bunu yapmasaydım, bu gelmeseydi, bu gitmeseydi falan filan... Bu düşüncelerin içinde kaybolup gidiyorsun. Benim yanımda öncelikle bunu yaşamayı bırakacaksın. Burada olacaksın, BURADA!"
Özrün içinde, insan ilişkilerinin bütün ağırlığı sıkışmış gibidir. Kim olduğumuzu, kim olmak istediğimizi, başkasına nasıl mahcup olduğumuzu aynı anda konuşmak zorunda kalırız özür dilerken.
Peygamberimiz buyuruyor ki:
"Kim evden çıkarken " bismillah tevekkeltü alellahi velâ havle velâ kuvvete illâ billahi( Allah'ın adı ile, Allah'a dayanıp güveniyorum. Allah'ın izni olmaksızın hiç bir kımıldama, hiç bir deprenme mümkün değildir)" derse kendisine " hidayete erdirildin, yeterli kılındın ve korundun" diye cevap verilir ve şeytan ondan uzaklaşır."
[ Ebû Dâvud, Tirmizi, Neseî]