"Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmanın eline bırakmaz. Kim Müslüman kardeşinin ihtiyacını temin ederse Allah da onun ihtiyacını karşılar. Kim bir Müslümanın sıkıntısını giderirse Allah da onun kıyamet günü sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir. Kim bir Müslümanın ayıbını örterse Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter."
(Buhârî, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58).
Münih temiz bir şehir. Sokakları süpürüp tozları çeken arabalar gördüm. Bazı Almanlar bana Kuzey Almanya veya Hollanda'ya gidersem Münih'i pis bulacağımı söy-lediler. İstanbul'u düşündüm. Kendi kendime bir takım kararlar verdim. Fakat bu kararlar antidemokratik olduğu için açıklamaktan vazgeçtim. Demokrasi olsun da pislik devam etsin.
Münih'te bir belediye var. Nizamları uyguluyor. İstanbul'da yok mu diyeceksiniz. Bilmiyorum. Belki var-dır. Münih'te 40 metre karelik boş yer bulununca hemen apartmanlar yükselmiyor. Şehrin plânı var. Bir santim şaşılmıyor. İstanbul'da 100 metrelik doğru bir sokak bulamazsınız. Allah doğruluk fikrini kaldırmıştır. Hay-darpaşa'dan Pendik'e kadar trenle bir gidiniz. Yüz mil-yarlarca lira harcanarak şeddadî yapılar, güzel köşkler falan yapılmıştır. Fakat ne mimarlık üslûbu vardır, ne de belediye tüzükleri uygulanmıştır. Hani banliyödeki bina-ların arası en az altı metre olacaktı? Neden hepsi dört, üç metre ara ile dizilmiştir? Neden bazıları bitişik nizamda-dır? Bunlara kim izin varmiştir? Bütün kanunsuzluklar yapanın yanında kâr mı kalacak? İktidara geçtiğimiz zaman bütün bunların hesabını soracak ve Anayasaya bir madde daha koyacağız. Türkiye'de en dar cadde 50 metre genişliğinde olacak ve nadir durumlar dışında apartmana izin verilmeyerek herkes bahçeli bir evde oturacaktır. Türkiye'nin toprakları buna yetmezse Boğazları kapaya-rak Marmara'yı kurutur ve parselleyerek devlet hesabına halka satarız!..
Kendi kendime: “ Ne yapabilirdim? Elimden ne gelirdi? Ben kimim ki? “ diyor, fakat yine kendim: “ Hiç olmazsa kaçmazdın… Hiç olmazsa dinlerdin. Kim olursan ol… Dünyada kendisi için hiçbir şeyi olmayan bir insanın bile başkalarına yardım edecek bir şeyi vardır… Hiç olmazsa bir tek sözü…” diye cevap veriyordum.